
Adli Tıp Ne
İşe Yarar ?
Hazırlayan:
Prof. Dr. Şebnem Rasime K. Fincancı
İstanbul Üniversitesi Tıp
Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı
Adli tıp tıbbi konularda yargı sürecine
bilirkişilik hizmetinin uzmanlık düzeyinde sunulması amacıyla kurulmuş
bir bilim dalıdır. Bu bilim dalında eğitim alabilmek ve “adli tıp uzmanı”
olmak için Tıp Fakültesinden mezun olmak ve daha sonra da adli tıp uzmanlık
eğitimi almak gerekmektedir. Adli Tıp Uzmanlık eğitimi Tıp Fakültelerinin
Adli Tıp Anabilim Dalları ve Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumunda verilmektedir.
Adli Tıp Kurumu ve Tıp Fakültelerinin
Adli Tıp Anabilim Dallarının yanı sıra iki kentimizde, İstanbul ve Ankara’da
Adli Tıp Enstitüleri vardır. Adli Tıp Enstitüleri İstanbul ve Ankara Üniversitesi’ne
bağlı enstitüler olup adli bilimlerin değişik alanlarında yüksek lisans
ve doktora düzeyinde eğitim vermekte, ancak adli tıp uzmanlık eğitimi vermemektedir.
Enstitü’de eğitim alan değişik bilim alanlarından öğrenciler bu eğitimin
sonunda adli tıp uzmanı olamazlar, çünkü tıpta uzmanlık ayrı bir tüzük
ile kuralları belirlenmiş ve Sağlık Bakanlığı’nca tescil edilen uzmanlık
diploması ile gerçekleşen bir eğitim sürecidir ve öncelikle hekim olmayı
gerektirir.
Adli tıpta
çalışma alanları
Adli tıp bir bilim dalı olarak Türkiye’de
oldukça geniş bir alanı kapsamaktadır. Yalnız ana başlıkları ile sıralanacak
olursa:
Bir dış etki ile meydana geldiğinden kuşkulanılan ölüm olaylarında (adli patoloji)
  Ölüm nedeni
  Ölüm şekli
  Ölüm zamanı
  Dış etkenin cinsi, nitelikleri ve ölümdeki etki düzeyi
  Balistik
    Silah incelemesi
    Atış mesafesi
  Adli toksikoloji
    Maddenin cinsi, miktarı ve organizmaya etkisi
  Kimliklendirme (adli antropoloji, adli seroloji, adli diş hekimliği... )
Ölümle sonuçlanmayan adli olaylar (klinik adli tıp)
  Yaralanmalar
    ağırlık ölçüsü
  yarayı meydana getiren cismin belirlenmesi
    yara yaşı
  Balistik
    Silah incelemesi
    Atış mesafesi
  Adli toksikoloji
    Maddenin cinsi, miktarı ve organizmaya etkisi
  Cinsel saldırılar
Ceza sorumluluğu ve hukuki sorumluluk (adli psikiyatri)
Belge incelemeleri
Leke vb. delillerin tipi ve kimliklendirmesi
Bir adli tıp uzmanı, bu alanların
tümü ile ilgili bir eğitim programını izleyerek uzmanlık eğitimini tamamlamaktadır.
Balistik ve leke vb. delillerin incelenmesi ile kimyasal incelemelerin
ilgili laboratuvar birimlerince gerçekleştirilmesinde – özel çalışma alanı
değil ise- yer almamakla birlikte, olayın özelliğine göre yapılacak incelemelerin
türünün belirlenmesinde ve daha sonra bu incelemelerden elde edilen bilgilerin
olayın özelliğine göre değerlendirilip yorumlanmasında rol oynar.
Bir örnek ile açıklayacak olursak,
kanda şekerin yüksek olduğunu laboratuvarda biyokimya uzmanı tespit eder,
ancak muayene bulgularına göre kanda neler araştırılması gerektiğine ve
bulunan değerlere göre hastalığın ne olduğuna ve tedavisine iç hastalıkları
uzmanı karar verir. Klinik ve laboratuvar birlikte çalışır, yapılan bir
ekip çalışmasıdır ve ekibin her bileşeni aynı düzeyde önemlidir. Adli tıp
uzmanlığının çalışma alanı ağırlığı klinik olmamakla birlikte uzmanlık diplomasında
“bir kliniği ve laboratuvarı idare edebilir” ibaresi de bulunmaktadır.
Adli tıp
denilince akla ilk gelen - Otopsi
Otopsi yapmak için yasalara göre
tıp fakültesi mezunu hekim olmak gerekmektedir. Adli tıp uzmanı sayısının
yeterli olmaması nedeniyle Türkiye’de otopsilerin bir kısmı adli tıp uzmanı
olmayanlarca yapılmaktadır. Bu nedenle çok büyük eksiklikler ortaya çıkmakta
ve yeniden mezar açılarak inceleme yapmak gerekebilmektedir. Otopsi çok
önemli bir cerrahi girişimden farklı değildir. En basit bir ameliyat için
dahi cerrah olmak gerekirken, otopsinin uzman olmayanlarca yapılması büyük
bir yanlış ve delillerin ortadan kalkması demektir. Hastalar sevk edilebiliyor
ise, ölenler de sevk edilebilmeli ve otopsi adli tıp uzmanı tarafından
yapılmalıdır.
Otopsi yalnız organların alınması
demek değildir, üstelik organlar alınmamakta, çıkarılıp incelenen organlardan
gerekli parçalar alınıp organlar yerine konulmaktadır. Otopsi olay yerinde
başlayan ve tüm laboratuvar inceleme sonuçları adli tıp uzmanının eline
ulaşıp teşhis konulana kadar geçen tüm aşamaları kapsayan bir işlemdir.
Ölenin olay yerinde bulunuş şekli,
üzerindeki elbiselerin özellikleri ve hem olay yerinden hem de ölenden
toplanacak deliller, ölenin dış muayenesi, baş, göğüs ve karın boşlukları
açıldıktan sonra organların ve boşlukların durumu, organ ağırlıkları, renkleri,
kıvamları gibi çıplak gözle görülen özellikleri, gerekli yerlerden ve olayın
özelliğine göre alınan örneklerin mikroskop ile ve diğer laboratuvar yöntemleri
ile incelenmesi ve tüm bu incelemeler sonucunda elde edilen verilerin yorumlanarak
teşhisin konması bir bütün olarak otopsi işleminin aşamalarını oluşturmaktadır.
Adli tıp uzmanı uygun yerden uygun
koşullarda örnek almamış ise ve ne aranması gerektiğini belirtmezse, laboratuvarda
arananlar eksik kalır, laboratuvar sonucu gelmeden de adli tıp uzmanı kesin
teşhisini koymakta zorlanır. Otopsi son derece organik bir işlemdir ve
ekibin her elemanının uyum içinde çalışmasını gerektirir. Bir insan bedenindeki
organlar gibi...
Ekip çalışmasında
yaşanan sorunlar
Klinik ve laboratuvar incelemelerin
bir arada yapılması her alanda konulacak teşhisin güvenilirliğini arttıran
bir işlemdir. Örneğin alkol muayenesi tek başına solunum havasında veya
kanda alkol düzeyinin belirlenmesi değildir. Nörolojik muayene, yani reflekslerin
ve hareketlerin kontrolü de kişinin alkolden etkilenme düzeyini göstereceğinden,
iki işlemin bir arada yapılması gerekir. Ekip çalışması her alanda zorunludur.
Ne yazık ki ülkemizde bu yöntemler
ile çalışma yapabilmek çok güçtür. Olay yerinden başlayarak her aşamada
birlikte çalışması gereken ekibin her elemanı ayrı bir yerde, farklı yöntemlerle
ve standardize edilmemiş bilgi ve beceri birikimi ile çalışmaktadır. Bu
eksikliğin giderilmesi için öncelikle işbirliği ve her alanda bilimsel
yetkinlik gerekmektedir.
Bu koşullar yerine getirilmediğinde
daha çok mezar yeniden kazılmak zorunda kalacaktır. Bazı durumlarda yeniden
inceleme gereği ortaya çıkabilir, ama Türkiye’de adli ölüm olaylarının
yaklaşık 2/3’ünün mezarı yeniden açılarak cesedin incelenmesi zorunlu olmaktadır.
Tüm bu eksiklikler çok pahalıya mal olmaktadır ve bunun bedelini hep birlikte
ödüyoruz.
|