
Migren
Hazırlayan:
Doç.Dr. Hulki Forta
Migren dünyada bilinen en eski hastalıklardan
biridir. Mısır'da Firavunlar döneminden papirus kalıntılarında baş ağrısı
tedavi çizimlerine rastlanmıştır. Hastalık için "yarım baş ağrısı" anlamına
gelen latince söylemin değişimiyle MIGREN adı yerleşmiştir. Ülkemizde de
yaygın olarak halk tarafından bilinmektedir. " Migren herhalde ", " Migrenim
tuttu " laflarını her insan duymuştur.
Migren, gelip geçici baş ağrısı ile
kendini gösteren bir hastalıktır. Baş ağrısı en uzun bir gün sürer. Çoğunlukla
3 - 5 saat devam eder. Ağrının şiddeti kişiden kişiye değişir. Ayni kişide
de her ağrı ayni şiddette değildir. Ağrı şiddetli olduğunda bulantı ve
kusma ağrıya katılır. Kusmadan sonra ağrıda bir azalma olması migrene ait
bir özelliktir. Ağrı genellikle başın bir yarısında başlar ve her tarafına
yayılır. Kusmadan sonra ağrı azalmadan sürüyorsa ve başın tek tarafından
başlayan ağrı, her ağrı geldiğinde ısrarla aynı tarafta ve yer değiştirmiyorsa
bir hekime danışmak gerekir.
Hekim migrene ait olduğu düşünülen
ağrının başka bir nedeni olabileceğini araştıracaktır.
Baş ağrısı sırasında hastalar parlak
ışık ve sesten rahatsızlık duyarlar. Loş ve sessiz bir ortamda yatmak isterler.
Ağrı geçtiğinde çoğunlukla uyurlar. Bunu da " ağrım uyuyunca geçiyor."
diye aktarırlar.
Migren kadınlarda daha çok görülür.
Adet öncesi, adet ve adet sonrası dönemlerde yoğunluk gösterdiği bilinmektedir.
Yalnız bu dönemlerde ortaya çıkan tipleri de vardır. Her yaşta başlayabilir.
Bebeklerde görülen
periyodik kusmaların bile migrenle
ilgili olduğu düşünülmektedir. Migren hastası olan kadınların ağrıları
menopozdan sonra çok hafifler ya da kaybolur.
Migren ataklarının sıklığı değişkendir.
Haftada ikiden çok baş ağrısı söz konusu ise hastanın ağrı gelmesini önleyen
tedavi için bir nöroloji doktoruna başvurması önerilir. Migren hastalarının
ailelerinde mutlaka migreni olan bir kişi vardır. Hastalar bunu çoğunlukla
kabul etmezler illa kendilerindeki ağrıya tıpatıp benzer bir ağrı olmadığını
savunurlar. Oysa migren ağrısı kişiden kişiye, şiddeti ve sıklığıyla farklıdır.
Migren ailevi geçişli bir hastalıktır.
Bazı yiyecekler ve bazı durumlar
baş ağrısını davet edebilirler. Uykusuzluk, açlık, mayalı içkiler, eskitilmiş
peynirler, kabuklu deniz mahsulleri, konserve yiyecekler ve kuru yemişler
ağrıyı tetikleyebilir. Bazı migren hastaları ağrının geleceğini önceden
anlarlar. Çoğunluk hastada bu hafif bir ağrı ve durgunluk hissi olarak
kendini gösterir. Bazı hastalarda bu öncü belirtiler, parlak ışık çakmaları,
yarım görme, bulanık görme şeklindedir.Ağrı bunları izler. Bunlara " öncü
belirtili migren " ( Auralı Migren ) diyoruz. Çok nadir hastada da bir
beden yarısında güçsüzlük ya da gözde kapanına ve çift görme ile giden
migren tipleri de görülür. Bu tipler de " eşliğinde bozukluk gösteren "
( komplike ) migren olarak adlandırılır.
Migren iyi huylu bir hastalıktır.
Sakatlığa neden olmaz. Ancak iş günü kaybına neden olduğu ve çok kişide
görüldüğü için ciddiye alınan bir hastalıktır. Ağrıdan sonra hasta sanki
ağrıyı çeken o değilmişçesine sağlıklı ve iyidir. Hastalar ağrıyı hisseder
hissetmez alırlarsa ağrı kesici ilaçlarla rahatlarlar. Ağrı çok sık geliyorsa
sorumlu migrenden ziyade sık kullanılan ağrı kesici ilaçlardır. Migren
hastalarında günlük gerilim baş ağrıları görülmesi de olağandır ve hastalar
migren ağrısını diğer baş ağrısından ayırt etmeyi öğrenmelidirler.
Hastalara
Verilebilecek Öğütler
Migren tanısını mutlaka doktor koymalıdır.
Yakınlarınızın söylemesi ile migren hastası olduğunuza inanmayın.
Haftada iki kereden fazla baş ağrısı
için ilaç kullanmayın. Ağrı kesicilerin sorunsuz kullanımı ile kimi ilaç
böbreğinizi kimisi de karaciğerinizi tedavisi olanaksız şekilde hastalandırabilir.
Içinde " ergotamin " olan ilaçları
ayda bir kereden daha çok ( doktor vermiş olsa bile ) kullanmayın.
Her zamankinden farklı baş ağrısı
hissederseniz mutlaka bir nöroloji kliniğine başvurun
|