

Obezite (şişmanlık)
Doç. Dr. Göksun AYVAZ
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi
Endokrinoloji ve Metabolizma BD Öğretim Üyesi
Şişmanlık, vücutta olması gerekenden
fazla yağ dokusu birikmesi halidir. Fazla kilolu olmaktan farklı bir kavramdır
ve bugün için estetik bir sorun olmaktan çok bir hastalık olarak kabul
edilmektedir. Örneğin sporcu bir kişinin kas ve kemik kitleleri daha fazla
olduğu için ideal kilosundan fazla ağırlıkta olsa bile şişman sayılmaması
gerekir. Çünkü yağ dokusu fazla değildir. Tam tersine boyuna göre ideal
kiloya sahip olan bir kişide kas ve kemik dokusu az vücut yağ kitlesi fazla
ise bu kişinin kilosu fazla değil ama yine de şişman sayılabilmektedir.
Şişmanlık tanımlamasında kullanılan
bazı ölçüm yöntemleri mevcuttur. Bunlardan biri “İdeal Kilo”dur. Kabaca
kişinin boyundan 100 çıkarmakla o kişinin ideal kilosunu hesaplamak mümkündür.
Örneğin 170 cm boyundaki bir kişinin kilosunun 70 olması gerekmektedir.
Şişmanlık
Nedenleri
Şişmanlığın artışına neden olan etkenler
arasında yaşlılık, beslenme alışkanlığının hazır
yiyecek türüne kayması ve ayaküstü yenilen tost, sandviç, hamburger,
piza, patates kızartması gibi yiyeceklerin fazla tüketilmeye başlanması,
kadınlarda çok doğum yapma, daha az hareketli bir yaşam, sanayileşmiş
bir toplumda yaşama, evlilik, alkol tüketimindeki artış ve en önemli
nedenlerden biri olarak genetik sayılabilir. Yaş ilerledikçe metabolizma
hızı azalacağından kilo vermek zorlaşmaktadır. Toplum olarak beslenme tarzının
özellikleri de şişmanlık için belirleyicidir. Çok yağlı yemek türleri fazlaca
tüketiliyorsa, ya da özellikle sanayileşmekte olan ülkelerde daha çok hazır
ve ayaküstü hızlı yenilen ancak hamur ve yağdan çok zengin gıdaların tüketimi,
yöresel ev yemeklerinin yerini almaya başlamışsa şişmanlık kapıda demektir.
Kadınlarda her geçirilen gebelik vücutta fazladan kilo bırakabilir. Özellikle
kadın, gebelik sırasında gereğinden fazla kilo aldıysa ya da doğum sonrasında
bu fazla kiloları atmak için gayret göstermediyse ve çok sayıda doğum yaptıysa
yine şişmanlık adayıdır. Kişinin hayatında oluşan bir değişiklik nedeniyle
aktivitesi azaldıysa, örneğin bedensel olarak aktif olduğu bir işten masa
başı bir işe geçiş, iş bırakma veya emeklilik, araba kullanmaya başlamak
gibi nedenlerle enerji tüketimi azalabilir. Evlilik de şişmanlığın ortaya
çıkması için bir etken olabilir. Gerek erkekte gerekse kadında, özellikle
de şişmanlığa eğilimi olan kişilerde evlilik öncesinde kilo almamak ve
formda kalmak için gösterilen çaba evlilik sonrasında pek kalmadığı için
daha kolay kilo alınabilmektedir. Alkol kullanımı da boş enerji olduğu
için ve genellikle beraberinde kalorili yiyeceklerin de tüketilmesi nedeniyle
şişmanlık için hazırlayıcı bir nedendir. Bunların yanısıra şişmanlığın
ortaya çıkmasında en önemli faktörlerden biri de genetiktir. Bazı ailelerde
çocuklar da ebeveynler gibi şişmanlığa eğilimlidir.
Bu faktörlerden bir ya da daha fazlasının
bir kişide bulunması ile şişmanlık ortaya çıkmaktadır. Ancak şu da unutulmamalıdır
ki bir kişi ancak ve ancak harcadığından daha fazla gıda veya kalori alırsa
ya da tersinden söylersek aldığı gıda veya kaloriden daha az harcarsa şişmanlar.
Ayrıca yapısı nedeniyle şişmanlığa yol açan bazı hastalıkların olduğunu
ve bir neden yokken sonradan ortaya çıkan şişmanlık hallerinde öncelikle
bir doktora gidip, şişmanlığa bir hastalığın mı neden olduğunu anlamak
gerekmektedir.
Ne
gibi hastalıklara neden olmaktadır?
Şişmanlık, önlem alınmaması ve uzun
süre devam etmesi halinde vücutta birçok sistemi olumsuz etkilemektedir.
En çok etkilenen sistemler kalp-damar, hormon, solunum, sindirim, genital
ve idrar, kas-iskelet, deri ve psikolojik sistemlerdir. Görüldüğü gibi
etkilemediği yer yok gibidir.
Kalp-damar sisteminde damar sertliği,
kalp damar hastalıkları ve kalp krizi, kalp yetmezliği, tansiyon yüksekliği,
beyin kanamaları ve felç gelişmesine yardımcı olmaktadır. Yine şişman
kişilerin kan kolesterol ve trigliserid denilen yağlarının genellikle
yüksek olduğu görülür. Bu da damar sertliğini arttırıcı bir etkiye
sahiptir.
Ailesinde şeker hastalığı olanlarda
şişmanlık olması, o kişide de ve daha erkenden şeker hastalığı ortaya çıkmasını
kolaylaştırır. Ailede şeker hastalığı olmayanlarda ise yine gizli ya
da açık şeker hastalığı ortaya çıkabilmektedir.
Şişman kız çocuklarında erken ergenlik
ortaya çıkabilir. Erişkin kadınlarda ise şişmanlık tüylenme, adet düzeninde
bozulma oluşabilir. Erişkin erkeklerde de cinsel istekte azalma,
iktidarsızlık ve kısırlığa kadar giden bozukluklar yapar.
Şişman gebelerin bebekleri büyük olabilir.
Bebekler gerek anne karnında gerekse doğduktan sonra başka sorunlarla da
karşılaşabilirler.
Sindirim sisteminde yemek borusunun
alt ucunda gevşeme ve mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması sonucunda
yemek
borusu alt ucunda ülserler gelişebilir. Ayrıca şişmanlığın uzun sürmesi
halinde mide fıtığı gelişebilir. Şişman kişilerde safra kesesi taşları
daha çok görülür. Karaciğerde yağlanma da şişmanlığın bir sonucu olarak
ortaya çıkabilir.
Kanser ile şişmanlık arasındaki ilişki
hep konuşulmuştur. Kadınlarda rahim ve meme kanseri, erkeklerde
ise prostat
kanseri, şişman olmayanlara göre daha fazla görülmektedir. Ayrıca
prostat büyümesi de şişman erkeklerde daha sıktır.
Solunum sisteminde kapasite azalması
ve vücuttan kirli havayı (karbondioksit) atamamak gibi bir sorun yaşanmaktadır.
Gerek bu nedenle ve gerekse de kilo almaya bağlı olarak dilde ve diğer
boyun dokularında büyüme ve uykuda sırtüstü yatarken dilin arkaya doğru
giderek nefes borusunu tıkamasına bağlı olarak kişide gece iyi uyuyamama,
gece
yerine gündüz uyuklamaları, yaptığı işe konsantre olamama gibi yakınmalar
ortaya çıkar. Hem göğüs çevresindeki yağ dokusunun hem de karındaki yağ
dokusunun göğüs kafesine doğru baskı yapması ile akciğer yeterince genişleyemez
ve yetersiz havalanma ve akciğer sahalarında kolay enfeksiyon gelişmesi
olur.
Özellikle karın derisinde gerilmeye
bağlı çatlakların yanısıra sivilce ve kolayca gelişebilen iltihabi cilt
hastalıkları görülebilir.
Kemik ve eklemlerde kireçlenme, eklem
iltihapları, topuk dikeni, bel fıtığı ve gut hastalığı, kilo arttıkça ortaya
çıkma ihtimali artan durumlardır.
Şişman kişilerde psikososyal değişiklikler
olabilmekte, sosyal yaşamdan izole olmak isteyebilmektedirler. Aşağılık
duygusu, alkol alışkanlığında artma, fiziksel aktivitede azalma ve işsizlikte
artma görülebilmektedir.
Kilo
vermenin ne gibi yararları vardır?
Yapılan çalışmalarda vücut kitle
indeksinin 30’un üzerine çıktığı kişilerde beraberinde bulunan hastalık
ve ölüm oranlarında artış görülür. Dolayısı ile kilo vererek vücut kitle
indeksini bu kritik oranın altına düşürerek bu sayılan zararlar azaltılmış
olur. Kilo vermekle kalp-damar sistem hastalıklarının oluşma riski azalır.
Kan yağları düşer. İyi huylu kolesterol düzeyleri artar. Kalp krizi geçirme
ihtimali azalır. Yüksek olan kan basıncı düşer. Kaybedilen her % 1’lik
kilo ile kan basıncı 1 mmHg düşer. Bir çalışmada 11 kg kayıp ile kan basıncında
% 20 azalma sağlanmıştır. Ayrıca zayıflama yoluyla kişinin kullandığı tansiyon
ilaçlarına ihtiyacı ya azalır ya da tamamen biter.
Şeker hastalarında kan şekeri kontrolü
şişman kişilerde zor yapılabilirken, kilo verme ile bu ayar çok daha kolay
sağlanabilir ve belki de kullanılan ilaçların dozlarını azaltmak mümkün
olabilir.
Şişman kişilerde mevcut olan kanın
kolay pıhtılaşması ve dolayısı ile damarı tıkayabilmesi sorunu kilo verme
ile azalır ya da ortadan kalkar.
Üreme ve adet düzeni ile ilgili yaşanan
sorunlar da kilo verme ile azalacaktır.
Safra kesesi hastalığı ortaya çıkma
ihtimali, kilo vererek azaltılabilir. Ayrıca safra kesesi operasyonu geçirecek
kişiye cerrahi işlemin daha kolay uygulanmasını sağlar.
Kilo verme ile kas ve iskelet sistemi
üzerine binen yükün bir kısmı kalkacağı için kireçlenme, eklem ilthapları
ve bel fıtıklarında düzelme veya rahatlama görülebilir.
Karaciğer yağlanması geriler ve mide
barsak sistemine ait yakınmalar azalır.
Nefes alıp verme ile ilgili yakınmalar
ve uykusuzlukta azalma olduğu, akciğerde sıkça görülen enfeksiyonların
azaldığı gözlenir. Aynı akciğer çok daha fazla bir vücut kitlesine hizmet
etmeye çalışırken şimdi çok daha az vücut kitlesine rahatça oksijen sağlayabilmektedir.
Kadınlarda özellikle karındaki aşırı
şişmanlığa bağlı gülmek veya öksürüp hapşırmakla idrar kaçırma sorunu azalır
ya da ortadan kalkar.
Kilo vermekle hem iyi bir iş başarmış
olmanın verdiği öz güven nedeniyle hem de görsel olarak daha düzelme olduğundan
kişi kendini psikolojik açıdan daha rahat hisseder.
Tedavide
diyet
Şişmalık tedavisindeki en önemli
basamaktır. Burada bahsedilen diyet, kısa sürede çok az hatta hiç yememekle,
ya da bir cins besin maddesine ağırlık verilerek yapılan diyetler değildir.
Bu şekilde diyet yapmanın yarardan çok zararı olacak ve sonuç alınması
da son derece zorlaşacaktır. Kısa süreli diyet yapan bir kişi istediği
3-5 kiloyu hemen verebilmektedir. Ancak çoğu kilolu kişinin de yaşayarak
tecrübe ettiği gibi, diyeti bıraktığı ve normal yeme düzenine geçtiği anda
aynı kiloları hatta daha fazlasını geri almaktadır. Tek yönlü gıda maddeleriyle,
yani sadece sebze veya sadece makarna, et ile uygulanan diyetler de
vücudun ihtiyacı olan bazı maddeleri kişiye sağlayamaması nedeniyle bir
süre sonra bazı gıda maddelerinin eksikliğine bağlı belirtiler ve hatta
hastalıklar ortaya çıkabilmektedir. Bu eğer kısa süreli bir tek yönlü
diyet olacaksa o zaman da daha önce bahsedilen verilen kilonun aynen geri
alınması sözkonusu olacaktır. Öyleyse kilo vermede en ideal diyet hangisidir?
Bu soruya cevap vermek kolaydır ancak uygulamak sabır ister. Çünkü ideal
bir diyet, içerik olarak herşeyi içinde bulunduran ancak miktar olarak
az, kalori olarak düşük düzenlenmiş bir diyettir. Yani kişi herşeyden
yiyebilir ancak az miktarda ve günlük olarak belli bir kaloriyi geçmemek
şartıyla. Canı çok istediyse kişi hamurlu bir tatlı da yiyebilir. Ancak
buna karşılık gelecek diğer gıda maddelerinden o gün için yememesi gerekmektedir.
Hasta, doktoru ve diyetisyeni ile oturup bir hedef kilo tesbit eder. Bu
kiloya ne kadar zamanda ulaşacağını kararlaştırır. Bu hedef kilo başlangıçta
hiçbir zaman ideal kilo değildir. Genellikle başlangıç kilosunun % 5-10’u
civarında olur. Bu hedefe ulaşmak için hastanın uygulayabileceği bir diyetin
kalori miktarı saptanır. Fazla miktarda yemek yediğini belirten birinin
bir günde tükettiği gıdaların toplam kalorisi hesaplanır ve 600-800 kalori
çıkarılarak kişinin alması gereken günlük kalori hesaplanır. Ancak
günlük kalori çok özel durumlarda ve hastanede yatarak yapılan diyetler
hariç 1000 kalorinin altına düşmemelidir. Kilosuna ve yaşına göre zaten
az miktarda yemek yiyen ancak aralarda abur cubur atıştıranlar için kalori
miktarını pek de değiştirmeye gerek olmayabilir. Bu kişilerde abur cuburu
kesmenin ve aktivitesini arttırmanın yollarını araştırmak gerekir. Eğer
alınan miktar zaten az ve aralarda atıştırma da olmuyorsa o zaman enerji
harcamayla ilgili bir problem var demektir. Çünkü daha önce de belirtildiği
gibi kilo vermek ancak alınan gıdadan daha fazlasını yakmakla, ya da yakılan
enerjiden daha azını almakla mümkündür. Kişi bu programa başlarken bunun
ara hedeflerle adım adım ilerleyeceğini ve ortalama 1,5 yıl gibi uzun bir
zaman süreceğini bilmelidir. Ancak böylece uygulanan diyet, kişide bir
yeme tarzı haline gelir ve doktor ve diyetisyenle olan takibi bittiğinde
hala bu yeme tarzına devam edip, verdiği kiloları geri almayabilir. Aksi
takdirde belli bir süre için uygulanan diyetten sonra bu şekildeki yemek
yeme, bir alışkanlık haline gelmediyse kiloları geri almak kaçınılmazdır.
İlk hedeflenen kiloya beklenen süre içinde ulaşıldıktan sonra oturup yeni
hedef ve yeni süre saptanır ve bu iş, kişi ideal kilosuna ya da kabul edilebilir
kiloya gelene kadar devam ettirilir.
Egzersizin
önemi
Egzersiz, kilo vermenin ikinci en
önemli çaresidir. Egzersizin yer almadığı bir zayıflama programı düşünülemez
ve zaten başarılı olma ihtimali de yoktur. Egzersiz tek başına bile orta
derecede kilo verdirdiği görülmüştür. Ancak fazla kilo vermek isteyen bir
kişide egzersiz tek başına arzu edilen kiloya ulaşılmasında yeterli değildir.
Fakat arzu edilen kiloya ulaştıktan sonra bu düzeyin korunmasında en etkili
yöntemdir. Kilo verdirici egzersiz türü izotonik (aerobik) olanıdır. İzometrik
egzersizler ise vücutta kas gelişimini sağlar, yağ oranını azaltır ancak
kilo verdirmede pek yararı yoktur. Düzenli egzersiz yapan kişilerde istirahat
sırasında da metabolizma hızının yüksek olduğu gösterilmiştir. Egzersizin
enerji harcatıcı etkisi sadece hareket sırasında değil egzersizin sona
erdirilmesinden sonra da devam etmektedir. Yine egzersizin bir diğer etkisi
de hareketlilik sırasında ve sonrasındaki 15 dakika boyunca yemek yeme
ihtiyacı duyulmamasını sağlamasıdır. Ayrıca düzenli egzersiz yapınca kişinin
yağlı yemek yeme ihtiyacı ya da arzusu azalmaktadır. Kilo ve yemek yeme
üzerine olan bu yararlı etkilerinin yanısıra, egzersizin, şeker hastalarında
kan şekerini düşürmek, kolesterol ve trigliserid gibi kan yağlarını azaltmak,
yüksek olan kan basıncını düşürmek, kanın pıhtılaşmasını önlemek ve kişinin
psikolojik durumunu düzelterek kendine olan güvenini sağlamak gibi birçok
ek faydaları da mevcuttur. Şişman bir kişinin kilo vermek için uygulayacağı
egzersizin türü izotonik (aerobik) yani ağarlık kaldırmayı gerektirmeyen,
birçok kas grubunu çalıştıran, yürüyüş, bisiklete binme, yüzme gibi aktiviteler
olmalıdır. Egzersiz süresi azdan başlanmalıdır. Sonuçta ulaşılması
gereken ideal egzersiz süresi haftada 2-3 gün 45-60 dakika veya haftada
4-5 kez 20-30 dakikadır. Bu egzersizi yaparken zarar görmemek için
yaşa göre bazı sınırları aşmamak gerekmektedir. Normal kilolu bireylerde
egzersiz sırasında ulaşılması gereken maksimum kalp hızının (220-yaş) olması
gerekmektedir. Şişmanlarda ise bu hız 200- (yaş X 0,5) formülü ile hesaplanır.
Ortalama olarak yukarıda bahsedilen sürede ve yaş için maksimum olarak
hesaplanan kalp hızının % 60-70’ine ulaştıran bir egzersiz idealdir.
Tabii egzersiz programına başlamadan önce özellikle kalp ve diğer vücut
sistemlerinde buna engel bir hal olup olmadığının da bir hekim tarafından
incelenmesi önem arzetmektedir.
Davranış
değişiklikleri
Kilo almada önemli rol oynayan ve
zayıflarken de yapılması ya da yapılmaması önem kazanan bazı davranışlardan
bahsetmek gerekecektir. Bu davranışların kontrol altına alınmasını sağlayacak
gruplar halindeki tedavi yöntemlerinin yanısıra, kişinin kendi kendine
dikkat edeceği bazı konular da mevcuttur. Özellikle yemek yemeyi uyaracak
uyaranlardan uzak durmak (gıda satan dükkanların vitrinlerini seyretmemek
gibi), alınacak gıda miktarının kontrolünü kaybetmemize yol açacak ortamlarda
yemek yememek (televizyon karşısında yemek yememek gibi), daha küçük porsiyonlar
alıp gerekirse tekrar almak, küçük tabak kullanmak bunlardan bazılarıdır.
Kişinin bu çabalarına aile bireylerinin, arkadaş ve iş çevresinin de destek
vermesi, hastanın işini kolaylaştıracak önemli bir faktördür.
İlaç
tedavisi kimlere ve nasıl uygulanır?
Bugüne kadar pekçok ilaç, şişmanlığın
tedavisinde kullanılmıştır. Ancak şişmanlık uzun süreli, tedavi edilmezse
ömür boyu sürecek bir hastalık olduğuna göre, tıpkı yüksek tansiyon veya
şeker hastalığı gibi şişmanlığın da tedavisinin ömür boyu sürmesi gerekebilir.
O zaman ilaç kullanılması halinde kullanılacak ilacın da ideal olarak yan
etkilerinin az olması ya da hiç olmaması, çok etkili olması, ucuz olması
gerekmektedir. Şişmanlık tedavisinde henüz böyle bir ilaç bulunmamıştır.
Durum böyle olunca ilaç tedavisi ancak gerçekten gereken kişilere ve belirli
sürelerle uygulanmalıdır. Kilo verilmemesi halinde ortaya çıkacak olan
problemlerin kullanılacak ilacın yan etkilerinden daha önemli olduğu kişilerde
ilaç kullanımı diğer tedavi şekillerine eklenmelidir. Önemli olan bir diğer
konu da ilacın mutlaka diyet ve egzersize ilaveten yardımcı bir tedavi
yöntemi olduğunu bilmektir. Diyet ve egzersiz yapmadan ilaç kullanmanın
kilo vermeye bir yararının olmadığı bilinmektedir. Bu nedenle ilaç kullanımı
ancak diyet ve egzersizi uygulamış ve kilo vermesi durmuş olanlarda tekrar
kilo vermek için kullanılabilir. Ayrıca kısa sürede çok fazla kilo vermesi
gereken çok şişman kişilerde(VKİ’i 40’ın üzerinde olan), şişmanlığının
yanısıra bazı ek hastalıkları olan (şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kalp
hastalığı ve geçirilmiş kalp hastalığı, akciğer hastalığı gibi) kişilerde
de ilaç tedavisi diğer yöntemlere ek olarak hemen kullanılmaya başlanabilir.
Bir kişinin VKİ’i 30’un üzerinde ise ya da VKİ’i 27’nin üzerindeyse ancak
şişmanlığın beraberinde fazla kilodan olumsuz etkilenecek ek bir veya birkaç
hastalık ta bulunuyorsa ancak o zaman şişmanlık için ilaç kullanılır. Halen
ülkemizde bu amaçla kullanılan iki grup ilaç vardır. Bunlardan ilki gıdalarla
alınan yağın % 30’unun emilmeden barsaktan atılmasını sağlayan orlistat
maddesi içeren ilaçtır. Yemeklerden 30-45 dakika önce alınır. Özellikle
yemek içeriğinde fazla yağ olursa hafiften çok şiddetliye kadar yağlı ishal
yapabilir. Gıdadaki yağ azaltılabilirse bu yakınma da azalabilir. Yağ emilimini
engellediği için uzun süreli kullanımda yağda eriyerek vücuda alınan A,D,E,K
gibi bazı vitaminlerin eksikliğine yol açabilir. Sonuçta da buna bağlı
belirtiler ortaya çıkabilir. Bu nedenle beraberinde belli dozlarda vitamin
takviyesi gerekebilir. İkinci grup ilaç ise beyin ve sinirler yoluyla etki
eden ve daha çok iştah kesen, yağlı gıda ihtiyacını azaltan, yemek aralarındaki
atıştırmaları engelleyen ve metabolizmayı hızlandırıp enerji harcanmasını
arttıran sibutramindir. Bu ilacın da bazen kan basıncını arttırıcı, kalp
hızını arttırıcı ve depresyon gibi bazı psikolojik bozukluklar türünde
yan etkileri olabilmektedir. Günde bir kez kullanılır.
Şişmanlıkta
cerrahi tedavinin yeri nedir?
Yaşı 16-65 arasında olan, VKİ’i 40’ın
üzerinde olan veya 35’in üzerinde olup ek hastalığı bulunan, operasyonu
kabul eden, operasyon riski kabul edilebilir derecede olan, alkolik olmayan
ve yapılacak operasyona uyum gösterebilecek yapıda olanlara diğer yöntemlerel
kilo verdirilemediyse operasyon tedavisi düşünülebilir. Bu amaca yönelik
olarak midenin bir kısmını dikerek devre dışı bırakmak, mide girişine halka
takarak mideye gıda girişini zorlaştırmak ve miktarı azaltmak, mideden
ince barsağa bağlantı yaparak gıdaların emilmedem barsağa atılmasını sağlamak
gibi yöntemler ihtiyaç duyulan hastalara uygulanabilmektedir. Bu işlemlerin
uygulanacağı hastaların seçimi özel bir titizlik gerektirmektedir. Ayrıca
cilt altı yağ dokusunun değişik yöntemlerle alınması şeklinde bir cerrahi
tedavi de uygulanmaktadır.
|