

Tekrarlayan Gebelik Kayıpları
Hazırlayanlar:
Dr.F.Bahar
Atasoy
Doç.Dr.Ruşen
Aytaç
Tanım
Tekrarlayan gebelik kaybı;gebeliğin
ilk üç ayında ardarda enaz üç kez ortaya çıkan kendiliğinden olan düşüklere
verilen addır. Çiftlerin yaklaşık %2'sinde bu sorun vardır. Bu durumun
tanı ve tedavisi üremeyle ilgilenen tıp dallarının en güç konularından
birini oluşturur.
Etyoloji (Sebepler)
Tekrarlayan düşük nedenlerini;
1. Uterus (Rahim) yapısal bozuklukları
ve serviks (rahim ağzı) yetersizliği
2. Endokrin (hormonal) bozukluklar
3. Enfeksiyon hastalıkları
4. Kromozomal bozukluklar
5. Otoimmün hastalıklar (Bağışıklık
sistemi hastalıkları)
6. Çevresel ve diğer faktörler
olarak sıralayabiliriz. Herbirini
ayrı ayrı ele almak gerekir.
1) Uterus
(Rahim) yapısal bozuklukları ve serviks (rahim ağzı) yetersizliği
Rahim ağzı yetersizliği özellikle
gebeliğin 4. ve 6. ayları arasında rahim ağzının sancısız bir şekilde açılması
ve gebelik zarlarının yırtılmasıyla yaşayamayacak bir fetusun dışarı atılmasıyla
ortaya çıkan durumdur. Uygulanan tedavi genellikle cerrahidir. Üçüncü ayın
sonunda rahim ağzına usulüne uygun şekilde dikiş konur(McDonald ve Shirodkar
ameliyatları buna örnektir).
Uterusun yapısal bozukluklarıysa
myom, rahim içi yapışıklıklar, rahim içinde bir bölmenin olması (Uterin
septum), çift uterus (Uterus didelfis) ve diğer şekil bozukluklarıdır.
Tekrarlayan gebelik kaybı olanlarda bu bozuklukların sıklığı %10-15'tir.
Bu bozukluklar damarlanmayı kötü yönde etkileyerek yada uterus boşluğunun
boyutlarını küçültüp, değiştirerek, fetusun yerleşeceği bölgeyi uygunsuz
hale getirmektedir. Bu anormalliklerin cerrahi olarak düzeltilmesi düşük
oranlarını azaltmaktadır.
2) Endokrin
(hormonal) bozukluklar
Esasen üç tür bozukluk tekrarlayan
gebelik kaybı nedeni olarak akla gelmektedir. Bunlar diyabet hastalığı,
tiroid bezi hastalıkları, adet düzeniyle ilgili bozukluklardır.
Kontrol altındaki diyabet hastalığının
düşük riskini arttırmadığı iyi bilinir; yani gebe kalan bir diyabet hastasının
kan şekeri iyi bir şekilde kontrol edilirse düşük ihtimali artmamaktadır.
Tiroid hastalığının gebelik kaybına
neden olduğuna dair bilimsel kanıtlar yetersizdir. Bu nedenle tekrarlayan
düşüğü olanlarda tiroid homonlarına bakılmasının şart olmadığı söylenmektedir.
Adet düzeniyle ilgili bozukluklar
çoğunlukla ovulasyon yani yumurtlamayla ilgili aksaklıklarda görülür. Özellikle
gebeliğin devamı için gerekli olan progesteron hormonunun yetersizliğine
yol açan bozuklukların tekrarlayan düşüklere neden olabileceği düşünülmektedir.
Tanı rahim iç zarından alınan biopsilerle konur. Tedavisiyse eksikliğin
ortaya çıkmaya başladığı dönemde bu hormonun yerine konmasıdır.
3) Enfeksiyon
hastalıkları
Virüs ve bakterilerin neden olduğu
enfeksiyonların gebelik kaybına neden olabileceği düşünülmektedir. Listeria
monocytogenes, Toksoplasma türleri, Mycoplasma hominis, Ureaplasma urealiticum
bu mikroorganizmalardan en sık görülenlerdir. Ne varki bunların tek bir
kez düşüğe neden olduğu bilindiği halde tekrarlayan düşük sebebi oldukları
tam olarak kanıtlanamamıştır.
4) Kromozomal
bozukluklar
Tekrarlayan düşüklerde çiftlerin
%5'inde anne-babaya ait kromozomal bozukluk bulunmuştur. Bu sıklık genel
toplumdakinden belirgin bir şekilde yüksektir. Düşük tekrarını öngörmede
çiftlerde genetik inceleme yapılması yardımcı olabilmektedir. Edinilen
bulgular genetik danışmanlıkta dayanak oluşturmaktır. Düşük materyalinin
kromozomal analizi de tedavi yönteminin başarısızlığı araştırılırken yararlı
olmaktadır.
5) Otoimmün
hastalıklar(Bağışıklık sistemi hastalıkları)
1980'li yıllarda araştırmacılar anti-fosfolipid
antikoru denen, vücutta normalden sapma sonucunda oluşan, savunma sisteminin
düzenlenmesinde etkili olan fakat tam olarak tanımlanamayan bir faktörün
uyarısıyla yapılan oluşumların tekrarlayan düşük nedeni olabileceğini
öne sürmüşlerdir. Bu maddeler ile fetus ölümü arasında net ilişkiler saptanmıştır.
Bunların etki mekanizması; plasentanın yetersiz kanlanmasına yol açan damar
bozuklukları oluşturmasıdır. Bu tür hastaların canlı bebek sahibi olabilmeleri
için steroid tedavisi, düşük doz aspirin tedavisi antikoagulan denen heparin
adlı bir maddeyle tedavisi gerekebilmektedir.
6) Çevresel
ve diğer faktörler
Gebelik kaybı anne yaşıyla artmaktadır.
35 yaş üzeri kadınlarda genç kadınlara oranla normal gebelik ihtimali büyük
ölçüde azalır. 40 yaşın üzerindeki kadınlarda düşük riski %50'ye
yaklaşır. Kadınlar bu riskler konusunda eğitilmelidir.
Kadınların işe başlamasının düşük
riskini artırmadığı İskandinav ülkelerindeki çalışmalarda gösterilmiştir.
Bununla birlikte hastaların çalıştıkları yerde gebeliği riske sokacak kimyasallarla
karşılaşmadıklarından emin olmak gereklidir.
Sigara ve alkol kullanımı düşük riskini
artırmaktadır. Pasif sigara dumanına maruziyetin etkisi hakkında net bilgiler
yoktur.
Psikolojik faktörler güç incelenebildikleri
için tekrarlayan düşük nedeni olup olmadıkları net değildir.
Tekrarlayan
Gebelik Kaybı Olan Hastaların Takibi
Tekrarlayan gebelik kaybı olan hastayı
ele alırken en önemli yaklaşım eğitim ve destektir. Hastalar çoğunlukla
herhangi bir bulgu olmasa da kaybın anne yaşıyla birlikte artacağı konusunda
eğitilmeli, erken doğum ve dış gebelik gibi diğer gebelik komplikasyonlarının
artmış riski altında olduklarını bilmelidirler. Sağlıklı bir gebeliğin
zarar görmesinin zor olduğu ve normalde rahim kramplarının artmasına neden
olan cinsel ilişki ve egzersiz gibi aktivitelerin sağlıklı bir gebeliği
bozmayacağını söylemek yararlıdır.
Değerlendirmeye başlamak için bir
çiftin başından geçen düşük sayısı kısmen klinik pratiğe ve gerekli testlerin
maliyetine bağlıdır. Genellikle 35 yaş altındaki kadınlarda üç düşükten,
daha ileri yaştakilerdeyse iki düşükten sonra laboratuar çalışmaları yapılmalıdır.
Bu laboratuar yükünü ve sağlık hizmetlerinin maliyetini belli oranda azaltmak
içindir. Bununla birlikte bazen bir çift uzun bir zaman beklemek isterken
bir başkası tüm araştırma programının ilk düşükten sonra uygulanmasını
isteyebilir.
Düşük yapan çiftler tam bir değerlendirme
ile başarılı bir tedavi sonrasında gebe kalınca ilk üç ayda yoğun doktor
desteğine ihtiyaç duyarlar.
Ultrasonografik olarak 8. gebelik
haftasında kalp atımının saptanmasının düşük riskini %3-5'e düşürdüğü konusunda
çiftler bilgilendirilmelidir. Bu çiftlere bir hedef ve korkularını bebeği
kollarına alana kadar ertelemelerine yardım eder.
|