

Endometriozis
Hazırlayan
: Doç.Dr.Serdar Dilbaz,
SSK Ankara
Doğumevi ve Kadın Hastalıkları
Eğitim Hastanesi,
Etlik, Ankara
Endometriozis
nedir?
Endometriozis üreme çağındaki kadınlarda
görülen bir hastalıktır. Hastalık adını rahimin iç tabakasını döşeyen tabaka
anlamına gelen ve her ay adet döneminde kalınlaşıp dökülen ''endometrium''
dan almaktadır. Endometriozis'te normal olarak rahim iç tabakasında bulunması
gereken endometrium'a benzeyen doku rahim dışında vücudun diğer bölgelerinde
de bulunmaktadır. Rahim dışındaki bu endometriozis odakları ağrı, kısırlık
ve diğer bazı sorunlara neden olabilmektedir.
Endometriozisin en sık görülme yerleri,
karın boşluğunda özellikle yumurtalıklarda, rahime ait tüplerde, rahimi
destekleyen bağlarda, vagina adını verdiğimiz döl yatağı ve anal kanal
arasındaki alanda, rahim dış yüzeyinde ve pelvis denilen karın boşluğunun
yüzeyindedir. Bu endometriozis odakları bazen barsaklarda, anal kanalda,
idrar torbasında, vaginada, rahim ağzında, dış üreme organları üzerinde
veya geçirilmiş karın ameliyatlarının yara izlerinde görülebilir.
Endometriozis odakları veya alanları
genel olarak habis veya kanser değildir. Normal yerleşimlerinin dışında
olmasına rağmen normal bir doku tipi içerirler. Rahim içerisini döşeyen
endometrium gibi endometriozis odaklarıda adet döngüsünü yöneten hormonlara
yanıt vermektedirler. Adet döneminde rahim içerisinde olduğu gibi bu alanlarda
kalınlaşma, yıkılma ve kanama olmaktadır.
Buna rağmen rahimi döşeyen tabakanın
aksine rahim dışındaki endometriumun adet kanı şeklinde vücudu terk etme
olanağı bulunmamaktadır. Bu nedenle kendi içine kanama ve bu odaklardan
dökülen dokunun ve kanın hasara uğraması çevre dokularda iltihabi gelişme
ve bağ dokusu oluşumuyla sonuçlanmaktadır. Odakların yerleşim yerleşim
yerine göre oluşabilecek diğer beklenmedik hasarlar, bu odakların yırtılması
(endometriozisin yeni alanlara yayılmasına sebep olmaktadır), yapışıklıkların
oluşması, barsaklarda kanama veya barsak tıkanması, idrar torbası işlevlerinin
etkilenmesi ve diğer sorunlardır. Belirtiler zamanla kötüleşse de bazı
olgularda iyileşme ve tekrarlama dönemleri görülmektedir.
Belirtiler
Endometriozisin en sık görülen belirtisi
adetten önce ve adet esnasında görülen ağrılar (Genellikte normal adet
sırasında görülen sancılardan daha şiddetlidir), cinsel temas sırasında
ve sonrasında görülen ağrılar, kısırlık, düzensiz veya fazla kanamalardır.
Diğer belirtiler ise yorgunluk, adet sırasında ağrılı barsak hareketleri,
sırtın alt tarafına vuran ağrı, adet sırasında ishal veya kabızlık ve diğer
barsak rahatsızlıkları olabilir.
Bazı endometriozisli kadınlarda hiçbir
belirti olmayabilir. Endometriozisli hastaların % 30-40'ında kısırlık görülmektedir
ve bu durum hastalığın ilerlemesiyle sık rastlanan bir durumdur. Ağrının
şiddeti, hastalığın ve endometriozis odaklarının yaygınlık derecesi ile
doğru orantılı değildir. Çok küçük endometriozis odakları prostoglandin
adını verdiğimiz vücutta ağrı hissine neden olan maddenin vücut içerisinde
üretiminde daha etkindir. Bu durum küçük endometriozis odaklarında dahi
belirgin belirtilerin olmasını açıklamaktadır. Prostoglandinlerin ağrı
hissedilmesi dışında da işlevleri vardır ve endometriozisde diğer bazı
belirtilere de yol açtığı düşünülmektedir.
Endometriozis
nedenleri
Endometriozisin nedeni bilinmemektedir.
Birkaç neden öne sürülmekle birlikte bunların hiçbiri tüm endometriozis
olgularını açıklayamamaktadır. Bir kurama göre adet kanının rahimin tüplerinden
geçerek geriye doğru karın içine akmasıdır. Bu şekilde karın duvarı içerisine
taşınan endometrium hücrelerinin burada yerleşip büyüyebildiği öne sürülmektedir.
Bütün kadınlarda az da olsa bu şekilde bir geriye akışın söz konusu olduğu
ancak bağışıklık sisteminde veya hormonal sisteminde problemi olan kadınlarda
endometriozis geliştiği öne sürülmektedir. Bir başka kurama göre endometrial
doku rahim içerisinden kan damarlarıyla veya lenf yoluyla vücudun diğer
bölgelerine yayılmaktadır. Genetik kurama göre ise endometriozis belirli
ailelerin genlerinde taşınmakta veya bazı ailelerde endometriozise yatkınlık
bulunmaktadır.[ son araştırmalar dioxin ve PCB'ler gibi vücut içerisinde
hormon gibi davranan ve bağışıklık sistemini hasara uğratan çevresel toksinlerin
hayvanlarda endometriozise yol açtığını göstermiştir ]
Bir diğer kurama göre kadın
henüz embriyo (cenin) dönemindeyken meydana gelen doku artıkları yetişkin
dönemde endometriozise dönüşebilmektedir veya bazı özel durumlarda embriyo
döneminde üreme sistemi dokusu oluşturabilme yeteneğinde olup yetişkin
dönemde farklı yapılar şeklinde bulunan dokular bu yeteneklerini tekrar
kazanmaktadır. Cerrahi esnasında bu dokuların nakli özellikle karın ameliyatlarındaki
yara izlerinde görülen endometriozisi açıklamak için öne sürülen bir kuramdır.
Endometriozis araştırmacıları başka teoriler üzerinde de çalışmaktadır.
Tanı
Endometriozis tanısı laparaskopi
denilen ve anestezi gerektiren bir cerrahi işlemle tanı konulana kadar
kesin değildir. Bu işlem sırasında hastanın karnı içerisine karbondioksit
gazı verilerek şişirilir ve iç organların daha iyi görülmesı sağlanır.
Laparaskop denilen ışıklı optik alet göbek kenarına yapılan küçük bir kesiden
karın içerisine sokulur ve iç organlar dikkatli bir şekilde incelenir.
Bu inceleme esnasında endometriozise ait odaklar görülebilir.
Bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı
hastasını muayene ederken endometriozis odaklarını eliyle hissedebilir
veya muayene esnasındaki belirtiler endometriozis varlığını düşündürebilir.
Buna rağmen endometriozisin kesin tanısı laparaskopi ile konur ve tanı
konulmadan tedavi edilmesi iyi bir yaklaşım değildir. (örnek olarak bazen
yumurtalık kanseri endometriozis ile aynı bulguları verebilmektedir). Laparaskopi
ile endometriozis odaklarının yerleri, büyüklükleri, ve yaygınlığı görülebilir
ve böylece hasta ve doktorun daha iyi bilgilenmesine, uzun dönemde tedavi
ve gebelik için karar vermesine yardımcı olur.
Tedavi
Endometriozis için değişik tedavi
yöntemleri kullanılmakla birlikte kesin bir tedavi henüz bulunamamıştır.
Yapılan araştırmalar yüksek oranda hastalığın devamı veya tekrarlama olasılığının
yüksek olduğunu göstermiştir. Ağrı kesiciler genellikle endometrioziste
görülen ağrılar için kullanılırlar. Hormonlarla tedavi yumurtlamanın mümkün
olduğunca uzun bir süre durdurulmasını amaçlamaktadır. Bu tedavi sırasında
ve bazen aylar ve yıllar sonra endometriozis de gerileme görülebilmektedir.
Hormonal tedavi; doğum kontrol
hapları, progesteron ilaçları, testosteron türevleri (danozol), ve GnRH
agonistlerini (gonadotropin salıcı hormon ilaçları) içermektedir. Tüm hormonal
tedavilerde yan etkiler bazı kadınlar için sorun oluşturabilmektedir.
Gebeliğin sıklıkla belirtilerde gerilemeye
neden olması ve çocuk arzusu olanlarda hastalığın süresi uzadıkça gebe
kalma şansının azaldığına inanıldığı için, endometriozisli hastalara gebeliği
ertelememeleri önerilmektedir. Endometriozisli kadınlarda dış gebelik ve
düşük şansı yüksek olabilir. Araştırmalar endometrioziste kalıtsal bir
geçiş olabileceğini göstermektedir. Dolayısıyla hastaların çocuklarında
endometriozis riski ve ilişkili sağlık sorunları olasılığı artmaktadır.
Laparaskopik ya da klasik yöntemle
yapılan cerrahi ile endometriozis lezyonlarının çıkartılması veya yok edilmesi
mümkündür ve belirtilerin hafiflemesi veya gebeliğin oluşması sağlanabilir.
Buna rağmen diğer tedavilerde olduğu gibi hastalığın tekrarlama olasılığı
sıktır. Laparaskop ile yapılan cerrahi tedavi hızla klasik açık abdominal
cerrahinin yerini almaktadır. Operatif laparaskopide cerrahi işlem laparaskop
aracılığıyla, lazer, etektrokoter veya küçük cerrahi aletler kullanılarak
yapılır. Radikal cerrahide rahimin, yumurtalıkların ve tüm endometriozis
odaklarının çıkartılması söz konusudur ve ancak diğer tedavilere cevap
vermeyen uzun süreli ağır endometriozis olgularında gerekli olmaktadır.
|