Hazırlayan
: Prof. Dr. İ.Hamit Hancı, Dr.Aytaç Koçak, Ege Üniv. Tıp Fakültesi Adli
Tıp Anabilim Dalı
Yüksek Sağlık Şurası, Sağlık Bakanlığı’nı
sürekli kuruludur. Yüksek Sağlık Şurası, 1219 sayılı yasa, 1593 sayılı
Umumi Hıfzısıhha Kanunu (Genel Sağlık Yasası) ve 181 sayılı Sağlık Bakanlığı’nın
Teşkilat ve Görevlerine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin (KHK) ilgili hükümlerine
göre faaliyet göstermektedir.
Sağlık Bakanlığı içinde bulunan YSŞ,
hekimler hakkındaki adli olaylarda bilirkişilik görevi olan bir kuruldur.
Yüksek Sağlık Şurası (YSŞ) ,tabiplerin
mesleğe ilişkin kusur ve durumlarını belirlemeye yetkilidir.
Bu kurul sağlıkla ilgili sorunlar
hakkında oyunu ve düşüncesini bildirmek , sağlıkla ilgili yasal düzenlemelerde
görüş bildirmek, hekimlik mesleği ve şubeleri ile ilgili uğraşılar sırasında
işlenilen hatalar ve adli sorunlar hakkında bilirkişilik görevi ile yükümlü
bir danışma kuruludur.
Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname 31. Madde: Bakanlıkça
verilecek önemli sağlık ve sosyal yardım konuları hakkında görüş bildirmek
ve tababet şubeleri sanatlarını ifadan doğan adli konularda görüş vermek
üzere11 üyeli Yüksek Sağlık Şurası kurulmuştur.
Şura’ya yalnız hekimler için değil,
diş hekimi ve diğer sağlık meslekleri mensupları hakkında açılan davalara
ilişkin dosyalarda gönderilmektedir.
Yüksek Sağlık Şurası sadece ilgili
mahkemelerin istemleri doğrultusunda görüş bildiren bir kurul olmayıp aynı
zamanda ülkemizdeki önemli sağlık konularında da tavsiye niteliğinde kararlar
alan, sağlık alanında uygulamaya sokulması planlanan kanun ve tüzük taslaklarını
inceleyerek bu konularda da görüş bildiren bir kuruldur.
Yüksek sağlık
şurasına başvurma zorunluluğu
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının
tarzı İcrasına Dair Kanun (Tıp Meslekleri Uygulamasına Dair Yasa) 75. Madde
(sadeleştirlmiş bu günkü dile çevrilmiştir): Tıp mesleklerinin uygulanmasından
doğan cürümlerde (suçlarda) mahkemelerin uygun göreceği bilirkişinin rey
ve görüşüne başvurma özgürlükleri saklı kalmak koşulu ile - Yüksek Sağlık
Şura’sının görüşü sorulur.
1219 sayılı kanun 75.maddede ceza
mahkemelerinin uygun görecekleri bilirkişinin oy ve görüşüne başvurma hakkında
serbestileri ayrık olmak üzere ,Yüksek Sağlık Şurasının görünüşünün alınacağı
kabul edilmiştir. Mahkemeler diğer bilirkişi raporlarında olduğu gibi Yüksek
Sağlık Şurası raporlarıyla da bağlı değildirler.
Y1.CD 12.12.1967 tarihli kararında
"Tıbbi mesuliyette (sorumlulukta) Yüksek Sağlık Şürasına gidilmesi mecburidir.
Ama bu sorumluluk başka bilirkişilere başvurmak ve mahkemelerin değerlendirme
yapmak hakkını ortadan kaldırmaz."denilmektedir.
Bilirkişi olarak ister Yüksek Sağlık
Şurası ve isterse başka kuruma veya uzmana başvurulsun , yargıç bilirkişi
raporuyla bağlı değildir. Yargıç, bilirkişi oy ve görüşlerini sezgisi
ve genel kültürü ile denetlemek, gerektiğinde başka bilirkişilerin oy ve
görüşüne başvurmakla görevlidir.
1219 sayılı yasa 75. maddeye göre
hakkında görüş istenilmesi emredilen sorunlar olarak cürümlerden (suçlardan)
söz edildiğinden Yüksek Sağlık Şura’sından bilirkişilik görüşü alınması
zorunluluğu yalnız suçları inceleyip yargılayan ceza mahkemeleri için söz
konusudur. Ceza mahkemeleri dışında kalan diğer adli mercilerin (hukuk
mahkemeleri, savcılıklar, Danıştay, İdare Mahkemeleri) Şura’dan tıbbi bilirkişilik
görüşü sorma zorunlulukları yoktur. Genel hükümlere göre başka bilirkişilere
başvurarak karar vermeleri mümkündür.
Yüksek Sağlık Şurası sadece adli nitelik
kazanmış olaylarda görüş bildirmekte yükümlü olup, özellikle Memurun Muhakematı
Hükümleri uyarınca muhakkik tarafından sürdürülen soruşturma aşamasında
görüş bildirmez. Ancak olayda lüzumu muhakeme kararı verilip olay adli
bir nitelik kazanmışsa yani dava mahkemeye yansımışsa , bu safhada iken
ilgili mahkeme tarafından Yüksek Sağlık Şurasından görüş istenmesi mümkündür.
Yılda sadece 1 kez toplanma zorunluluğu
olan Şura’ya diğer adli mercilerden dosya gönderilmesi adaletin gecikmesine
yol açmaktadır. Bu mercilerin görüş sorma olayı tıbbi yönden çok karmaşık
olması ve bilirkişilik görüşleri arasında çelişki olması halinde isabetli
olacaktır.
Ceza mahkemeleri dışında kalan hukuk
mahkemesi ve idari yargı mercileri mahkemelerin Şura’dan görüş almak zorunlulukları
yoktur.
Şura’da sadece gelen evraklar incelenmekte
yani dosya üzerinden karar verilmektedir. Adli olayla ilgili görülen kişilerin
ifadeleri, sağlık kuruluşu kayıtları, hasta evrakı ve filmleri, labratuar
incelemeleri, diğer bilirkişilerin görüşleri, varsa otopsi raporu ve Adli
Tıp Kurumu yorumları incelenmektedir. Bu görüşmeler esnasında ilgililerin
muayenesi veya dinlenmesi yapılmamaktadır. Bu nedenle gönderilen dosyaların
tıbbi görüş sorulan tüm maddi olayları aydınlatacak ve tam bilgi verecek
şekilde olmaları şarttır.
Şuranın sağlıklı
karar verebilmesi için ;
Tüm tıbbi evrakın , olayla ilgili
şikayetçi, davalı ve tanıkların ifadelerinin gönderilmesi,
Fotokopi gönderilen dosyalardaki belgelerin
net okunamaması ve üzerlerinde sonradan yapılan tahrifatların farkedilmemesi
nedeniyle adli dosyaların asıllarının gönderilmesi gerekmektedir.
Yüksek Sağlık Şurası’nın görev
alanında olmayan dosyaların gönderilmesi ve gündeminin işgali dolayısıyla
uzun zamandır bekleyen dosyaların geç görüşülmesine neden olmaktadır.
Ayrıca sonucun ölüm olduğu birçok
dosyada otopsi yapılmadığı yapılan otopsilerin de yetersiz olduğu görülmüş,
adli tıp uzmanlığının özendirilmesinin önemi bir kez daha ortaya çıkmıştır.
YSŞ’da alınan
kararların olumsuz olmasını etkileyen bazı faktörler
1-Hasta dosyaları:
Günlük hekimlik yükünün ağırlığı nedeniyle genelde ihmal edilen bir konudur.
Oysa dosyanın iyi tutulması hem yasal bir zorunluluktur, hem de ayrıntılı
biçimde kayıt altına alınan bilgiler mahkemede hekim lehine kanıt olabilmektedir.
Hekim kaydını iyi tutarsa hasta, hekimin kusurunu ispat etmek zorundadır.
Aksi halde iyi kayıt yoksa hekim kusursuz olduğunu ispat etmek zoruna kalabilir.
2-Aydınlatılmış rıza alınmaması ya
da alınan rızanın yazılı olmaması. Bir tıbbı girişimin hukuka uygunluğunun
ön koşulu hastanın aydınlatılmış rızası ve girişimin tedavi amacına yönelik
olmasıdır.
3-Otopsinin yapılmaması sonucu delillerin
kaybolması. Pek çok adli vakada adli otopsi yapılmamakta dış muayene ile
geçiştirilmektedir.
Bu durumlarda “her ne kadar cerrahi
konsültasyonu istenmemesi bir ihmalse de otopsi yapılmaması nedeniyle ölüm
sebebi saptanamadığından hekimin kusurunu tesbit etmek fennen mümkün değildir.”
şeklinde kararlar çıkabilmektedir.
4-Hastalara yeterli zaman ayrılmaması
sonucu özensiz muayene ve girişimler. Tababet Uzmanlık Yönetmeliği 10.
Maddeye göre “Poliklinikler, kurumların fonksiyonlarına göre uzmanlık dalları
ile ilgili servislerle işbirliği halinde çalışacak ve hizmetleri gereği
gibi yapabilecek fizik ve teknik yapı ve nitelikte olacaktır.
Her servisin normal polikliniğinde
günde 1 uzman 20’den fazla hastaya bakamaz. Ancak, daha fazla hastanın
başvurması halinde o poliklinikte aynı esas üzerine uzman görevlendirilerek
o günkü tüm hastaların muayeneleri sağlanır”
5-Gerekli malzeme , alet ve personel
olmaması yani alt yapı eksikliği . Hekim olumsuz bir durum olmadan bu eksikleri
bağlı bulunduğu idareye yazılı bildirmelidir ki, bu eksiklikler nedeniyle
oluşan olumsuz durumlarda kusursuz olduğunu ispat edebilsin.