

Çocuklarda
Kemik Sağlığı
Hazırlayan:Prof.
Dr. Şükrü Hatun
Kocaeli Tıp
Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı - Endokrinoloji ve
Diyabet Bilim Dalı
Kemiklerin
özellikleri
Vücudumuzun çatısını oluşturan iskelet
sistemi kemiklerden meydana gelir. Kemikler ağırlığımız taşırlar ve çeşitli
fiziksel stresler sırasında ayakta durmamızı sağlarlar. Kemikler kemik
hücreleri, protein matriks (osteoid doku) ve bu matrikse çöken minarel
tabakasından oluşmaktadır. Bu bileşimin tümüne kemik kitlesi denmektedir.
Kemiklerin sertliğini sağlayan minerallerin kalsiyum ve fosfat gelmektedir.
Vücuttaki kalsiyumun %99’u kemiklerde bulunur ve kemikler aynı zamanda
kalsiyum, fosfor ve magnezyum deposudur. Kemik dokusunun en önemli özelliği
aktif bir yıkım ve yeniden yapım döngüsü göstermesidir. Kemikleri sürekli
“harfiyat” yapılan bir inşaat yerine benzetebiliriz. Erişkin kemik dokusunun
her yıl %10’u yeniden yapılmaktadır. Bu şekilde hem kemiklerin güçsüzleşmesi
önlenmekte hem de organizmanın kalsiyum dengesi korunmaktadır. Kemik dokusundaki
yapımdan osteoblastlar, yıkımdan ise osteoklastlar sorumludur.
Kemik Sağlığı
nedir ve niçin önemlidir?
Bu bilgiler temelinde kemik sağlığından
kemik dokusunun hem protein matriks hem de mineralizasyon yönünden yeterli
olması anlaşılmaktadır. Başka bir deyişle kemik sağlığı yaşam boyu kişinin
kemik kitlesinin normal olması demektir. Son yıllarda erişkin sağlığında
giderek önem kazanan osteoporoz “Kemik kitlesinin azalması ve kemiğin mikro
mimarisinin bozulması sonucu kemiklerin kırılganlığının artması ile karakterize
sistemik bir iskelet bozukluğu” olarak tanımlanmaktadır. Daha çok ileri
yaşlardaki kadınlarda görülen osteoporoz genetik faktörler yanında beslenme,
sigara içimi, alkol alımı, fiziksel hareketsizlik gibi çeşitli çevresel
faktörlerle de ilgilidir. Osteoporoza bağlı kırıklar en sık vertebralar,
ön kol ve femurun üst kısmında görülmektedir. İngiltere’de her yıl 150.000
kişide osteoporoza bağlı kemik kırıkları meydana geldiği bunun da 750 milyon
sterlin sağlık harcamasına neden olduğu bildirilmektedir. Osteoporozun
önlenmesi için hem kemik kitlesinin yeterli hale getirilmesi hem de kemik
kaybının azaltılması gerekmektedir.
Çocuklarda
kemik sağlığı ile osteoporoz ilişkisi
Erişkin yaşamdaki kemik sağlığı büyük
oranda çocukluk ve ergenlik döneminde ulaşılan maksimum kemik kitlesine
bağlıdır. Maksimum kemik kitlesi “pik kemik kitlesi” olarak da isimlendirilmektedir.
İnsanlarda pik kemik kitlesi 30 yaşından önce tamamlanmakta ve oluşan bu
“kemik bankası” daha sonraki yaşam için kaynak görevi görmektedir. Bu nedenle
erişkin yaştaki ostoporozun önlenmesi büyük
oranda çocukluk döneminde atılacak adımlara bağlıdır. Pik kemik kitlesi
büyük oranda genetik faktörlerce belirlenmekle birlikte, öngörülen genetik
potansiyele ulaşılması beslenme, aktivite, endokrin fonksiyon ve yaşam
tarzını oluşturan diğer faktörlere bağlıdır.
Bebeklerde
en önemli kemik sağlığı sorunu
Çocukluk çağında kemik mineralizasyonun
yeterli olabilmesi için serum kalsiyum ve fosfor düzeylerinin normal olması
gereklidir. Bunun için de hem beslenmeyle yeterli kalsiyum ve fosfor alınması
hem de barsaklardan kalsiyum ve fosfor emilimini sağlayan D vitaminin yeterli
olması gerekmektedir. Organizmanın gelişmesinin devam ettiği, dolayısıyla
kemiklerin uzadığı dönemde kemiklerin yetersiz mineralizasyonu rikets olarak
bilinen “kemik zayıflığı” hastalığına yol açmaktadır. Bebeklik döneminde
en önemli kemik sağlığı sorunu rikets hastalığıdır
Rikets (Raşitizm)
gelişmekte olan ülkelerin önemli sağlık sorunlarından birisidir ve en çok
6-18 ay arasındaki çocukları etkilemektedir. Riketsin temel nedeni deride
güneş ışınları etkisiyle sentez edilen D vitamini yetersizliğidir. Riketsin
sık görüldüğü bölgelerde anneler genellikle ev içlerinde yaşamakta ve/veya
fazla miktarda örtünmektedirler. Özellikle kış dönemindeki hamileliklerde
vitamin desteği yapılmaması bebeklerin yetersiz D vitamini deposu ile doğmasına
neden olmaktadır. Bu durumda anne sütü ile beslenmeleri de bebeklerin D
vitamini yetersizliği sorunu ile karşılaşmasını önleyememektedir. Çünkü
hem normalde anne sütündeki D vitamini düzeyi 12-60 IU civarındadır ve
bu fizyolojik ihtiyacı (günde 400 IU) karşılamaktan uzaktır, hem de D vitamini
yetersizliği olan annelerin sütündeki D vitamini düzeyi daha düşüktür.
Son yıllarda çocukların yeterli güneş ışığına maruz kaldığı bölgelerde
(örneğin Nijerya’da) kalsiyum alımındaki veya emilimindeki yetersizliklerin
rikets nedeni olarak önem kazandığına dikkat çekilmektedir. Rikets havale
geçirme, yürümede ve diş çıkarmada gecikme, kafatası kemiklerinin yumuşaklığı
ve şekil bozukluğu, el bileklerinde genişleme, sık enfeksiyonlara yakalanma,
baş terlemesi ve sürtünmeye bağlı arka kısımdaki saçların dökülmesi gibi
bulgulara yol açabilir. Riketsin uzun dönemli kemik sağlığı üzerine esas
etkisi bacak ve pelvis kemiklerinde yarattığı deformitedir. Yürüme çağında
raşitizm geçiren çocuklarda dışa doğru eğrilmeler olur ve bazı hastalarda
bu eğriliklerin cerrahi müdahale ile düzeltilmesi gerekebilir. Rikets geçiren
kızların pelvis kemiklerindeki deformitenin doğum kanalının dar ve dolayısıyla
zor doğumlara neden olduğu bilinmektedir.
Riketsin
(Raşitizm) dolayısıyla çocukluk çağında kemiklerdeki mineralizasyon
yetersizliğinin önlenmesi için annelerin ve bebeklerin yeterli D vitamini
almaları veya üretmeleri gereklidir. Bunun için bütün hamilelerin yeterli
güneş almaları, anne sütü alsalar bile bütün bebeklere doğumdan sonraki
haftalarda en az günde 400 IU D vitamini başlanması gerekmektedir. Bebeklerin
kendilerine yetecek miktarda D vitamini üretebilmeleri için bez bağlı olarak
günde 10 dakika, baş,yüz el ve ayaklar açık olarak ise haftada 2 saat güneş
görmesi gerekmektedir. Bu koşulların her zaman sağlanmasındaki zorluk düşünüldüğünde
bütün bebeklere D vitamini desteğinin yapılması daha da önem kazanmaktadır.
Kemik sağlığı
ile kalsiyum arasındaki ilişki
Son yıllarda çocukluk çağında kemik
yoğunluğu düşüklüğünün erişkin kemik sağlığı bakımından önemli bulunması
çocuklarda kalsiyum gereksinimi ve bu gereksinimin nasıl karşılanacağını
güncel bir konu haline getirmiştir. Maksimal kemik yoğunluğunun sağlanması
için çocukluk döneminde yeterli kalsiyum alınması gereklidir. Kemik yoğunluğunun
arttırılması ise erişkin dönemdeki osteoporozu önlemenin en önemli yoludur.
Yakın zamanda yayınlanan araştırmalarda 11-15 yaş arasındaki kızlardaki
düşük kalsiyum alımının kemik kırıkları sıklığını arttırdığı, fazla fosfor
alımına neden olan kola içme alışkanlığı ile kemik kırıkları arasında pozitif
bir ilişki olduğu, yüksek kalsiyum alımının ergenlik dönemindeki kız ve
erkeklerde kırıklardan koruyucu etkisi olduğu gösterilmiştir.
Besinlerle alınan kalsiyum ihtiyacının
temel nedeni kemik mineral yoğunluğunu arttırmaktır. Bebekler çocuklar
ve adolesanlarda kalsiyum gereksinmesi Amerikan Sağlık Enstitüsü (NIH)
ve Ulusal Bilimler Akademisi Beslenme Komitesi (NAS) tarafından ayrıntılı
olarak incelenmiştir. Her iki kuruluşun önerileri birlikte değerlendirildiğinde
yakın ergenlik döneminden başlayarak günde 1200-1500 mg kalsiyum alınması
ve bu miktarın ergenlik dönemi boyunca korunması gerektiği anlaşılmaktadır.
TABLO 1. Çocuklarda kalsiyum
gereksinmesi (mg/gün)
| Yaş |
1997 NAS |
1994 NIH |
| 0-6 ay |
210 |
400 |
| 6 ay- 1 yaş |
270 |
600 |
| 1- 3 yaş |
500 |
800 |
| 4-8 yaş |
800 |
800 (4-5 yaş)
800-1200 (6-8 yaş) |
| 9-18 yaş |
1300 |
800-1200 (9-10 yaş)
1200-1500(11-18 yaş) |
Yaşamın ilk yılında anne sütü kalsiyum
ihtiyacı için en önemli kaynaktır. Yalnızca anne sütü veya anne sütü +
ek gıdalar ile beslenen bebeklerde daha fazla kalsiyum vermenin uzun dönemli
kemik mineralizasyonu üzerine olumlu etkisi olduğuna dair bir kanıt yoktur.
Eldeki veriler anne sütündeki kalsiyumun inek sütüne ve mamalara göre biyoyararlığının
daha iyi olduğunu göstermektedir. Bu nedenle bütün mamalardaki kalsiyum
miktarı anne sütüne göre bir miktar yüksek tutulmuştur. Prematüre bebeklerde
kalsiyum gereksinimi zamanında doğan bebeklerden daha fazladır. Bu bebeklerin
hem hastanede yatarken hem de daha sonra daha yüksek kalsiyum içeren ve
prematüreler için hazırlanmış mamalarla beslenmesi gereklidir.
Ergenlik öncesi dönemdeki çocuklardaki
kalsiyum gereksinmesi konusunda az bilgi vardır ve bu dönemde günde 800
mg kalsiyum alınmasının yeterli olduğu düşünülmektedir. Bu yaş gurubundaki
en önemli konu çocuklara yeterli kalsiyum almalarını sağlayacak beslenme
alışkanlıkları kazandırmaktır. Kalsiyum gereksinimi ile ilgili araştırmalar
ergenliğin hemen öncesi ve ergenlik dönemindeki (9-18 yaş) çocuklar üzerine
yoğunlaşmıştır. Puberte döneminde kalsiyum emiliminin arttığı ve kemik
formasyonun çoğunluğunun bu dönemde olduğu bilinmektedir. Bir çok araştırma
9-18 yaş gurubunda net kalsiyum ihtiyacının 1200-1500 mg/gün olduğunu ve
bunun üzerinde alınan kalsiyumun vücuttan atıldığını göstermektedir. Bu
yaş gurubunda kalsiyum ilavesinin kemik mineral yoğunluğunu kısa dönemde
olumlu etkilediğini gösteren çalışmalar olmakla birlikte esas önemli olan
çocukluk ve ergenlik döneminde önerilen miktarlarda kalsiyum alımını sağlayacak
besinlerle beslenmenin sürdürülmesidir.
Besinlerin arasında en önemli kalsiyum
kaynağı süt ve süt ürünleridir. Bu nedenle erken çocukluk döneminde süt,
yoğurt ve peynir yeme alışkanlığını kazandırılması önemlidir. Bu nedenle
anne-babaların “süt içmeden yatağına girme” şeklindeki ısrarları yerinde
bir tutumdur. Şişmanlık korkusuyla süt içmeyen adolesan dönemindeki kızlara
yağ içeriği düşük sütlerin kalsiyum içeriğinin değişmediği hatırlatılmalıdır.
Bir çok sebze de kalsiyum içermektedir. Kalsiyum ile zenginleştirilmiş
meyva suyu ve kahvaltılık besinler de süt ve süt ürünlerini sevmeyen çocuklar
için alternatif besinlerdir. Bütün çabalara rağmen yeterli miktarda kalsiyum
içeren besin tüketmeyen çocuk ve adolesanlara mineral desteği yapılması
gereklidir.
Çocukluk
Döneminde Fiziksel aktivite ve kemik sağlığı arasında ilişki varmı dır?
Son yıllarda çocukluktan erişkinliğe
girerken kemik kitlesinin yeterli olabilmesi için kalsiyum alımı kadar
kemiklerin ve kasların gerilmesini sağlayacak türde (atlayıp, sıçramak
gibi) fiziksel aktivite yapılmasının önemi üzerinde de sıklıkla durulmaktadır.
Eskiden beri hareketsizliğin (yatak dinlencesi) ve uzay boşluğunda gibi
ağırlıksız durmanın kemiklerin biyolojik döngüsünü olumsuz etkilediği,
mineral kaybına yol açtığı ve dolayısıyla kemik kitlesinde azalmaya (osteoporoz)
neden olduğu bilinmektedir. Kemik yapımı için mekanik gerilmelere duyarlı
hücrelerin uyarılması gerekmektedir. Bunun için ise kemik yüzeylerinin
gerilmesini sağlayan koşma, atlama, sıçrama (ip atlama), jimnastik hareketleri
gibi fiziksel hareketlerin özellikle kemik yapımının hızlandığı adolesan
döneminde yapılması büyük önem kazanmaktadır. Yine bu nedenle okullardaki
beden eğitimi derslerine süre ve niteliğinin geliştirilmesine mutlak ihtiyaç
vardır.
Yakın zamanda yayınlanan bir araştırmada
8 ay süreyle günde 10 veya daha fazla sıçrama hareketi yapan ve haftada
iki kez atlama/sıçrama aktivitesi yapana çocukların normal okul aktivite
programındaki çocuklara göre kemik dansitelerinde(yoğunluğu) %1.2 oranında
bir artma olduğu göstermiştir. Kemik dansitesindeki % 5 oranındaki artmanın
osteoporotik kırılma riskini %40 azalttığı düşünüldüğünde bu derecedeki
kemik dansitesi artımının bile önemli olduğu üzerinde durulmaktadır. Benzer
çalışmalarda kısa süreli ve belli bir ağırlığa karşı yapılan aktivitelerin
ergenlik dönemindeki çocuklarda ve genç kadınlarda anlamlı ölçüde kemik
dansitesi kazanımı sağladığı görülmüştür.
Önemli Noktalar
Halk sağlığı açısından erişkin yaştaki
osteoporoz ve komplikasyonlarının önlenmesi büyük ölçüde çocukluk dönemindeki
kemik sağlığına bağlıdır. Çocukluk dönemindeki kemik sağlığının korunması
için başta bebeklik dönemi olmak üzere yaşam boyu yeterli D vitamini alınması,
gebelerin D vitamini depolarının yeterli olması, özellikle ergenliğe yakın
ve ergenlik yaş gurubunda (9-18 yaş) hem kalsiyum alımının 1200-1500 mg/gün
civarında olmasının sağlanması hem de düzenli fiziksel aktivite yapılması
gerekmektedir. Aileler erken yaştan itibaren çocuklarının kalsiyumdan zengin
besinlerle beslenmesine önem vermelidir Bu amaçla okul programlarında kalsiyumdan
zengin süt ve süt ürünleri ile beslenmenin vurgulanması ve spor derslerinde
atlama, sıçrama, koşma, jimnastik hareketleri gibi aktivitelere daha fazla
yer verilmesi gereklidir. Çocuk hekimleri sağlam çocuğu izleminde kemik
sağlığına önem vermeleri ve kronik hastalığı olan çocuklara kemik dansitesini
geliştiren fizik aktivite programı önermelidir.
|