

Doğum Sonrası Depresyon
Hazırlayan: Doç. Dr. Selçuk Kırlı
Uludağ Üniv. Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı
Doğum yapan kadınlarda,
doğumdan sonraki bir yıl içinde bazı psikiyatrik sorunlar diğer zamanlara
göre daha sık ortaya çıkabilir. Bu sorunlardan birisi de yaklaşık doğum
yapan her 10 kadından birinde gelişen doğum sonrası depresyondur. Genellikle
doğumdan sonraki 2-8. haftalar içinde başlar ve en az iki hafta en çok
bir yıl kadar sürer. Tedavi görmeyen kadınlarda 3 ay- 1 yıl arasında kendiliğinden
düzelir.
Doğum sonrası depresyonun bulguları
doğum yapmayan kadınlardaki depresyondan farklı değildir, ancak normal
involüsyonel fenomenden (kilo kaybı, uykusuzluk vb.) ya da doğum sonrasındaki
ilk günlerde %50-70 sıklıkla görülen annelik hüznünden ayırt edilmesi
güç olabilir. Bununla birlikte doğum sonrası depresyonda ailesine karşı
sevgisizlik ve bebeğine karşı zıt duygular daha ön plandadır. Doğum sonrası
depresyonun diğer bulguları; duygu durumun baskılanması, aktivitelere ilginin
azlığı, iştah değişikliği, yorgunluk, uyku bozuklukları, çocuğun bakımında
güçlükler, suçluluk hissi, kendine güven azlığı, konsantrasyon güçlüğü,
psikomotor retardasyon ya da ajitasyon ve intihar düşünceleridir.
Doğum sonrası depresyonun nedenleri
kesin olarak bilinmemektedir. Hızlı fizyolojik değişikliklerin rolü olabileceği
düşünülmektedir, ancak hangi etmenlerin daha fazla neden olduğu açık değildir.
Bununla birlikte bazı risk etmenlerini taşıyan kadınlarda doğum sonrası
depresyonun daha sık görüldüğü bilinmektedir. Bu risk etmenleri; kadının
ya da eşinin işsizliği, sosyal desteğin yetersiz olması, evlilikle ilgili
sorunlar, beklenmedik yaşamsal olaylar (ölüm, ayrılık vb.), planlanmamış
gebelikler, çok doğum yapmış olma, daha önceki gebeliklerde depresyon geçirilmesi,
anne sütü ile beslememe, kayıpla sonlanan gebelik ve doğum deneyimleri,
erken anne-bebek ayrılığı ve bebeğin bakımı ile ilgili duyulan kaygılardır.
Gebelik sırasında ya da daha önce
geçirilen majör depresyon öyküsünün doğum sonrası depresyon gelişimi açısından
risk yarattığı bildirilmektedir. Anne sütü ile beslemenin genel yararları
iyi bilinmektedir. Doğum sonrası depresyon açısından ele alındığında ise
anne sütü ile beslemenin olumlu ve olumsuz etkileri olabilmektedir. Anne
sütü veren kadınlar, kendilerine ayıracak zamanlarının çok az oluşu, emzirme
nedeniyle uykusuz kalmaları, ilaç kullanmaları gerektiğinde bebeğe zararı
olacak endişesi duymaları gibi nedenlerle kolaylıkla negatif duygu durumuna
girebilirler. Bunun yanında anne sütünün hızla kesilmesinin bazı hormonal
değişiklikler yoluyla depresif belirtileri daha da kötüleştirdiği düşünülmektedir.
Doğum sonrası depresyon sık görülmesine
karşın çoğu kez tanı konulamamaktadır. Bu durumun başlıca nedenleri kadının
negatif duyguları nedeniyle kendini yalnız hissetmesi ya da utanması, rutin
kontrol için çağrıldığı 6. doğum sonrası haftaya kadar doktorla görüşme
olanağı bulamamış ya da hangi doktora başvuracağını kestirememiş olması,
yeni doğan bebeğin verdiği heyecanla yakınmalarını dile getirememesi olabilir.
Çoğu kadın sorunlarını depresyon olarak algılamaz, yine çoğu bu konuda
destek arayışı içinde değildir. Bu konuda yardım arayışında olan bir kadın
da çoğu kez bebeğinin doktorundan bu konuda bir yardım alabileceğini düşünmez.
Ağır doğum sonrası depresyonu olan kadınların yalnızca %50'den azı belirtilerini
depresyon olarak değerlendirmektedir.
Kadında doğum sonrası depresyon tanısı
konulunca; bireysel ya da aile psikoterapisi, farmakolojik tedavi ve sosyal
servislerin desteğinden yararlanılabilir. Aynı zamanda planlanmamış gebelikler
ya da işsizlik gibi risk etkenleri aile planlaması yöntemleri ya da iş
olanaklarının sağlanması ile azaltılabilir.
|