

Çocuk Cinsel İstismarı
Hazırlayan: Prof. Dr İ. Hamit Hancı, Ankara Üniv. Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı
Dr. Çağlar Özdemir, Ankara Üniv. Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı
1- Çocuk
istismarı (çocuğa kötü muamele) nedir?
Dünya Sağlık Örgütü'ne göre "Çocuğun
sağlığını, fiziksel ve psikososyal gelişimini olumsuz etkileyen, bir
yetişkin, toplum ya da devlet tarafından bilerek ya da bilmeyerek tüm davranışlar
çocuğa kötü muameledir (ÇKM)."
2- Cinsel
çocuk istismarı nedir?
Çocuğun kendisinden en az 6 yaş büyük
bir kişi tarafından cinsel haz amacıyla zorla ya da ikna edilerek cinsel
etkileşime maruz bırakılmasıdır. Ensest, tecavüz, çocuğu pornografi ve
fuhuş malzemesi yapmaktan; teşhircilik, cinselliği kışkırtan konuşmalar,
cinsel ilişki ya da pornografik film seyrettirme,cinsel organları okşama,
oral sekse kadar değişen eylemler cinsel istismar spektrumu içindedir.
3- Seksüel
davranışların suç olması için gerekli koşullar nelerdir?
15 yaşını bitirmemiş kişiye yapılması
(eylemde rıza olsa da suçtur),
Reşit olmayan kişilere yapılması,
Reşit olan kişiye zor ve şiddet kullanarak
ya da tehditle yapılması,
Hile ile gerçekleştirilmesi (narkoz,
eter koklatma gibi),
Akıl ya da beden hastalığından muzdarip
kişiye yapılması,
15 yaşını bitiren kızın evlenme vaadiyle
kızlığının bozulması,
Seksüel olayların açıkta olması.
4- Hangi
yaş grubunda çocuk cinsel istismarı daha sıktır?
Cinsel istismara maruz kalan çocukların
yaşa göre dağılımları incelendiğinde; %30'unun 2-5, %40'ının 6-10, %30'unun
11 - 17 yaş grubunda olduğunu görüyoruz. Bir başka deyişle olguların %70'ini
küçük yaş grubu oluşturmaktadır. İstismara maruz kalan çocuklarda kız/erkek
oranı 3'tür. Yurt içi yayınlarda ise kız/erkek oranı birbirine yakın bulunmuştur.
İstismarcıların %96'sı erkek, %80'i de çocuğun tanıdığı birisidir.
5- Çocuk
istismarı tanısı nasıl konulabilir? Çocuk cinsel İstismarı tanısında fizik
muayenenin yeri nedir?
* Fiziksel/genital muayene bulguları,
* Çocukla yapılan istismar tanı görüşmeleri,
* Çocukta ortaya çıkan ruhsal bulguların
değerlendirilmesi sonucunda multi disipliner bir ekip tarafından tanı konulmalıdır.
Cinsel istismara bağlı olarak küçük
çocuklarda sık görülen ve istismar açısından en spesifik bulgular cinsel
içerikli oyun ve davranışlardır.
Genital muayene bulguları çoğunlukla
normaldir ya da tanı koydurucu değildir. Genital muayene bulguları olguların
ortalama %20-30'unda normal, %10-15'inde kuşkulu (fissür gibi), %40-50'sinde
non spesifik (kızarıklık, ödem, sıyrık gibi) bulunmuş, ancak %15-35 (sfinkter
yırtığı, perianal ekimoz, hymende kaideye inen yırtık gibi) olguda tanı
koydurucu özellikte olduğu bildirilmiştir. Genital muayenenin kapsamı konusunda
kuşku duyuluyorsa genel anestezi altında muayene gerekebilir. Muayene öncesinde
anogenital bölgenin değişik bölgelerinden alınacak örnekler spermatozoid
bulunması durumunda istismarı doğrulayacağından önemlidir. Cinsel yolla
bulaşan hastalıklara ilişkin lezyonlar da cinsel istismar için tanı koydurucudur.
Cinsel istismara maruz kalan çocukların %70'ini küçük yaş grubu oluşturmaktadır
6- Cinsel
istismar tanı görüşmesi sırasında görüşmeci nelere dikkat etmelidir?
Çocuğun yaş ve gelişimine uygun (kognitif
özellikler, zihinsel gelişim, sözcük haznesi) uygun sözcükler kullanılmalı,
çocuğa soruları yanıtlamak için yeterince zaman tanınmalı, çocuğun duygusal
tepkileri dikkatle izlenmeli ve uygun tepkilerle çocuk desteklenmelidir.
7- Çocuklar
muayene sırasında neler söylerler?
Çok küçük çocuklar bile yaşadıkları
önemli olayları, aradan uzun süre geçmesine karşın doğru hatırlayabilirler.
Olayın anımsanması, olayın karmaşıklığına, çocuğun katılımına, duygusal
etkisine, çocuğun sözcük, bilgi düzeyine göre değişir. Kişiler ve yerden
çok aktiviteleri hatırlarlar. Özellikle küçük çocuklarda zaman kavramı
gelişmemiştir.
Özellikle okul öncesi çocuklar farklı
görüşmelerde farklı (tutarsız) ancak %90 oranında doğru bilgi verirler
(parçalı hafıza). Görüşme öncesinde yapılan görüşme ve yönlendirmeler nedeniyle
özel sorulara yanlış yanıtlar verebilirler. Açık uçlu sorulara erişkinler
kadar (%94) doğru yanıt verirler.
8- Çocuklar
yaşadıklarını neden söylemezler?
Kendilerine inanılmayacağından korkarlar.
Başlarının belaya gireceğinden korkarlar.
İstismarcının tehditlerinden korkarlar.
İstismarcıyı korumak isteyebilir, sevebilir
ama yaptıklarını sevmezler.
Nasıl anlatılacağını bilmeyebilirler.
Cinsel davranışların yanlış olduğunu
bilmeyebilirler.
Arkadaşları tarafından dışlanabileceklerinden
korkarlar.
Homoseksüel olarak adlandırılabileceklerinden
korkarlar.
Büyüklerle (otorite figürleriyle) cinsel
konuları konuşmaktan utanırlar, korkarlar.
Gammaz olarak adlandırılmak istemezler.
Iyi çocukların cinsellikle ilgili sözcükleri
kullanmasının doğru olmadığı söylenmiştir.
9- Çocuklar
sonunda nasıl söylerler?
İstismarın derecesi, sıklığı artar
ve çocuğu korkutursa, Cinsel istismardan korunmayla ilgili bilgi alırsa
ve kendisine yapılanın doğru olmadığını fark ederse ve söylenmesi gerektiğini
öğrenirse, Çocuklar sırlarını en yakın arkadaşları ile paylaşmak isteyebilirler.
Kardeşleri kendisinin ilk istismar
edildiği yaşa gelmişse onları korumak maksadıyla, Ergenliğe gelmişse hamilelikten
korkar ya da istismarcının baskısından kurtulmak için, Çocuk güvenebileceği
ve kendisi ile yakından ilgilenen bir yetişkinle karşılaştığı zaman, Fiziksel
bir yakınması (üriner enfeksiyon vb.) sonrası doktora gittiğinde.
10- Cinsel
istismara maruz kalan çocuklarda görülebilen bulgular nelerdir?
Tekrarlayıcı, rahatsız edici düşünceler,
Olayla ilgili kabuslar, Uykuya dalma güçlüğü (karanlık olayı çağrıştırabilir
ya da kabus göreceğini düşündüğü için uyumak istemez), öfke patlamaları,
konsantrasyon güçlüğü, İlkokul sonrası ve adolesanlarda flashback’ler (olay
anını yaşıyormuş gibi hissetmeleri-durumu çıldırmış gibi hissettikleri
şeklinde açıklarlar),
Olayı anımsatan nesnelere karşı yoğun
psikolojik sıkıntı, korku reaksiyonu, Olayı anımsatan yerler, kişiler,
görüntüler ve konuşmalardan kaçınma,Yineleyici oyunlar (olay sırasında
yaşadığı sıkıntıyı oyun sırasında yenerler, çünkü oyunu kendileri yönlendirebilirler).
Yaşına uygun olmayan cinsel davranışlar,
Cinsel davranışlarda artma, masturbasyon, Yaşadıkları cinsel travmayı yeniden
yaşama ve tekrarlama eğilimi: cinsel oyunlar oynama, erişkinleri ayartıcı
davranışlarda bulunma gibi, Cinsel kimlik bozuklukları, Cinsel işlev bozuklukları,
Cinsel istismara uğrayan çocukların %50'sinde travma sonrası stres
bozukluğu görülmekte, depresyon, düşük benlik saygısı, intihar davranışları,
damgalanmışlık hissi, alkol ve madde kötüye kullanımı eşlik edebilmektedir.
Borderline kişilik bozukluğu saptanan
kişilerin %70-80'inde, çoğul kişilik bozukluğu saptanan kişilerin %85-95'inde
çocukluk çağı cinsel istismar öyküsü pozitif bulunmuştur. Yine cinsel istismarda
bulunan kişilerin de %60-95'inde öykü pozitiftir. Çok küçük çocuklar bile
yaşadıkları önemli olayları, aradan uzun süre geçmesine karşın doğru hatırlayabilirler.
|