

Doktor, Çocuğum Cok Yaramaz!...
Hazırlayan:
Doç. Dr. Sadi Akşit
Ege Üniversitesi
Tıp Fakültesi Pediyatri Anabilim Dalı
Çocuğa hangi davranışlarının iyi,
hangi davranışları yapmaması gerektiğini öğretmek ebeveynlerin görevidir.
Bunların çocuğa öğretilmesi aslında sanıldığı kadar zor değildir, ancak
biraz sabır gerektirir. Özellikle küçük çocukların öğrenmesi zaman aldığından,
hatalı bir davranışı değiştirmek genellikle birkaç haftalık bir çalışmayı
gerektirir. Bunun için acele edip hemen ümitsizliğe kapılmamalıdır.
Çocuk
eğitiminde cezanın yeri
Terbiye etmek denilince pek çok kişinin
aklına hemen cezalandırma gelir. "Dayak cennetten çıkmadır" ya da " Kızını
dövmeyen dizini döver" gibi atasözleri, ülkemizde cezalandırmanın çocuk
eğitiminin bir parçası olarak asırlarca kullanıldığının bir kanıtı olarak
dilimizde yer etmiştir. Terbiye etmek ve cezalandırmak birbirinden çok
farklı kavramlardır. Terbiye, çocuğa olumlu davranışların, kendini nasıl
kontrol etmesi gerektiğinin öğretildiği ve içinde ödüllendirmenin de yer
aldığı bir sistemdir. Cezalandırma ise daha negatif bir anlam taşır; çocuğun
yaptığı ya da yapmadığı bir davranışın arkasından gelen bir sonuçtur. "Terbiye
etmek" bizim geleneklerimizde genellikle cezayı çağrıştırdığından, "eğitmek"
kavramının kullanılması daha yerinde olacaktır. Çocuk yalnızca yanlış yaptığı
zamanlarda değil, diğer zamanlarda da davranışları konusunda eğitilmelidir.
Hatalı davrandıkları zaman çocuklara kızma ve azarlama yerine, olumlu davrandıklarında
yüreklendirme ve takdir etme, onların yanlış davranışlarını daha kolay
değiştirmelerini sağlayacaktır. Çocuklar kendilerine değer verildiğini
gördükçe kendilerini daha iyi hissedecek, çevredekileri daha fazla dinlemeye
gayret edecektir.
İyi
davranışların takdir edilmesi
Çocuğun ilerideki davranışlarının
temeli daha doğumdan itibaren biçimlenmeye başlar. Örneğin, bebek altını
kirlettiği ya da acıktığı zaman ağlayarak isteklerini belirtir. Anne hemen
onun yanına gidip isteğini karşıladığında, bebek annesinin yanında olduğunu
bilerek ona güven duyar.
Bebek iki aylık olduğu zaman, kendi
kendine uykuya dalmasına izin verilmelidir. Bu aydan itibaren, bebeğin
uyku, beslenme ve oyun zamanları aileye uyum sağlayacak biçimde belirli
bir düzene konulmaya çalışılmalıdır. Bebek emeklemeye ve yürümeye başladıktan
sonra gereken güvenlik önlemleri alınmalı, onun için tehlikeli olabilecek
cisimler ortalıkta bırakılmamalıdır. Çocuk için tehlikeli olmayacak eşyalar
ise, merakını gidermesi açısından onun ulaşabileceği yerlere konulmalıdır.
Örneğin, ağır tencere ve çaydanlık gibi çocuğun yaralanmasına neden olabilecek
eşyalar dolapta kilitli tutulurken, daha hafif olan tabaklar ve plastik
eşyaların konulduğu dolaplar açık tutulabilir. Çocuğun hareketlenmeye başladığı
bu dönem, ona en fazla dikkat gösterilmesi gereken dönemdir. Örneğin, bebek
soba ya da elektrik ocağı gibi sıcak bir eşyaya yaklaştığında, "hayır,
sıcak!" gibi ifadelerle oradan uzaklaştırılmaya çalışılmalı ve oynaması
için eline bir oyuncak verilmelidir. Başlangıçta bebek bunun bir oyun olduğunu
zannedip gülse bile, birkaç hafta sonra onun zararlı bir şey olduğunu öğrenecektir.
Çocuk 18 aylık olduğunda çocuğun kontrol
edilmesi biraz daha zorlaşır. Bu yaşlarda çocuk kendi gücünün sınırlarını
öğrenmek ister. Bu dönemde, anne, baba birlikte, onun hangi davranışlarına
izin verip hangilerine vermeyeceklerini kararlaştırmalıdırlar. Böylece
çocuk da bir ikileme düşmemiş olur. Ebeveynin nasıl davranması gerektiği
konusunda aşağıda bazı ipuçları verilmiştir:
a.
Çocuğa değişik seçenekler sunmak
Belirli sınırlamalar getirirken,
aynı zamanda belirli bir serbestlik de tanınmış olur. Örneğin "Oyuncaklarını
kendin mi toplamak istersin, yoksa sana yardım edeyim mi?" denilebilir.
b.
Yapılması istenen davranışı bir oyuna dönüştürmek
Eğer çocuktan istenen davranış ilginç
bir hale getirilirse çocuk bundan zevk alacaktır. Örneğin, ona "Hadi bakalım
yarış yapalım, hangimiz daha çabuk elbisesini giyecek?" denilebilir.
c.
İleriye dönük plan yapmak
Çocuk hep aynı olumsuz davranışları
yineliyorsa, örneğin, bakkala gidildiği zaman sürekli bir şeyler istiyor,
tatsızlık çıkarıyorsa, başka bir zamanda bunun doğru olmadığı ona öğretilmelidir.
Bunun için, çocuğun karnının tok olduğu bir zaman bakkala götürülerek alıştırılmaya
çalışılmalıdır. Sıkılmaması için de çocuğun yanında oyuncak ya da kitap
vb. götürülebilir.
d.
Olumlu davranışını takdir etmek
Çocuk olumlu bir davranış gösterdiğinde
bu davranışı nedeniyle onurlandırılmalıdır. Bu, her zaman çocuğa hediye
alınması anlamına gelmez; ona sarılıp "Bugünkü güzel davranışından dolayı
çok mutlu oldum, teşekkür ederim" demek de onu çok mutlu edecek, ilerideki
davranışları için yüreklendirecektir. Ama bazen işler yolunda gitmeyebilir.
Eninde sonunda, çocuk anne ya da babasını dinlemediğinde, onların nasıl
davranacağını, gerçekten söylediklerini yapıp yapmayacaklarını sınamak
isteyecektir. Eğer çocuk ebeveynleri dinlemiyor ise, bu durumda başvurulacak
bazı yöntemler vardır:
1.
Doğal sonuçlar
Çocuk yaptığı hareketin doğal
sonuçlarına katlanmasını öğrenmelidir. Ancak bu sonuçlar çocuk için herhangi
bir tehlike yaratmamalıdır. Örneğin, çocuk sütünü kasıtlı olarak dökmüşse,
o öğünde yeniden süt içemeyecek ya da eğer oyuncağını kırmışsa artık o
oyuncakla oynayamayacaktır.Bu kendisinin yaptığı davranışların bir sonucu
olduğu için de anne ya da babayı suçlamayacaktır (kendi düşen ağlamaz kuralı).
Böylece çocuk sütünü bir daha dökmemesini, oyuncağı ile daha dikkatli oynamasını
kısa zamanda öğrenecektir.
2.
Mantıklı sonuçlar
Çocuğun doğal sonuçlarla öğrenmesi
en iyisidir. Ancak bu her zaman işe yaramayabilir. Örneğin, anne çocuğa
oyuncaklarını toplamasını söylemişse ve çocuk da bunu yapmıyorsa ne yapılabilir?
İşte bu durumda, çocuğun hareketiyle ilgili bir sonuç yaratılabilir. Anne,
eğer çocuk oyuncaklarını toplamazsa onları kaldıracağını ve akşama kadar
oyuncaklarla oynayamayacağını ona söyleyebilir. Bunu söylerken annenin
söylediği şeyi gerçekten yaparak ciddi olduğunu çocuğa göstermesi gerekir.
Fakat bunu bağırarak değil, yumuşak bir ses tonu ile söylemelidir.
3.
Çocuğun çok istediği bir şeyi kısıtlamak
Mantıklı bir sonuç çıkarmak her zaman
mümkün olmayabilir. Çocuk ebeveyni dinlememekte ısrar ediyorsa, çocuğa
çok istediği başka bir şeyin kısıtlanacağı söylenebilir. Ancak bu yöntem
uygulanırken bazı noktalara dikkat edilmelidir: Beslenme gibi çocuğun gerçekten
gereksinimi olan şeyler ısıtlanmamalıdır. Bu yöntemin etkili olabilmesi
için kısıtlanacak şey çocuğun gerçekten çok istediği bir şey olmalıdır.
Ebeveyn söylediği şeyi gerçekten
yapmalıdır. Örneğin, davranışını düzeltmediği sürece çocuğa dondurma yiyemeyeceği
söylenmiş, fakat herhangi olumlu bir gelişme olmadığı halde, anne ya da
baba onun gönlünü almak için biraz sonra dondurma almışsa, bu yöntem doğaldır
ki işlemeyecektir.
4.
Belli bir süre bir yerde bekleme cezası
Bu ceza, diğer yöntemler işe yaramadığında
en son çare olarak kullanılabilir. Bu yöntem, çocuk diğer çocukları ısırdığında,
vurduğunda ya da buna benzer durumlarda kullanılabilir. Çocuk önce bir
kez ikaz edilir, eğer aynı davranışı sürdürürse, ona önceden belirlenmiş
bir odaya ya da odanın bir köşesine gitmesi, orada bir süre, genellikle
de bir sandalyede sessiz bir biçimde beklemesi söylenir. Eğer oraya gitmemekte
direnirse, kucaklanarak oraya götürülür ve bir süre orada kalması sağlanır.
Bu cezanın neden verildiği birkaç cümle ile ona anlatılmalıdır. Çocuğun
bekletildiği oda ya da yer çocuk açısından herhangi bir tehlike içermemelidir.
Çocuğun orada bekleme süresi kabaca
her yaş için 1 dakika olarak belirlenir (Örneğin, 4 yaşında bir çocuk için
4 dakika gibi). Eğer ceza süresi çok uzun tutulursa, çocuk neden oraya
konulduğunu bir süre sonra unutacaktır.
Ceza süresi için saat kurulur, saat
çaldığında çocuğa cezasının bittiği söylenir. Çocuk bu süreyi uslu bir
biçimde tamamlarsa, sevecen bir biçimde kucaklanır ve "Tatlım, cezalı olduğun
için orada kalmak zorundaydın" gibi sözler söylenir ve olay orada kapanır.
Bu durumu çocuk ile tartışmak gerekirse en az birkaç dakika geçmesi beklenmelidir.
Eğer ceza süresi içinde çocuk gene bağırır çağırır ve olayı protesto ederse,
saat yeniden kurulur ve süre baştan başlatılır. Bu yöntemle, genellikle
2 hafta içinde çocuk uyum sağlamayı öğrenecektir.
Etkili
bir eğitim için bazı öneriler
Çocuğun neler yapıp neler yapamayacağına
karar verilmelidir. Her çocuk aynı hızda büyüme ve gelişme göstermez. Ebeveyn
çocuğa bir şey söylediğinde çocuk yapmıyor ise, bu kasıtlı olabileceği
gibi çocuk onu anlamadığından ya da yapamadığından da olabilir.
Ebeveynler konuşmadan önce iyice düşünmelidir.
Daha önce çocuğa herhangi bir uyarıda bulunmuş ya da bir kural koymuşlarsa
ona uymaları gerekir. Bununla birlikte, çocuktan beklenen davranış ya da
konulan kurallar gerçekçi olmak zorundadır. Bir diğer önemli nokta da,
ebeveynin her zaman aynı biçimde davranması, bir gün farklı diğer gün farklı
kurallar koymamasıdır. Çocuklar ne zaman nasıl davranacaklarını çabuk öğrenirler.
Bunun için de zaman zaman ebeveynin koyduğu kuralları sınarlar ve onun
sınırlarını öğrenmeye çalışırlar. Örneğin, bakkalda huysuzluk yapan bir
çocuğu sakinleştirmek için anne ona sakız, şeker gibi şeyler alırsa, bir
daha bakkala gittiğinde çocuk yine aynı biçimde davranacaktır.Bunu önlemek
için ebeveyn her zaman aynı biçimde davranmalı ve kendi koyduğu kuralları
çiğnememelidir.
Çocuk huysuzlandığında onun duyguları
da dikkate alınmalı ve onun neden öyle davrandığını anlamaya çalışmalıdır.
Eğer davranışın nedeni bulunursa çözüm arkasından gelecektir. Ebeveyn onu
anladığını çocuğa söylemelidir. Örneğin, "Arkadaşın gittiği için üzülüyorsun,
biliyorum, ama yine de oyuncaklarını toplamalısın" gibi onu anladıklarını
ifade etmek oldukça yararlı olacaktır.Anne ve babalar da yaptığı hatalardan
ders almasını öğrenmelidir. Herhangi bir biçimde yanlış davrandıkları zaman
önce sakinleşmeli, gerekirse çocuktan özür dilenmeli, bundan sonra nasıl
davranacağını ona söylemelidir. Çocuğa doğru davranışları öğretmek çocuk
eğitiminde elbette ki çok önemlidir. Ancak, çocuk kendini kontrol etmesini
ebeveynlere ve diğer büyüklere bakarak daha çok öğrenir. Onun için ebeveynlerin
söyledikleri ile yaptıklarının tutarlı olması zorunludur. Büyükler gibi
(!) çocuklar da zaman zaman bazı hatalar yaparlar. Önemli olan, bu yanlış
davranışlardan yola çıkarak, doğruların ona sevecen bir biçimde öğretilmesidir.
Çocuk
eğitiminde tokatın yeri var mı?
Eskiden ebeveynlerden tokat yemek
çocuk terbiyesinin neredeyse ayrılmaz bir parçasıydı. Bu yüzden, şimdiki
erişkinler arasında tokat yemeyen birini bulmak oldukça zordur. Günümüzde
de özellikle kırsal kesimde ve büyük şehirlerin varoşlarında çocuklar hala
büyüklerinden tokat yemektedir. Hatta okullarda bile zaman zaman öğretmenlerin
dayağa başvurduğu bilinen bir gerçektir. Peki bu "cennetten çıkma (!)"
olduğu tabir edilen dayağın çocuk eğitiminde yeri var mı? Amerikan Pediatri
Akademisi tokatın çocuk eğitiminde kullanılmaması gerektiğini, eğer çocuğun
cezalandırılması gerekiyorsa ona alternatif diğer yöntemlerin kullanılmasını
önermektedir. Dayak atmanın çocuk eğitiminde yeri yoktur, çünkü: O an için
işe yaramış görünse bile, çocuğun davranışını değiştirmede aslında daha
önce söz edilen bir sandalyede bekleme cezasından daha etkili değildir.
Tokat atmak çocuğa sorumluluk öğretmez,
tersine onun daha da kızmasına ve hırçınlaşmasına neden olur. Ebeveynlerin
çoğu, daha sonradan tokat attıkları için pişmanlık duymaktadırlar. Sürekli
tokat yiyen çocukta zamanla bu yöntem de artık işe yaramaz olacaktır. Tokat
atmak, şiddetine bağlı olarak çocukta ciddi fiziksel hasarlara neden olabilir.
Sürekli dövülen çocuklarda depresyon, alkol kullanımı, diğer çocuklara
saldırganlık daha sık görülür, hatta erişkin olduklarında kendi eş ve çocuklarını
dövme ve suç işleme oranları diğer kişilere göre daha fazla olmaktadır.
Yapılan çalışmalar, dayak yiyen çocukların,
erişkin olduklarında diğer kişileri –onları sevseler bile- daha çok cezalandırma
eğiliminde olduklarını ortaya koymuştur. Onun için, hekimler olarak bizler,
çocuk eğitimi konusunda ebeveynlere doğru yolu göstermeli, sağlıklı bir
nesil yetiştirmek için her türlü şiddetten kaçınmaları gerektiğini onlara
olabildiğince öğretmeye çalışmalıyız. Son söz olarak, Dorothy Law Nolte'un
aşağıdaki satırları bu konuda söylenmesi gerekenleri çok güzel bir biçimde
dile getirmiyor mu?
Çocuk yaşadıklarından öğrenir...
Eğer bir çocuk eleştiriyle yaşarsa,kınamayı
öğrenir.
Eğer bir çocuk düşmanlıkla yaşarsa,
savaşmayı öğrenir.
Eğer bir çocuk utançla yaşarsa, suçlu
hissetmeyi öğrenir.
Eğer bir çocuk hoşgörü ile yaşarsa,
sabırlı olmayı öğrenir.
Eğer bir çocuk övgüyle yaşarsa, değer
vermeyi öğrenir.
Eğer bir çocuk alayla yaşarsa, utanmayı
öğrenir.
Eğer bir çocuk adil yaşarsa, adaleti
öğrenir.
Eğer bir çocuk güvenceyle yaşarsa,
inanmayı öğrenir.
Eğer bir çocuk dürüstlükle yaşarsa,
doğruyu öğrenir.
Eğer bir çocuk yüreklendirmeyle yaşarsa,
kendine güvenmeyi öğrenir.
Eğer bir çocuk arkadaşlıkla yaşarsa,
dünyada sevgiyi bulmayı öğrenir.
Eğer bir çocuk onaylamayla yaşarsa,
kendinden hoşlanmayı öğrenir.
Dorothy Law Nolte
|