

Çocukluk
Çağı Diyabeti
Hazırlayan:Prof.
Dr. Şükrü Hatun
Kocaeli Tıp
Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı - Endokrinoloji ve
Diyabet Bilim Dalı
Çocukluk
Döneminde Diyabet ve özellikleri
Diyabet çocukluk çağında görülen
kronik hastalıkların başında gelmektedir. Bu çağdaki diyabet vakalarının
%98’inden fazlasını İnsüline Bağımlı Diyabet(IDDM) vakaları oluşturur.
Bilindiği gibi IDDM, otoimmün veya
Tip 1 diyabet terimleri ile eş anlamlı kulanılmakta ve pankreas beta hücrelerinin
harap olduğu kronik otoimmün bir hastalık olarak tanımlanmaktadır. IDDM
genetik yatkınlık zemininde çevresel (kimyasal ve/veya viral) bir faktörün
tetik çekici rolüyle başlamaktadır. Genellikle pankreas beta hücrelerinin
% 80’i harap olduğunda klinik diyabet bulguları ortaya çıkmaktadır. IDDM
prediyabet (klinik diyabet öncesi), klinik diyabet, hastalığın iyileşmediği
ancak belirtilerin kaybolduğu dönem ve kronik (süregen) diyabet olmak üzere
4 döneme ayrılarak incelenmektedir. IDDM’e neden olan immünolojik saldırının
klinik diyabet bulgularından aylar-yıllar önce başladığı bilinmekte ve
son yıllarda hastalığın prediyabet döneminde saptanıp tedavi edilmesi üzerine
yoğunlaşılmaktadır.
Çocukluk
Döneminde Diyabet Ne Sıklıkla Görülmektedir?
IDDM sıklığı bakımından ülkeler (bölgeler)
arasında belirgin farklılıklar vardır. 15 yaş altı çocuklarda IDDM sıklığı
Japonya’da 2/100.000, Finlandiya’da 43/100.000’dir. IDDM insidansı10-12
yaş (büyük pik) ve 2-3 yaş (küçük pik) arasında artmaktadır. İskandinav
ülkelerindeki veriler özellikle 5 yaş altında IDDM sıklığında artma olduğunu
göstermektedir. IDDM soğuk bölgelerde ve kış aylarında daha sık görülür.IDDM
için ailesel bir eğilim sözkonusu olmakla birlikte bilinen bir genetik
geçiş yoktur. Tek yumurta ikizlerinden birisinde IDDM varsa diğerinde olma
riski %35, IDDM’li anne veya babanın çocuğunda görülme riski %6, genel
popülasyondaki risk % 0.5'dir.
Çoçukuk
Döneminde Diyabetin Bulguları
Diyabetli çocuklar genellikle diyabetin
klinik semptomları olan çok idrar yapma (poliüri), çok su içme (polidipsi)
ve kilo kaybı bulguları ile hekime başvururlar.Bu bulgular olduğunda genellikle
tanı güçlüğü çekilmez. Bununla birlikte hastalığın akla gelmemesi veya
atipik klinik bulguların görülmesi tanıda gecikmeye neden olabilir. Bazı
çocuklar gürültülü bulgularla ve birkaç gün içinde gelişen diyabetik ketoasidoz
tablosu ile başvurabilirler. Acil olmayan başvurudaki bulgular şunlardır:
Daha önce idrar kaçırmayan çocuklarda
enürezis (Gece işemesi) başlaması. Bu bulgu idrar yolu enfeksiyonu veya
fazla su içmeye bağlanıp diyabet tanısı gözden kaçırılabilir.
Özellikle puberte öncesi kızlarda olmak
üzere vaginal kandidiyazis (mantar enfeksiyonu).
Kusma (gastroenterite bağlanabilir)
Kronik kilo kaybı veya büyümekte olan
çocuğun yeterli kilo alamaması.
Huzursuzluk ve okul performansında azalma.
Tekrarlayan deri enfeksiyonları.
Çocuklarda
Diyabet Koması
Diyabetli çocukların %50’si Diyabetik
Ketoasidoz adı verilen ağır klinik bulgularla seyredebilir. Zamanında farkedilmeyen
ve tedavi edilmeyen diyabetik ketoasidoz vakalarında ölüme yolaçan koma
tablosu görülebilir. Çocuklarda ağır diyabetik ketoasidoz aşağıdaki bulgularla
seyreder./
Ağır dehidratasyon (vücudun susuz kalması)
Şok (hızlı nabız atımı, tansiyon düşüklüğü,
burun kulak parmak uçları vb. organlarda morarma )
İnatçı kusma
Vücuttaki sıvının azalmasına rağmen devam
eden çok idrar yapma
Sıvı kaybına, yağ ve kas dokusu yıkımına
bağlı kilo kaybı
Ketoasidoza bağlı yanaklarda kızarma
Nefeste aseton kokusu
Diyabetik ketoasidoza bağlı derin ve
hızlı solunum
Bilinç bozuklukları
Çocukluk
çağında diyabet tedavisi
Çocukluk çağında ketoasidoz dışı
IDDM tedavisi başlıca 4 bileşenden oluşmaktadır: 1. Diyabet eğitimi, 2.
İnsülin yerine koyma tedavisi, 3. Beslenme planlaması ve 4. Egzersiz. Bu
bölümde diyabet eğitimine kısaca değinildikten sonra insülin replasman
tedavisi üzerinde durulacaktır. Bu çağdaki IDDM tedavisinin amaçları şunlardır:
Ailenin katılımı ile çocuk/adolesan ve
ailenin ihtiyaçlarını belirleyerek kişisel diyabet bakım planı hazırlanması
Psikososyal destek
Vücuttaki insülin ve şeker dengesinin
kontrolü
Normal büyüme ve gelişmenin sağlanması
Bu amaçlara ulaşabilmek için diyabetli
çocukların büyüme ile değişen ihtiyaçlarına duyarlı bir tedavi ekibi tarafından
izlenmesi gereklidir. Uluslararası Çocuk ve Adolesan Diyabeti Birliği’nin
yönergesine göre diyabet tedavi ekibi aşağıdaki kişilerden oluşmalıdır:
Hastanın veya ailenin kendisi
Pediatrik endokrinolog veya çocuk/adolesan
diyabeti konusunda eğitilmiş pediatrist
Diayabet eğitimcisi
Diyetisyen
Psikolog/sosyal hizmet uzmanı
Diyabet
Eğitiminin Önemi
Diyabet eğitimi diyabet tedavisinin
en önemli bileşenidir. Yakın zamandaki yayınlar diyabet eğitimine insülin
tedavisine eşdeğer bir önem verilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.Bunun
nedeni diyabet bakımını, dolayısıyla metabolik kontrolün iyileştirilmesini
etkileyen en önemli faktörün hastaların kendi kendine bakım becerileri
olduğunun gösterilmesidir. Çok küçük yaştaki çocuklar dışındaki her yaştaki
çocukların kendi yaşlarına uygun ihtiyaçları ve problemleri dikkate alınarak
eğitilmeleri gereklidir. Bazen yapıldığı gibi ailenin eğitilmesi yeterli
görülmemeli, diyabet bakım bilincinin küçük yaşlardan itibaren geliştirilebileceği
unutulmamalıdır. Diyabetli çocuk ve aileleri için uygulanacak bir eğitimde
genel olarak aşağıdaki konuların işlenmesi önerilmektedir:
Diyabetin nedenleri
İnsülin saklanması
İnsülin enjeksiyon teknikleri
Kan şekeri ölçümü
İnsülin dozlarının ayarlanması
Psikososyal ve aile desteği
Hipoglisemi ve tedavisi
Hastalıklar sırasında diyabet tedavisinin
düzenlenmesi
Yolculukta diyabet bakımı
Diyabet ve egzersiz
Beslenme ilkeleri
Doğum kontrolü
Alkol ve diyabet
Diyabetin komplikasyonları
|