

Çocukluk Döneminde
Sağlıklı Beslenme
Doç Dr. S. Songül
Yalçın,
Hacettepe Üniversitesi
Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları AD Sosyal Pediatri Ünitesi
Yenidoğan
ve süt çocukluğu dönemi
Bebeklerin sağlıklı bir şekilde doğması
annenin yeterli ve dengeli bir şekilde beslenmesi ile mümkündür. Gebelikte
artan enerji ve protein ihtiyacının karşılanamaması sonucu annede ağırlık
alımında düşüklük, kansızlık, diş çürükleri, kemik erimesi (osteomalazi),
ödem ve yüksek tansiyon görülür. Emziren bir annenin de kendi fizyolojik
ihtiyaçlarını karşılayacak, vücuttaki besin yedeğini dengede tutarak salgılanan
sütün gerektirdiği enerji ve besin öğelerini alması gerekmektedir. Annenin
salgıladığı süt, aldığı besinlerin bir ürünüdür. Gebe kadınlara folik asit
ve demir desteği yapılmalıdır.
Bebek doğar doğmaz ilk bir saat içinde
anne göğsüne koyularak emzirilmeleri sağlanmalıdır. Böylece bebeğin kendisini
hastalıklardan koruyacak kolostrumu (ağız) alması sağlanır. Bununla birlikte
ülkemizde bebeklerimizin sadece yarısı ilk bir saat içinde emzirilmektedir.
Bebeklerimizin sadece % 85'i ilk gün anne sütü almaktadır. Bu nedenle hastanelerimizin
tamamının "Bebek Dostu Hastane" olması, anne ve bebeklerin 24 saat aynı
odada tutularak emzirilmelerinin teşvik edilmesi gerekmektedir.
Dünya Sağlık Örgütü bebeklerin doğumdan
itibaren ilk 4-6 ay sadece anne sütü almalarını (başka ek gıda ve su verilmeden)
önermektedir. Su dördüncü ayda verilirken, ek gıdalar 4-6. aylar arasında
başlanmalıdır. Baş-boyun kontrolünun tamamlayan (Bebeğin başını dik tutması),
oturabilen, el ve göz koordinasyonunun gelişen, oyuncaklarını ağzına götüren,
dil çıkartma refleksinin kaybolan, kaşıktan yiyecekleri alabilen, ağzını
açması ve yutma ve çiğneme koordinasyonu gelişen bebeklere ek besin başlanabilir.
Bununla birlikte, 0-3 aylık bebeklerimizden sadece % 9,4'ü tek başına anne
sütü almaktadır. Bu da bebeklerin anne sütünden yeterince faydalanmalarını
engellemekte, sık enfeksiyon geçirmelerine neden olmakta ve anne sütünün
erken kesilmesine neden olmaktadır.
Anne sütüne iki yaşına kadar devam
edilmelisi önerilirken ülkemizde ortanca emzilme süresi 12 aydır.
İnek sütü, demir içeriğinin yeterli
olmaması, içerdiği demirin yararlanılabilirliğinin düşük olması, barsakta
gizli kanama yapması, allerjen proteinler içermesi nedeni ile bir
yaşından küçük çocuklara verilmemelidir.
Ek gıdalara geçiş döneminde uygun
ek gıdaların verilmemesi sonucu bu dönemde anemi sık görülmektedir.
Süt çocukluğu döneminde görülen ve üç aydan uzun süren kansızlığın tedavi
edilse bile okul çocuğunun başarısını etkilediği gösterilmiştir. Bu nedenle
dördüncü aydan itibaren demir desteği önerilmektedir.
Yenidoğan bebeklerin tamamına doğar
doğmaz vitamin K verilmelidir. Anne sütü D vitamini yetersizdir. Bu nedenle
15. günlükten itibaren bir yaşına kadar bebeklere 400 IU D vitamini verilmelidir.
Aynı zamanda çocukların sabah saat 11:00 veya akşam saat 16:00'da bir saat
güneşe çıkarılmaları gerekmektedir. Yeterli vitamin D almayan ve güneşe
çıkmayan çocuklarda raşitizm görülmektedir.
İçme sularındaki florür miktarı 0.3
ppm’in altında ise diş çürüklerinin önlenmesi için, çocuklara altıncı aydan
sonra 0.25 mg/gün florür verilmesi gerekmektedir. Bu uygulamanın yaygınlaştırılması
için Türkiye florür haritasının çıkması ve florürü bakımından fakir bölgelerin
saptanması gerekmektedir.
Süt çocukluğundaki ve çocukluk çağındaki
hatalı beslenme hipertansiyon, obesite, besin allerjisi ve atheroskleroz
(damar sertliği) gibi erişkin döneminin bazı kronik hastalıklarına neden
olmaktadır. Ek gıdalara başlanma döneminde çocuğun tuz ihtiyacı yoktur
ve tuzsuz besinleri kolayca alabilir. Bu nedenle ilk bir yıl içinde bebeğin
yiyeceklerine tuz katılmaması önerilir. Bu dönemde tuzlu besin alan çocukların
hayatlarının ileri dönemlerinde de aşırı miktarda tuzlu besin tükettikleri
bulunmuştur. Ailede allerji öykü olan bebeklerde emzirme döneminde annenin
diyetinden allerjen besinlerin çıkartılmalı ve çocuğa da bu besinler geç
başlanmalıdır.
Çocuğun büyümesinin izlenmesi çok
önemlidir. Annelerin çocuğun belli aralıklarla tartılması gerekliliği,
nasıl tartılacağı ve grafik üzerine nasıl işaretleneceği konusunda eğitilmesi
gereklidir. Çocuğun büyümesinde duraklama olduğu anda doktora başvurulmalıdır.
Hekim, ilgili sağlık personeli ve anne ile beraber sonucu değerlendirmelidir.
Büyüme duraklaması erken tespit edilmezse malnütrisyon gelişebilir. Çocuğun
ilk altı ay içinde her ay, ikinci altı ayda 2 ayda bir, ikinci yıldan sonra
3-4 ayda bir tartılmalıdır. Ayrıca her sağlık kuruluşuna başvuruda vücut
ağırlığı, boy ve baş çevresi alınmalıdır. Dengeli beslenen ve büyümesi
izlenen bir çocuk ilerki yaşamında sağlıklı bir erişkin olacaktır.
Okul
çağı çocuğunun beslenmesi
Okul öncesi çağda çocuğun yeme alışkanlıkları
ailenin beslenme alışkanlıkları tarafından belirlenmektedir. Bununla
birlikte, çocuğun okulda beslenme konusunda kontrolsüz olması, anne-babanın
çalışması çocuğun hatalı beslenme alışkanlığı edinmesini kolaylaştırır.
Çocukların okuldan çıkarken çevrede bulunan satıcılardan yiyecek aldıkları
ve en fazla satın alınan yiyeceklerin simit, sandviç, pamuk helva, tatlı,
patlamış mısır olduğu bulunmuştur. Okul çağındaki çocuğun doğru ve
dengeli beslenmesinde aile-okul işbirliği şarttır.
Okullarda sağlık ve beslenme eğitimine
önem verilmelidir. Öğrenciler doğru ve dengeli beslenme konusunda beslenme
rehberliği ve eğitimi ile bilgilendirilmelidir. Ailenin, okul yönetimindeki
kişilerin, öğretmenlerin ve kantin işletmecilerin beslenme eğitimi de yapılmalıdır.
Yemekhanede çıkan yemeklerin besleyici
değerleri kontrol edilmelidir. Okul kantinleri iyi denetlenmelidir. Eğitilmiş
bir kantin işletmecisi çocuklar için gerekli besin maddelerini pazarlamaya
çalışır. Okul dışında satıcıların açıkta yiyecek satmalarının engellenmelidir.
Gençlere ara öğünlerde, taze sebze
ve meyvanın eklenmesi, yağda kızartılmış besinlerden kaçınılması, kremalı
ve sodalı içecekler yerine az yağlı süt ve ayranın tercih edilmesi gerekmektedir.
Hastalık
sırasında beslenme
Enfeksiyon hastalıkları çocukların
beslenme durumunu bozar. Enfeksiyon hastalıkları sırasında çocuğun iştahsız
olması nedeni ile besin maddelerinin alımı azalmaktadır. Hastalık nedeni
ile de çocuğun kayıpları ve ihtiyacı artmaktadır. Bu durumda sık
sık ve azar azar beslenmelidir. Hastalık iyileştikten sonra hastalık süresi
kadar süreyle bir ek öğün verilmelidir. Böylece malnütrisyon gelişmesi önlenebilir.
Hastalıklardan korunma tedaviden
daha kolaydır. Bu nedenle çocukların aşılarının tam yapılması, sağlıklı
içme ve kullanma suyu temini, yeterli ve dengeli beslenme gereklidir. Sağlıklı
içme ve kullanma suyu temini mümkün değilse sular kaynatılarak ya da klorlanarak
kullanılmalıdır.
|