

Çocuklarda Göz Sağlığı
Hazırlayan: Dr. Ahmet Karakurt
Ankara Numune Hastanesi Göz Kliniği
Çocuklarda
Göz Muayenesi
Göz muayenelerine genellikle hastanın
şikayeti dinlendikten sonra görmesine bakılarak başlanır. Görme muayenesi
hastanın tam uyumunu gerektirdiği için anne ve babalar çocuğun hangi yaşta
göz muayenesine girebileceği ve bu muayenenin nerede yapılabileceği konusunda
endişe duyarlar. Ülkemizde göz doktorları hem çocukları hem de erişkinleri
muayene ve tedavi edebilecek şekilde yetiştirilir.
Göz muayenesinin belli bir yaşı yoktur.
Şikayeti olan çocuk hangi yaşta olursa olsun muayene edilebilir. Çocuğun
muayeneye izin vermediği durumlarda uyutucu, sakinleştirici ilaçlar kullanılır;
bazı durumlarda ise genel anestezi verilerek muayenesi tamamlanır. Hiçbir
şikayeti olmayan çocuğa 3-4 yaşlarına kadar en az bir defa göz muayenesi
yapılması gerekir.
Muayenede ailelerin en çok merak ettiği
konu çocuklarının görüp görmediğidir. Üç yaşın altındaki çocuklarda görme,
uyum gerektirmeyen yöntemlerle tespit edilebilir ya da tüm muayene bulguları
birleştirildiğinde çocuğun ne kadar gördüğü konusunda bir fikir edinilir.
Üç yaşın üzerindeki çocuklar, ilgilenildiği takdirde E harflerini öğrenebilir
ve bunların uçlarının ne yöne baktığı sorularak görme muayenesi yapılabilir.
Bunun yanı sıra şekiller sorulabilir. Daha ileri yaşlardaki çocuklara erişkinlerde
olduğu gibi harfler sorularak görme düzeyleri tespit edilir.
Çocuklarda gözlük muayenesi erişkinlerden
farklı olabilir. Özellikle bebek ve küçük çocuklar ile uyumsuz büyük çocuklarda
ilaç damlatıldıktan sonra retinoskop veya bilgisayarlı ölçüm aleti ile
gözlük numarası tespit edilebilir. İlaçlı muayene gözün arka kısımlarının
değerlendirilmesine de olanak tanır.
Gözbebeği
Beyazlığı
Gözbebeği, gözün renkli kısmının
ortasındaki siyah yuvarlaktır. Gözbebeğinin beyaz, gri veya sarı gibi siyah
dışındaki bir renge dönüşmesi önemli hastalıkları gösterir.
Katarakt:
Çocukluk çağında doğuştan
olabileceği gibi sonradan yaralanmalar, metabolik bozukluklar ve enfeksiyonlar
gibi nedenlerle de meydana gelebilir ve beyaz gözbebeğinin en sık nedenlerindendir.
Erken dönemde tespit edilip tedavi edilmezse kalıcı görme kaybı, şaşılık
ve kontrolsüz göz hareketlerine neden olur.
Tümörler:
Pek çok iyi huylu tümörün
yanısıra retinoblastom adı verilen kötü huylu tümör de gözbebeğini beyazlaştırır.
Tedavisi göz ve görmenin korunmasından öte hayati önem taşır.
Enfeksiyöz
ve iltihabi durumlar: Değişik bakteriyel, viral veya paraziter
enfeksiyonlar gözbebeğini beyazlaştırabilir.
Gelişimsel bozukluklar: Gözün
gelişimi ilaç, enfeksiyon, metabolik bozukluk, yaralanma veya erken doğum
gibi herhangi bir nedenle kesintiye uğrayacak olursa ciddi anormallikler
meydana gelir.
Diğerleri:
Gözün sinir tabakasının yerinden ayrılması, göz damarlarının
bozuklukları, göz sinirinin anormallikleri, göz içine kanama olması gibi
pek çok durum gözbebeğini beyazlaştırır.
Bir hastalığın, gözbebeği beyazlaştıktan
sonra tespit edilmesi istenmeyen bir durumdur, erken tedavi başarıyı artırır.
Gözbebeği beyazlaştıktan sonra ne kadar acele edilse de başarı kısıtlı
olacaktır.
Şaşılık
Bakılan yere heriki gözün birlikte
bakması gerekir. Gözlerden biri istenen hedefe bakarken diğeri başka yönlere
bakıyorsa kişide şaşılık var demektir. Şaşılık her yaşta görülmekle birlikte
çocukluk döneminde daha sıktır. Tek bir hastalık değildir. Değişik tipleri
vardır.
Çocukluk döneminde meydana gelen şaşılıklarda
çocuk genellikle bir gözünü tercih ederek çift görmeyi engeller. Tercih
edilmeyen gözde ise tembellik gelişir. Göz tembelliği, tedavisi ancak çocukluk
döneminde yapılabilen ciddi bir bozukluktur.
Çocuklarda en sık görülen şaşılık,
içe kayma şeklinde olanlardır. Gözlerin dışa, yukarı veya aşağı doğru kaydığı
şaşılıklar daha nadirdir. Her şaşılık, anne, baba veya yakınların anlayabileceği
şekilde ileri düzeyde olmayabilir. Hatta bazı şaşılıklar basit bir muayene
ile bile tespit edilemeyebilir ve ileri incelemeler gerekebilir.
Şaşılığı taklit eden durumlar da vardır.
Bunlara yalancı şaşılık denir. Yalancı şaşılıklar genellikle göz çukurlarının
anormalliği, asimetrisi, göz kapağı bozuklukları ve burun kökü basıklığı
gibi durumlarda meydana gelebilir. Şaşılığı taklit eden bu durumların ayırıcı
tanısı yapıldıktan sonra bir kısmında etkene yönelik tedavi yapılırken
bir kısmında da çocuğun gelişimini takip etmekle yetinilecektir.
Toplumumuzda yaygın olan bir terim
de gizli kayma ya da gizli şaşılıktır. Tıbbi olarak gizli kayma, normal
durumda yokken belli testlerle ortaya çıkarılabilen kaymalar olarak açıklanabilir.
Ayrıca çocuğun sağlıklı olduğu durumlarda görülmezken sıkıntılı veya hastalıklı
zamanlarında ortaya çıkan kaymalar da olabilir.
Tipi ne olursa olsun her tip kayma
önem taşır ve bir an önce teşhis edilerek tedavi ve takip planının yapılması
gerekir.
Göz Tembelliği
Göz tembelliği, toplumda sık rastlanan,
çok konuşulan, fakat az bilinen bir konudur. Farkedilmesi zordur ve farkedildiği
zaman da genellikle tedavi aşamasını geçmiş olmaktadır.
Göz tembelliğini, en basit şekliyle
gözün sinir tabakasını ve sinir yollarını tutan belirgin bir hastalığın
olmamasına rağmen kişinin görmesinin herhangi bir şekilde artırılamaması
olarak tanımlayabiliriz. Oluşum mekanizması, kullanılmayan sinirin atıl
duruma geçmesi şeklindedir. Yani gözün öndeki kırıcı ortamlarından görüntü
bir şekilde sinir tabakasına ulaşmaz ya da bulanık olarak ulaşacak olursa
kişide göz tembelliği gelişir. Göz tembelliğine sebep olan durumların bir
an önce ortadan kaldırılması ve görme sinirinin uyarılmaya başlanması gerekir.
Göz tembelliğinin sık görülen nedenleri
şunlardır:
1. Şaşılık: İki göz ayrı ayrı yönlere
bakıyorsa beyne iki ayrı görüntü gider ve çift görme meydana gelir. Çocuklarda
bir şekilde bu durum engellenir. Beyin, gözlerden birinden gelen görüntüyü
baskılar ve tek gözle görme sağlanır. Bu arada görüntüsü baskılanan gözde
tembellik gelişmeye başlar.
2. Kırılma kusurları: İki göz arasında
kırılma kusuru farkı fazlaysa, ya da iki gözde de yüksek astigmatizma,
hipermetropi vb. kırılma kusurları varsa göz tembelliği gelişebilir.
3. Diğer göz hastalıkları: Bu grupta
görme eksenini kapatan hastalıklar sayılabilir. Bunlar, kornea, iris, lens
ve vitreus gibi gözün kırıcı ortamlarının kesiflik veya anormal pozisyonda
olmaları ile ilgili hastalıklardır. En sık görülen tipi de kataraktlardır.
Ayrıca göz kapağı hastalıkları da görme eksenini kapayarak göz tembelliği
oluşturabilir.
Göz tembelliğinin tedavisi ilk 6 yaş
içinde yapılmalıdır, 10 yaşından sonraki tedaviler yararlı değildir. Tedaviye
ne kadar erken başlanırsa alınacak sonuç da o denli başarılı olacaktır.
Tedavi iki basamaktan oluşur. Bunlardan biri göz tembelliğine yol açan
faktörün diğeri de göz tembelliğinin kendisinin tedavisidir.
Gözde Çapaklanma
ve Kanlanma
Gözlerde yanma, batma, kaşıntı, kanlanma
ve çapaklanma gibi şikayetler genellikle konjonktivite bağlıdır. Bazen
korneanın iltihapları da bu tip şikayetlere yol açabilir. Hatta kornea
ve konjonktivanın iltihapları birlikte seyredebilir. Gözde bu tip şikayetlere
neden olan üçüncü bir yapı ise kapaklardır.
Konjonktivanın iltihapları enfeksiyöz,
alerjik, immünolojik, toksik veya travmatik olabilir. Enfeksiyöz olanlar
bakteri, virüs ve parazitlere bağlıdır. Genellikle temizlik kurallarına
uyulmadığı ve hastalıklı kişilerin eşyaları ortak kullanıldığı zaman meydana
gelirler. Ayrıca genel durum bozukluğu da enfeksiyonlara yatkınlığı artırır.
Bebeklik döneminde meydana gelen konjonktivitler çok şiddetli olabilir.
Alerjik kökenli olan konjonktivitler
genellikle bahar aylarında ortaya çıkmakla birlikte tüm mevsimlerde de
görülebilir. Kaşıntı ve sulanma ön planda olur. Bazı alerjik durumlar çok
şiddetli seyredip görmeyi dahi bozabilir. Tedavileri zor olsa da ihmal
edilmemeleri gerekir.
İmmünolojik, yani bağışıklık sisteminin
bozukluklarıyla ilgili konjonktivitler daha çok yaşlılarda görülmekle birlikte
çocuklarda da görülebilir ve ağır seyreder.
Toksik ve travmatik olan konjonktivitler
ilaçlar ve kimyasal maddelere karşı gelişir.
Korneanın iltihapları keratit veya
keratopati olarak adlandırılır. Bunlar da enfeksiyöz, immünolojik, alerjik,
toksik veya travmatik olabilir. Korneayı tutan iltihabi durumların bir
ayrıcalığı vardır. Uygun şekilde ve erken dönemde tedavileri yapılmazsa
kesiflik meydana gelir ve bu kesiflik merkezi kısımları tuttuğu takdirde
çocuğun görmesini etkiler. Ayrıca ilerlemiş kornea hastalığının tedavisi
de daha zordur. Hatta göz, kornea nakli gibi çok ciddi bir ameliyata kadar
gidebilir. Bu ameliyatta, ölü gözünden alınan saydam kornea kesifleşmiş
olan hasta korneasının yerine dikilmektedir. Şüphesiz bu ameliyat sorunlardan
arınmış, kornea hastalığının mutlak çözümü olan bir tedavi yöntemi değildir.
Ameliyata ait sorunların yanısıra meydana gelmiş veya gelmesi muhtemel
göz tembelliğinin de tedavisi gerekir.
Son olarak göz kapağının iltihapları
da gözde yanma, batma, kanlanma ve çapaklanma gibi şikayetler yapabilir.
En belirgin özellikleri ise kirpik diplerinde kepeklenme, kirpiklerde dökülme
ve kapak kenarında kızarıklıktır. Göz küresi yüzeyinde de ikincil sorunlar
meydana getirebilirler.
Gözde Sulanma
Çocuklarda, özellikle de bebeklik
döneminde konjonktivitler, kornea ve kapak hastalıkları, yabancı cisimler
ve konjenital glokom gibi durumlar sulanma meydana getirebilir, ama gözde
sulanma asıl olarak göz yaşı kanalının tıkanıklıklarının veya darlıklarının
tipik belirtisidir. Bazen bu sulanma mikrobik bir hal alır ve çapaklanma
meydana gelebilir. Burun köküne basıldığında iltihabi sıvılar çıkabilir.
Bu durum ilk bir yaş içerisinde anne-babalar için sıkıntılı bir durum oluşturur,
fakat genellikle bu sürenin sonunda kanal açılır ve çocuğun şikayetleri
kaybolur. Bu dönem içerisinde kanalın açılmasını kolaylaştırmak için burun
köküne masaj önerilebilir. Çapaklanmanın çok olduğu dönemlerde antibiyotik
damlalar kullandırılır. Enfeksiyon, göz ve çevresindeki dokuları içine
alacak şekilde artarsa daha yoğun bir tedavi gerekebilir.
Bir yaşın sonunda kanal hala açılmamış
ise genel anestezi altında sondalama yapılır. Sondalama işlemi başarısız
olduğu takdirde birkaç defa tekrarlanabilir. Buna rağmen kanal açılmazsa
3-4 yaşlarını geçtikten sonra cerrahi tedavi gerekir.
Doğuştan
Göz içi Basınç Yüksekliği
Erken müdahale edilmediğinde kalıcı
körlüğe yol açan ciddi bir bozukluktur. Daha bebeklik döneminde ışıktan
etkilenme, gözde sulanma, gözleri kısma ve kırmızı göz gibi şikayetler
meydana getirir. Kornea dediğimiz gözün ortasındaki saydam yapı büyür ve
kesifleşmeye başlar. Göz içi basıncı tek taraflı arttığında korneadaki
büyüme daha belirgin olarak izlenir.
Göz içi basıncı yüksek seyretmeye
devam ederse korneada çatlaklar oluşur, görme sinirinde de çukurlaşma meydana
gelir. Yani sinir hücreleri ölür ve bunların fonksiyonları bir daha geri
getirilemez.
Bebeklerde bu göz içi basınç yüksekliğini
taklit eden ya da göz içi basınç yüksekliğine eşlik eden pek çok anormallik
bulunur. Bu durumların tespiti için genel anestezi altında muayene gerekir,
göz içi basınç yüksekliği doğrulanırsa bunun tedavisi cerrahidir.
Az Gören
Çocuk
Az gören çocuğun bir miktar görmesi
vardır, fakat bu görme ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde değildir. Görme
ilaçla, cerrahi ile veya gözlükle artırılamaz. Görmenin ihtiyaçlarını karşılayabilecek
düzeye getirilebilmesi için özel cihazlar ve bunları kullanabilmek için
de rehabilitasyon gerekir.
Az gören çocuklar, özellikle okula
başladıkları zaman yardıma ihtiyaç duyarlar. İyi göremedikleri için derslerde
başarısız olabilirler. Özel cihazlarla da yeterince yardım sağlanamazsa
görme özürlülere yönelik okullara gönderilmeleri gerekebilir.
Bu çocukların görme rehabilitasyonunda
kullanılan cihazlar büyüteçler, teleskop gözlükler ve kapalı devre televizyon
sistemleridir. Uygun cihaz seçimi yapıldıktan sonra cihazın kullanımı öğretilir
ve pratik yaptırılarak daha seri kullanması sağlanır. Cihaz kullanımının
yanısıra ortamın ışığı artırılarak, büyük puntolu kitaplar sunarak ve çevresinde
ihtiyacı olan şeylerin yazılarını daha belirgin hale getirerek hayatları
kolaylaştırılabilir.
Az gören çocuklara yardım, belli göz
doktorlarının ve merkezlerin ilgi alanını oluşturmaktadır. "Az gören",
"kör" demek değildir. Az gören kişinin kalan görmesi bir şekilde değerlendirilmeye
çalışılır. Kör olan kişiler için ise diğer duyu sistemlerinin kullanılması
gerekir. Yani körlerin rehabilitasyonu da tamamen ayrı bir konudur.
İnsanlar az gördüğü veya kör olduğu
zaman göz doktorlarıyla olan irtibatları kesilmez. Çünkü göz sadece görme
organımız değildir. Göz, aynı zamanda estetiğimizin bir parçasıdır. Görmeyi
azaltan veya kaybettiren hastalık ne ise takibi yapılmadığı takdirde göz
küresinin de kaybına yol açabilir. Göz küresinin alınması ve estetiğin
yeniden sağlanması için protez uygulaması zor işlemler olup görmese de
göz küresinin yerinde kalması daha tercih edilecek bir durumdur.
Baş Pozisyonu
Nöropsikiyatrik hastalıklar, enfeksiyonlar,
kulak, kas ve kemik hastalıkları yanısıra gözdeki bozukluklar da baş pozisyonu
oluşturabilir. "Baş pozisyonu" demek çocuğun başını düz tutmak yerine yukarı,
aşağı, sağa, sola veya ileri tutmayı tercih etmesidir. Genellikle ciddi
bir durum olup sebebinin bulunarak tedavisinin yapılması gerekir. Aşağıda
gözle ilgili baş pozisyonu oluşturan bazı bozukluklar listelenmiştir:
- Şaşılıklar
- Göz kası felçleri
- Göz hareketlerini denetleyen beyindeki
merkezlerin bozuklukları
- Nistagmus (gözlerde titreşim)
- Görme alanı defektleri
- Tek gözde görme kaybı
- Uygun şekilde düzeltilmeyen kırılma
kusurları
- Üst göz kapağı düşüklüğü
- Işığa karşı aşırı duyarlılık
Nistagmus
Gözlerde sağa-sola, yukarı-aşağı
veya dönme tarzında titreşimler meydana gelmesine nistagmus denir. Hasta,
bu hareketleri kontrol altına alamaz. Daha çok kas hareketlerini kontrol
eden merkezlerin bozukluğu olmakla birlikte bazen görme azlığı yapan katarakt,
albinizm, glokom ve göz sinir tabakası bozukluklarına işaret edebilir.
Tedavisinde her ne kadar cerrahi girişim yapılsa da sonuçlar yüz güldürücü
olmadığı için özellikle görme azlığına bağlı gelişen tiplere karşı önceden
tedbir almak gerekir.
Diğerleri
Göz kapakları, gözün çevresindeki
dokular, görüntüyü beyne ileten sinir yolları ve görme ile ilgili beyin
alanlarının hastalıkları çocuklarda görülebilir. Göz kapak ve çevre dokularının
hastalıkları hemen kendini belli edeceği için tedavide geç kalınma kaygısı
daha azdır. Görme yolları ve beynin görme yolları ile ilgili merkezlerinin
tedavisi sinir hastalıkları ve göz doktorunun ilişki içinde çalışmasını
gerektirir.
Üveit denilen göziçi iltihabı da çocuklarda
görülebilir ve tedavisi yapılmadığı takdirde ciddi sonuçlar doğurur. Bu
hastalığın bazen bünyedeki diğer hastalıklara eşlik etmesi nedeniyle romatizma,
cilt hastalığı ve iç organ hastalıkları olan çocukların şikayetleri olmasa
bile göz doktorunun kontrolünden geçirilmesi gerekir.
|