

Cinsel İşlev
Bozukluklarında Tedavi
Hazırlayan:
Dr. Verda Bitlis Tüzer
Ankara Numune
Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Psikiyatri
Kliniği
90'larda cinsel işlev bozukluklarının
Tedavisi Masters ve Johnson'un (1970) çalışmalarından sonraki 25 yılda
cinsel işlev bozukluklarının ele alınması ve tedavisinde önemli değişiklikler
ortaya çıkmıştır. Masters ve Johnson, kadın ve erkek cinsel işlev bozukluklarının
tedavisinde üç temele dayandırdıkları bir model önermektedirler:
(a) Her iki cinste de paralel, dört-evreli
ardışık fizyolojik ve öznel uyarılmanın olması (cinsel yanıt döngüsü);
(b) cinsel işlev bozukluklarının
oluşumunda ve sürmesinde yanlış bilgilenme ve performans kaygısı başta
olmak üzere psikojenik faktörlerin önde gelmesi;
(c) Cinsel işlev bozukluklarının
çoğunun kısa, sorun-odaklı tedavi yaklaşımlarına (sensate focus yani duyumsal
keşif gibi) iyi yanıt vermesi.
Son yıllarda model Azalmış cinsel
istek bozukluğu ve cinsel travma veya istismar sonucu ortaya çıkan sorunların
tedavisinde de kullanılmaya başlanmıştır. Öte yandan 1980'lerin başından
beri cinsel terapilerde giderek organik ve biyomedikal faktörlerin rolü
üzerinde durulmaya başlanmıştır. Her ne kadar bu durum en çok erektil bozukluk
tanı ve tedavisi için geçerli ise de azalmış cinsel istek bozukluğu, erken
boşalma ve cinsel ağrı bozukluklarında da önem kazanmaya başlamıştır. Ayrıca
yaşlılarda ve kronik hastalığı olanlarda cinsel işlev bozuklukları üzerinde
daha fazla durulmaya başlanmıştır. Psikolojik faktörler açısından da cinsel
sorunların başlamasında ve sürmesinde kaygıdan çok bilişsel süreçlerin-algılama
ve dikkatle ilgili süreçler-rolü üzerinde tartışılmaktadır. Buradan yola
çıkılarak çoğu zaman cinsel istek ve uyarılma bozukluklarının altında yatan
sebepler olan performansla ilgili zorlukların veya "seksi olma isteği"nin
elenmesi tedavideki odak noktaları olmalıdır. İlişki ile ilgili faktörler
halen cinsel işlev bozukluklarının oluşumunda odaklanılan bir diğer alanı
oluşturur. İletişim sorunları, güven ya da yakınlığın olmaması ve güç çatışmaları
cinsel sorunlara en sık eşlik eden sorunlardır. Kültürel ve toplumsal etmenler
de önemlidir. Erkeğe ve kadına biçilen roller de cinsel sorunların sıklığını
etkiler gibi görünmektedir.
Cinsel işlev bozukluklarının tedavisini
genel olarak ele alırsak;
A. Tedavide genel ilkeler:
1) Hasta olan cinsel ilişkidir.
2) İletişim yoluyla cinsel öykünün
yeniden ele alınır
3) tedavide öğrenme becerileri vurgulanır.
4) Eğitim, destek, öneri ve içgörü
üzerinden çalışılır.
5) Eşler için kaygı omaksızın yakınlık
ve zevk sağlamak hedeflenir.
B. Davranışçı cinsel terapi teknikleri:
1) Eğitim: cinsel yanıtı
anlamak
2) Duyumsal keşif: performans kaygısını
azaltmak, partnerin cinselliğini öğrenmek, cinsel birleşme dışındaki cinselliğe
odaklanmak, iletişimi artırmak
3) Kendini uyarma: kendi cinselliğini
öğrenmek, kaygıyı azaltmak
4) Gevşeme eğitimi: kaygının azaltılması
5) Dur/Başla tekniği: özellikle erken
boşalmada uygulanır.
6) Daha ileri davranışçı yöntemler
C. Bilişsel Tedavi: Zihni meşgul
eden düşünceleri uzaklaştırmak, cinsel haz ve yakınlığa odaklanmak
1) Duyumsal keşif: zihinsel
odaklanma
2) Anksiyetenin azaltılması: düşünce
durdurulması, dikkati başka yöne çevirme
3) Cinsel tutumların yeniden uyarlanması
4) Öykü terapisi
D. Çift terapisi:Duygusal ilişkilerde
altta yatan işlevsizliği tanımak, çiftlerin iletişimine yardım etmek
1) Çatışma çözümü
2) Yakınlığın artırılması
3) İletişimin artırılması
4) İlişkideki diğer konuların çözümü
E. Bireysel terapi:
1) Cinsellik ve/veya yakınlık
ile ilgili ikili duyguların çözülmesi
2) Eşle ilgili ikili duyguların anlaşılması
3) Depresyon veya anksiyetenin tedavisi
4) Cinsellikle ilgili kendilik imajının
değişimi
Erektil bozukluğun tedavisi: Erektil
bozukluktaki tıbbi nedenleri gözönüne aldığımızda son yıllarda tedavide
tıbbi ve cerrahi yaklaşımlar çoğalmıştır. Bunlardan bazıları
(a) cerrahi protezler ve
penil implantlar,
(b) penis içine (intracorporal) vazoaktif
ilaçların enjekte edilmesi,
(c) sıkma (konstriksiyon) halkası
ve vakum pompası,
(d) ağızdan uygulanan ilaçlardır.
Ayrıca kan akımı yetersizliği
ya da venöz kaçağın düzeltilmesine yönelik cerrahi girişimler de yapılmaktadır.
Son yıllarda penil protezlerin yerleştirilmesi konusunda önemli ilerlemeler
vardır. Günümüzde yaygın olarak kullanılan penil protezler arasında yarı-sert,
silikon tipte olanlar ve şişirilebilir veya hidrolik protezler sayılabilir.
Bu cihazlar cinsel ilişkiye girileceği zaman şişirilmekte, ilişki sonrasında
da önceki halini alabilmektedir. Şişirilebilen protezler çok daha pahalıdır
ve operasyon sonrası komplikasyonlar-enfeksiyon gibi- daha fazla olabilir.
Öte yandan cinsel eş daha fazla tatmin olmaktadır.
Cerrahi olarak protez yerleştirilmesi
organik sebebe dayanan (diyabet, hipertansiyon gibi) ve şiddetli (önceden
tıbbi tedavi, penise vazoaktif ilaç enjeksiyonu, vakum cihazı denenip sonuç
alınamayan hastalar) erektil bozukluklar için önerilmektedir. Penis
içine papaverin, prostaglandin E1, fentolamin gibi vazoaktif maddelerin
enjekte edilmesi arteriyel kan akımının artırılması ve kan basıncının artmasıyla
sertleşmenin oluşması amacına yöneliktir. Başlangıçta etkinliği %75 gibi
yüksek olabilir.
Cinsel eşin memnuniyeti de yüksektir.
Uzun süreli sertleşme, penis ve testislerde ağrı, peniste doku sertleşmesi,
karaciğer işlevlerinde bozukluklar ve genel enfeksiyon gibi komplikasyonlar
ortaya çıkabilir. Vakum cihazları ve sıkma halkaları penise vakum
oluşturarak kanın penise dolmasını sağlar. Sıkma halkası en fazla otuz
dakika tutulmalıdır. Cinsel eş tarafından kabulü diğer yöntemlerden farklı
olmasa da bazen hastaların kabul etmede ve uygulamada zorlandığı belirtilmiştir.
Peniste soğukluk, ağrı, hissizlik, boşalmanın olmaması ya da ağrılı olması,
morarma gibi yan etkiler görülebilir. İlaç tedavileri yaygın olarak
uygulanmaktadır. Etkisini merkezi sinir sistemi üzerinden gösteren bir
ilaç olan yohimbin hem organik hem de psikojenik kökenli erektil
bozukluklarda kullanılır. Sürekli kullanımda uykusuzluk, başağrısı, çarpıntı,
kan basıncında hafif yükselme görülebilir.Trazodon depresyon tedavisinde
kullanılan serotonerjik bir ilaçtır. Uzun süre kullanımı gerekir. Yan etki
olarak uyku hali, bulantı, kusma, başdönmesi, idrar tutukluğu ve priapizm
yapabilir. Sildenafil penisteki düz kasları gevşetip penise kan akımını
artırarak etki eder. Bu ilacın etki edebilmesi için cinsel uyarılma gerekmektedir.
Erkeklerde cinsel isteği artırmaz. Cinsel aktiviteden 1 saat önce alınmalıdır.
Hem organik hem de psikojenik kökenli olgularda etkilidir. Başağrısı, yüzde
kızarma, hazımsızlık, burun akıntısı, görme bozukluğu (mavinin algılanmasında
bozukluk, parlak ışığa hassasiyet) ve diyare görülebilir. Nitrat grubu
ilaçlarla birlikte kullanıldığında ani kan basıncı düşmesi ve buna bağlı
ölüme yolaçabilir. Eğer eksikliği saptanırsa erkek cinsel işlev bozukluklarının
tedavisinde testosteron da kullanılabilir. Lipid ve kilo kontrolü yapılarak
kullanılmalıdır. Azalmış libidoya etkili olabilir. Gingko Bilobanın antidepresanlara
bağlı cinsel yan etkileri düzelttiği bildirilmiştir. Etkisinin genital
bölgedeki kan akımı artışına bağlı olduğu düşünülmektedir.
Cinsel tedaviler:
Sertleşme bozukluğu bireyin yalnızca partnerli etkinliklerinde görülüyorsa,
diğer durumlarda (sabah uyanınca, gün içinde kendiliğinden ya da mastürbasyonda)
tam sertleşme varsa, bu sorunun psikolojik olduğu yönünde önemli bir ipucudur.
Tedavini başarısında uygulanan yöntemin ve terapistin profesyonel becerisi
kadar çiftin tedaviye uygunluğunun, düzelme isteği ve çabasının da rolü
vardır. Cinsel terapilerde genelde tedavi oturumları çiftle birlikte düzenlenir.
Ancak düzenli bir cinsel eş yoksa bazen bireysel tedaviler de düzenlenebilir.
Tedavide bilişsel ve eğitime dayanan girişimler önemlidir. Bu konuda sorunu
olan bireylerin sıklıkla cinsel uyarılmanın doğası, cinsel beceriler ve
partnerlerinin cinsel tatmin beklentileri konusunda yanlış düşünceleri
vardır. Ayrıca çiftlerin iletişim becerileri ve cinselliğe ilgileri de
oldukça belirleyicidir.
Terapist ilk görüşmeden itibaren çiftin
yanlış cinsel bilgilerini düzelterek, yeri geldikçe doğru cinsel bilgiler
vererek, cinsel mitleri tartışıp açıklayarak, cinsel teknikler öğreterek
eğitimci rolü oynar. Hem bilişsel hem de kişilerarası süreçlere odaklanan
beş basamaklı bir tedavi modelinde; bilişsel yeniden yapılanma, performans
kaygısının azaltılması, cinsel beklentilerin düzenlenmesi, çiftin iletişim
açısından eğitimi ve yinelemenin önlenmesi yer almaktadır. Her eşin cinsellik
hakkında ve cinsel duyguları hakkında konuşması önemlidir. Cinsel ilişkinin
birleşmeden ibaret olmadığı, sertleşmenin zevk almak için mutlaka gerekli
olmadığı, sertleşme için yeterli cinsel istek ve uyarılma gerektiği ancak
kaygının bunu kolayca etkileyebileceği bilinmelidir. Bekar erkeklere yönelik
tedavi girişimleri arasında cinsel tutum değişikliği, masturbasyon egzersizleri
ve sosyal beceri eğitimi vardır. Genelde özsaygı ve cinsel doyumda artış
olduğunda sertleşmede de düzelme olmaktadır. Sonuçta çoğu kişi için
tıbbi/cerrahi çözümler zaman gerektiren ve sonucu belirgin olmayan psikolojik
tedavi yöntemleri ile kıyaslandığında çabuk çözüm vadeder görünmektedir.
Ancak son çalışmalar bilişsel ve kişilerarası faktörlerin önemine işaret
etmektedir. Önemli olan birey/çifti iyi değerlendirmek, hangi yaklaşımdan
yarar göreceğini bütüncül bir yaklaşımla ele alabilmektir. Erken Boşalma:
Boşalma denetiminin öğrenilmesi idrar tutma üzerinde denetim kazanılmasına
benzer. Erkekler ergenlik çağlarından başlayarak masturbasyon ya da cinsel
ilişki ile genellikle kendiliğinden boşalma denetimini öğrenirler. Ancak
seyrek masturbasyon, düzenli cinsel ilişki olanağı olmaması, sınırlı süre
içinde para karşılığı ilişki gibi durumlar boşalma refleksi üzerinde denetim
sağlamayı öğrenememe olasılığını artırır.
Düzenli bir cinsel yaşamı ve sürekli
bir cinsel eşi olmayan erkeklerde erken boşalma tanısı koymakta acele edilmemelidir.
Boşalma denetiminin öğrenilmesi için düzenli cinsel deneyim gerekir.
Tedavi yaklaşımları arasında geleneksel Dur/Başla ya da Sıkma teknikleri,
bilişsel-davranışçı yöntemler ve ilaç tedavileri yer almaktadır. Dur/Başla
ya da sıkma teknikleri ile başlangıçta olduça yüksek tedavi oranları bildirilse
de sonraki izlemlerde geriye dönüşler de sık görülmüştür. Son yıllarda
fluoksetin, klomipramin gibi serotonerjik antidepresanlar tedavide sıklıkla
önerilmektedir. Ancak bu ilaçların cinsel isteği veya uyarılmayı azaltabileceği
de göz önünde tutulmalıdır. Ayrıca ağız kuruluğu, uyku hali, kabızlık gibi
yan etkileri de ortaya çıkabilir. Azalmış cinsel istek bozukluğunun tedavisi:
Öncelikle tıbbi (hormon dengesizliği, ilaç kullanımı ve diyabet gibi) ve
psikiyatrik durumlar (depresyon gibi) dışlanmalıdır.
Cinsel istek bozukluğunun psikojenik
yönleri bilişsel-davranışçı ve psikodinamik yaklaşımların bütünleştirilmesi
ile tedavi edilebilir. Hastalara o esnadaki cinsel sorunlarına yönelik
davranışçı ev ödevleri verilir. Daha derindeki duygusal sorunlar ve tedaviye
direnç de ele alınmalıdır. Orgazm ve uyarılma ile ilgili bozukluklarda
etkin olan bilişsel davranışçı girişimler cinsel istek bozukluklarında
daha az etkindir. Cinsel istek bozuklukları tedaviye daha dirençlidir ve
tedavi daha uzun sürelidir. Hastaların tedaviye direnci de daha belirgindir.
Terapist hastanın olumsuzdan çok olumluya odaklanmasını sağlamaya çalışır.
Gevşeme teknikleri yararlıdır. Duygular ya da ilgiler üzerine konuşarak
iletişimi artırmak yapıcıdır. Zaman zaman anksiyete giderici ilaç tedavisi
önermek gerekli olabilir. Eşler eğer uyarılmış değillerse cinsel ilişkiden
kaçınmalıdırlar. Çift birbirleri ile fantezilerini paylaşabilir. Erotik
video ve dergiler yararlı olabilir. Eşle birlikte masturbasyon da önerilir.
Partner uyarılma dönemine dek cinsel isteği azalmış eşin cinsel organlarını
uyarır, ardından kişi kendini uyararak orgazma ulaşır. Masturbasyon becerileri
iyi olmayan çiftlerde eğitim önemlidir. Ayrıca masaj, erotik bölgelerin
(göğüs, kaba etler, boyun, kulak vb) öpülmesi gibi fiziksel uyarının da
önemi vurgulanır.
Sonuçta; vererek ve alarak uyarılmayı
öğrenmek, vibratörler, kayganlaştırıcılar ve diğer cinsel araçlar, tutkuyu
beslemek ve yatak odası dışında da hoş, nazik veya flörtöz olabilmek önemlidir.
Erkekte orgazm Bozukluğu ya da Geç Boşalma: Göreceli olarak daha
nadirdir. Bazı cerrahi ya da tıbbi durumlarda (multipl skleroz, omurilik
yaralanması, prostat ameliyatı vb) veya ilaç kullanımına bağlı olarak görülebilir.
Performans kaygısı, gebe bırakma korkusu, cinsel istek azlığı ve koşullanmalara
bağlı olarak da görülebilir. Tedavi müdahaleleri arasında performans kaygısını
azaltmak, genital uyarılmayı artırmak sayılabilir. Erkekte ağrılı cinsel
birleşme oldukça nadirdir. Tedavisi konusunda bilgiler oldukça sınırlıdır.
Sonuç:
1) Masters ve johnson tedavi sonunda
başarı oranını %80 ve 5 yıl içinde tekrarlama oranını %5 olarak vermektedir.
2) Son çalışmalar başarı oranlarının
sorunların zorluğuna, tekniklerin farklı uygulanmasına bağlı olarak daha
düşük olduğunu göstermektedir.
3) Kadın orgazmik bozukluğu, vajinismus
ve erkek erektil bozukluğunun tedaviye cevabı çok iyidir. Erken boşalma
için de sonuçlar oldukça iyidir. Ancak özellikle erkeklerdeki cinsel istek
azlığının tedaviye yanıtı pek iyi değildir.
|