

Ayın Konuğu - Uzm. Dr. Özge Yenier DUMAN
Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) ya da "Takıntı Hastalığı"
Uzm. Dr. Özge Yenier DUMAN
Psikiyatri Uzmanı - Ankara Numune Hastanesi
Obsesif
Kompulsif Bozukluk (OKB) ya da “Takıntı Hastalığı” Nedir?
Kişinin isteği dışında aklına
gelen sıkıntı ve rahatsızlık verici düşünce, dürtü ya da imgelemlerinin
(obsesyonlar) olduğu ve bunların istemli biçimde zihninden uzaklaştırılamadığı
bir hastalıktır. Günlük yaşamda dış kapının kilitli olup olmadığını, ocağın
altını kapatıp kapatmadığını bir iki kez kontrol eden, aklına kötü bir
düşünce geldiğinde hissettiği endişeden kurtulmak için tahtaya vuran kişilerle
sıklıkla karşılaşabiliriz. Böyle davranışları olan herkes hasta olarak
kabul edilemez. OKB’den söz edilebilmesi için takıntılı düşüncelerin ve
bunların yarattığı kaygıyı gidermeye yönelik davranışların (kompulsiyonlar)
aşırı düzeyde olması ve kişinin yaşamını ciddi derecede olumsuz biçimde
etkiliyor olması gerekir. OKB olan kişiler takıntılı düşüncelerinin saçma
olduğunu bilir ama bunları düşünmekten kendilerini alıkoyamazlar.
Bu zorlayıcı ve tekrar edici düşüncelerin verdiği kaygıyı ortadan kaldırmak
için ise saçma olduğunu bile bile bazı davranışları yineleme gereksinimi
duyarlar.
Belirtileri
Nelerdir ?
Obsesyonlar (saplantılar) ve
kompulsiyonlar (zorlantılar) biçimindedir. Obsesyonlar kişinin isteği dışında
ortaya çıkan, zorlayıcı, tekrarlayan, denetlenemeyen düşünce, dürtü ya
da imgelemlerdir. Kişi bunların anlamsız olduğunu bildiğini ama zihninden
atamadığını belirtir. Bu takıntılı düşünceler hastada endişe, korku, şüphe
ve huzursuzluk gibi duygulara yol açar. Sık karşılaşılan bazı obsesyonlar
şunlardır:
Kirlenme-Bulaşma:
Bulunduğu
ortamdan kan, idrar, tükürük, meni ya da mikrop bulaşacağı şüphesi
Saldırganlık-Zarar
verme: Başkalarına özellikle de yakınlarına zarar verici davranışlarda
bulunabileceği endişesi (örneğin “çocuğumu balkondan atar mıyım?” gibi
düşünceler)
Şüphe-Emin
olamama: Kendisinin ya da yakınlarının başına kötü bir şey geleceği,
bir şeyi eksik ya da yanlış yaptığından şüphe etme (örneğin evde yangın
çıkabileceği, çocuğunun kaza geçireceği, ocağı ya da dış kapıyı açık unuttuğu
gibi düşünceler )
Cinsellik:
Rahatsız edici, kontrol edilemeyen ve tekrarlayıcı cinsel içerikli
düşünce, dürtü ya da imgelemler (örneğin yakınları ile cinsel ilişkide
bulunmaya ilişkin düşünceler)
Dinsel-Ahlaksal:
Rahatsız
edici, tekrarlayan dinsel içerikli düşünceler (örneğin dinsel ya da ahlaksal
açıdan yasak, uygunsuz davranışlarda bulunacağı düşünceleri)
Kompulsiyonlar ise obsesyonların
yarattığı sıkıntı ve kaygıyı gidermeye yönelik tekrarlayan davranışlardır.
Takıntılı düşünlerden kurtulmak için başka şeyler düşünme ya da belli törensel
davranışları tekrar tekrar gerçekleştirme biçiminde olabilirler. Obsesyonlar
kaygı yaratırken kompulsif davranışlar kaygıyı geçiçi bir süre yatıştırırlar
ve bazen günün büyük bölümünü kaplayarak hastanın işlerini gerçekleştirmesini
engelliyor, iş ya da okul başarısını düşürüyor, sosyal ilişkilerini bozuyor
olabilirler. Bazı kompulsiyon örnekleri şunlardır:
Temizlik:
Çok
uzun zaman tekrar tekrar el yıkama, banyo yapma, ev temizleme (örneğin
saatlerce banyodan çıkmama, el yıkama ile günde bir kalıp sabun tüketme,
her yeri çamaşır suyu ile tekrar tekrar silme gibi davranışlar)
Tekrar etme:
Kaygı
verici obsesif düşünceden kurtulabilmek için tekrarlayan düşünceler ya
da bazı davranışları yeniden gerçekleştirme (örneğin tekrar tekrar dua
okuma, bazı sözcükleri yineleme, bazı hareketleri tekrar tekrar yapma gibi
davranışlar)
Kontrol etme:
Hırsız girebileceği, yangın çıkabileceği gibi düşüncelerle tekrar tekrar
kapıyı, pencereyi, ocağı kontrol etme gibi davranışlar.
Sayma: Sayı
sayma, araba plakalarını okuma, kaldırım taşlarını sayma (örneğin bardağını
yedi kez yıkama, giysisini üç kez giyip çıkarma, ellerini beş kez çırpma
gibi davranışlar)
Soru sorma:
Kaygı duyduğu ya da şüphe ettiği konu ile ilgili tekrar tekrar ya da belli
sayıda soru sorma (örneğin evden çıkmadan yakınlarına “bugün kaza geçiriri
miyim?” ya da gittiği doktora “dolmuşun kapısını tuttuğum için AIDS olur
muyum?” gibi sorular sorma)
Tamamlama:
Belli
bir davranışı törensel biçimde ve belirli sayıda yapma (örneğin önce tüm
banyoyu üç kez çamaşır suyu ile yıkama ardından beş kez banyo yapma gibi)
Başlangıç
yaşı Kaçtır?
Hastalığın ortalama başlangıç yaşı
yirmili yaşlar civarındadır, ancak iki yaşında olgular bildirildiği gibi
daha ileri yaşlarda da ortaya çıkabilir.
Görülme Sıklığı
Nedir ?
Genel olarak toplumda her elli
kişiden birinde OKB görülebileceğinden söz edilmektedir. Ancak kişilerin
yaşadıkları durumun bir hastalık olabileceğini düşünmemeleri ya da yoğun
sıkıntı ve bunaltı uyandıran obsesif düşüncelerini saçma, anlamsız bazen
de utanç verici bulmaları nedeniyle doktora anlatmaktan çekinmeleri nedeniyle
gerçek görülme sıklığının daha fazla olabileceği tahmin edilmektedir. Ruhsal
hastalıklar arasında OKB oldukça yüksek sıklığa sahiptir. Oysa hastaların
pek çoğu tuhaf buldukları durumlarının yalnızca kendilerinin başına gelmiş
bir durum olduğunu düşünürler.
Hastalığın
Nedenleri Nelerdir ?
OKB’nin bilinen tek bir nedeni
yoktur. Kesin nedeni bilinmemekle birlikte hem biyolojik hem de psikolojik
nedenleri olabileceği düşünülmektedir. OKB’li hastaların yakınlarında da
bu hastalığın sık görülüyor olması genetik bir yatkınlığı akla getirmektedir.
Beyinde kimyasal iletici görevi yapan serotonin adlı maddenin düşük düzeylerinin
hastalığın nedeni olabileceği ileri sürülmektedir.
Birlikte
Görülebilen Hastalıklar Nelerdir ?
OKB’si olan hastaların yaklaşık
on kişide 7-8’i yaşamlarının bir döneminde en az bir kez depresyon hastalığı
geçirme riskine sahiptirler. Bu birliktelik hastanın durumunu daha da sıkıntılı
ve güç hale getirmektedir.
Tourette Bozukluğu adı verilen
ve daha çok çocuk ve ergenlerde tiklerle kendini gösteren bir hastalık
OKB ile sık birliktelik göstermektedir. Tourette’li çocuklar büyüdüklerinde
OKB hastası olabilmektedirler.
Korunma Yöntemleri
Nelerdir ?
OKB’yi önlemenin bilinen bir
yolu yoktur ancak erken teşhis ve tedavi hastalık tablosunun kötüleşmesini
ve kişinin yaşamına olan olumsuz etkilerini engelleyebilmektedir.
Teşhisi Nasıl
Konuyor?
Teşhis hasta ile yapılan psikiyatrik
görüşme ile konur, herhangi bir laboratuar araştırması ya da radyolojik
tetkik yapmanın hastalığın teşhisini koymaya katkısı yoktur.
Tedavisi
Nasıl Yapılıyor?
OKB tedavisinde kullanılan
en etkili iki yöntem; ilaç tedavisi ve bilişsel davranışçı psikoterapidir.
Bu iki yöntem tek başlarına ya da en iyisi ikisi birlikte uygulanabilir.
OKB’nin tedavi ile tamamen iyileşmesi mümkün değildir ama hastalık
kontrol altına alınabilir. Tedavideki en önemli güçlüklerden biri hastaların
uzun süreli ilaç tedavisine uyum göstermemeleridir. Bu nedenle hastaların
hastalık ve tedavi konusunda bilgilendirilmesi gereklidir.
İlaç Tedavisi
Nasıl Yapılıyor?
En etkili ilaç tedavisi beyindeki
serotonin miktarını artıran seçici serotonin geri alım inhibitörleridir.
Depresyon tedavisinde de yaygın olarak kullanılan bu ilaçların OKB’de daha
yüksek dozda ve daha uzun süre kullanılmaları gerekmektedir.
Psikoterapi
Yöntemi Nasıl Sonuçlar Veriyor ?
Psikoterapi teknikleri içinde
OKB’de en etkili bulunan yöntem bilişsel davranışçı terapidir. Bu yöntemde
hastanın obsesif belirtilerinin artacağı endişesiyle uzak durmaya
çalıştığı düşünce ve nesnelere giderek artan yoğunluk ve sürelerde maruz
kalması ve kaçındığı durumların üzerine gitmesi sağlanır. Terapisti ile
iyi bir işbirliği sağlayan hastalarda oldukça iyi sonuçlar veren bir tedavi
yöntemidir.
Hasta ve
Hasta Yakınlarına Önerileriniz Neler Olabilir ?
OKB belirtileri olan hastaların
içinde bulundukları durumu yalnızca kendilerinin başına gelmiş tuhaf bir
ceza gibi algılamayıp bir hastalık olarak tedavi edilebilmesi için en kısa
sürede bir doktora başvurmaları önemlidir. Bu hastalığın tedavisinin uzun
ve yorucu olduğunu bilerek önerileri uygulamaları, tedavi ile ilgili sıkıntı
yaratan durumları zaman geçirmeden doktorlarına aktararak çözüm yollarını
açık tutmaları yerinde olacaktır.
OKB’li kişilerin zaman zaman
hasta olduklarına ilişkin içgörülerinin olmaması yakınlarının onları tedaviye
yönlendirme konusunda çaba harcamalarını gerektirmektedir. Hasta yakınlarının
hastanın belirtileri konusunda anlamsız ve saçma düşünce ve davranışlarda
bulunduğunu belirterek ikna etmeye çalışan tartışmalara girmesi hem gereksiz
hem de sakıncalıdır. Hastanın elinde olmayan belirtilerini sanki çaba gösterse
engelleyebilirmiş gibi bir ifade hasta ile yakınlarının ilişkisinin ciddi
biçimde bozulmasına ve aile içi sorunlara neden olabilir. Bu nedenle tedavi
sürecinde ailenin bilgilendirilmesi, tutumu ve desteği çok önemlidir. Bu
amaçla çoğunlukla ailenin de tedavi sürecine katılımının sağlanması yerinde
olmaktadır.
|