

Çocuklara Kurulan Saatler
Hazırlayan:Prof.
Dr. Şükrü Hatun
Kocaeli
Üniversitesi Tıp Fakültesi
Çocuk Sağlığı
ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Endokrinoloji ve Diyabet Bilim Dalı Başkanı
Daha çok hüzün ve
sessizlik çağrıştırsa da sonbahar aslında çocuk sesleriyle dolu bir
mevsimdir. Eylülde okullar açılır ve çocuklar heyecanlı konuşmalarına
eşlik eden bir yürüyüş ritmiyle, sokaklara dökülen yapraklara
basarak evlerine dönerler. Yollarda karşıdan karşıya geçerken trafik
ışıklarına pek aldırmazlar ama nesli tükenmiş bazı sürücüler onları gördüğünde
sevgiyle araçlarını durdururlar. Anneleri özlemle sarılmak
için evin kapısında karşılar, ama onlar hemen mutfağa yönelirler.
Ödevler yapıldıktan sonra oğlanlar ara sokaklarda futbol, kızlar
ise sek sek oynamaya çıkarlar; onların sevinç yayan küçük-büyük bedenleri
ile şenlenir bütün mekanlar.
Eylülde bütün
okullar açılır ama ilkokula yeni başlayan çocukların evlerinde yaşanan
heyecan başkadır. Okula başlamak, bebeğin ilk gülümsemesi, anneyi tanıması,
ilk dişini çıkarması, ilk adımını atması, ilk kelimeyi söylemesi gibi çocuğun
gelişim basamaklarını başarıyla çıktığının göstergesidir her şeyden önce.
Biraz da bu nedenle okulun ilk günü törenle uğurlanır çocuklar; bütün dilekler
başarılı ve sevinç dolu bir yaşamları olması içindir. İlkokula başlayan
çocuklar ise çocukluğun en renkli dönemi olan oyun çağını geride bırakıp,
evden ayrılmanın ürküntüsünü yaşarlar. Bu nedenle bir çok çocuk annelerin
güven veren ellerini sıkı sıkı tutarak oturur ilkokul sıralarına. Bazı
çocuklar ise sabahları karın ağrısı ve bulantı ile uyanarak okula gitme
isteksizliklerini bedenlerine yansıtırlar. Okulun ilk günü hemen
hepsi biraz huzursuzdur ve öğretmenler onları rahatlatmak için çaba göstermesi
gerektiğini bilir. Hem anne ve babaların hem de öğretmenlerin en önemli
görevi okuldaki ilk günü kolaylaştırmaktır.
Okul yaşamının uzayıp giden pratik
sorunlarıyla uğraşmak kadar çocuklara iyi bir öğrenme ortamı sağlamak da
önemlidir.
Son yıllarda yayınlanan
araştırmalar, anne ve babaların “kahvaltını bitirmeden okula gitme” sözlerine
yansıyan endişelerinde haklı olduğunu ve okula tok giden çocukların daha
iyi öğrendiklerini göstermektedir. Çocuğun ev ödevlerini düzenli
yapması için pozitif bir ev atmosferi sağlanmalı; dağınıklıktan ,
televizyon gibi ilgisini başka yöne çekecek nesneler olabildiğince çocuktan
uzaklaştırılmalıdır. Çocuk açısından anne ve babasının ev ödeviyle ilgilendiğini
bilmek güven vericidir. Bu nedenle gerektiğinde okuldan verilen görevler
tekrar tekrar açıklanmalı ve ev ödevini bitirip bitirmediği kontrol edilmelidir.
Çocuklar ödev yapmak için zaman bulamıyorsa oyun saatleri biraz azaltılmalıdır.
Eğer çocuk herhangi bir konuyla cebelleşiyorsa ve anne baba olarak
ona yardım edilmediği hissedilirse özel bir öğretmenden yardım almak iyi
bir çözüm olabilir. Okul döneminde anne ve babanın davranışları daha
da önem kazanır.
Çocukla konuşurken
bolca yapıcı sözcük kullanılmalı, bir işi iyi yaptığında onu överek kendine
güven ve benlik saygısı kazanmasını sağlanmalı ve söylediklerine ilgi gösterilmelidir.
Onunla konuşurken heves kırıcı sözcükler kullanılmamalıdır; sinirli, tartışmaya
niyetli ve kötü bir ruh halinde ise ona sarılmak,yanına sokulmak, okşamak
veya onun sevdiği diğer davranışları göstermek genellikle onu rahatlatacaktır.
Ona bir şeyler okumak için zaman ayırılmalı, evde ve toplum
içinde iyi örnek olmak için çaba gösterilmelidir. Konuşurken “özür dilerim”,
“lütfen” ve “teşekkür ederim” gibi sözcükler kullanılmalıdır. Çocuğun başarısız
olduğu konular sürekli konuşma konusu yapılmamalı ve en önemlisi hangi
yaşta olursa olsun ona “seni seviyorum” demek unutulmamalıdır.
İnsanlar için
en doyurucu yaşantı çocuklarının büyüyüp geliştiğini, “serpildiğini”
izlemektir. Okul çağı, anne ve babalar için yalnızca sıkıcı görevler dönemi
değil, emeklerinin karşılığının yaşam sevinci olarak onlara geri
döndüğü bir dönemdir. Kabına sığamayan, yeni arkadaşlar edinen, bütün vaktini
sokakta geçirmeye çalışan, kız erkek kümeleşip oyunlar oynayan, okuma yazma
öğrenir öğrenmez anne ve babasının ismini defterine yazan, günlük tutmaya
başlayan çocukların ev içlerine taşıdığı sevincin yerini hiçbir şey
tutamaz.
Bu nedenle
zaman, Ceyhun Atuf Kansu’nun şiirlerini okuyarak saatlerimizi çocuklarımıza
kurma zamanıdır: Saatimi güneşe kuruyorum/ Çocuklara kuruyorum saatimi/Bir
oğlan, kır kokuyor saçları/ Saçlarında örgü, tırnaklarında kına/ Yaşamaya
kuruyorum saatimi/ Çın çın etsin çocukların sevinci
|