![]() ![]()
Hazırlayan: Türk Psikologlar Derneği
Çocuklar depremin
kendisinden korktukları kadar, bu olayın hayatlarında yol açacağı değişikliklerden,
belirsizlikten ve sorunlardan da korkarlar. Böyle bir felaketten sonra
çocuğun yaşadığı psikolojik sıkıntı, davranışlarında değişmelere ve birtakım
belirtilere yol açabilir.
Sizin felaket karşısında
gösterdiğiniz tepkiler, çocuğunuzun da bu olaya nasıl bir anlam vereceğini
ve bu olayla nasıl başa çıkacağını belirler. Çocuklar normal zamanda da
anne-babalarının endişelerinin farkındadırlar. Ama özellikle bir kriz durumunda
bu konuda daha duyarlı hale gelirler. Sizi izleyip tepkilerinizden ipuçları
yakalamaya çalışırlar. Siz panik içindeyseniz çocuk daha çok panik yaşar,
karamsar ya da çökkün olursanız çocuk olumsuzluklardan daha çok etkilenir.
Bu nedenle endişelerinizi çocuklarınızla paylaşmalı, onlara bu zorlukların
üstesinden gelebileceğinizi söylemelisiniz.
Çocuğun depremden
nasıl etkilendiği onun yaşı ile de bağlantılıdır. Henüz okul çağına gelmemiş
çocuklar, olan biteni anlamada ve yaşadıkları duyguları dile getirmede
güçlük çekerler. Hissettiklerini konuşarak paylaşamadıkları için de olaydan
daha fazla etkilenirler. Altı yaşında bir çocuk korkusunu okula gitmek
istemeyerek gösterirken, ergenlik çağındaki bir çocuk korkusunu açıkça
göstermekten kaçınabilir. Felaket sonrası dönemde ise bu çocukların okul
başarısı düşebilir, sizinle sık sık tartışmalara girebilirler.
Depremin tekrarlayacağından, ya da depremi
hatırlatacak bazı işaretlerden (oturduğu koltuğun, yatağın sallanması,
uyku sırasındaki gürültü, vb.) aşırı korkma;
Çok kolay ve sık sık sinirlenme, ağlama
ve sızlanma;
Saldırganlık gösterme, yaramazlık yapma
ve kendini bir işe verememe;
Okulda ve evde daha önce hiç yapmadığı
davranışları yapma; Örneğin hiç kavga etmeyen çocuğunuzun kavga etmesi,
Daha hareketli olma ve yerinde duramama,
Felakete ilişkin korkular yaşama; örneğin,
sizden tamamen ayrılacağından korktuğu için yanınızda yatmak isteyebilir,
yağmurdan gök gürültüsünden ve fırtınadan korkabilir;
Uykuda kabuslar görme, çığlık atma ve
yatak ıslatma;
Yalnız kalmaktan, yanındakilerin uzaklaşmasından
korkma, peşinizde dolanma, okula ya da kreşe gitmekten korkma, tuvalette
yalnız bırakılmaktan korkma;
Parmak emme, altını ıslatma, biberondan
beslenmeyi isteme, sürekli kucakta tutulmayı isteme gibi bebeksi davranışlar
gösterme;
Doktor tarafından sebebi bulunmayan mide
bulantısı, karın ağrıları, kusma; başağrısı, baş dönmesi, beslenme ve uyku
düzensizlikleri gibi şikayetler gösterme;
Sessizleşip içine kapanma, yaşanan bu
olaylar üzerinde konuşmaktan kaçınma;
Sürekli bu konu üzerinde konuşmayı isteme
(özellikle daha büyük çocuklar) ya da oyunlarında ve masallarında deprem
felaketine ilişkin konuları işleme;
Bu deprem felaketinin, kendisinin daha
önceden yapmış olduğu bir “kabahat” yüzünden olduğunu düşünüp, suçluluk
duyma.
Çocuklarınıza bu konuda yardım etmek için neler yapabilirsiniz?
Çocukları, yaşanan
olaylar hakkında bilgilendirme-nin büyük yararı vardır; onlara destek olmak,
aile ve akrabaların felaket sonrasındaki yaraları sarma çalışmalarında
onlara görev vermek, aile ve akrabaların birarada oldukları duygusunu yaşamalarına
da katkıda bulunur. Bu zorlukları birlikte aşabilmek, deprem felaketinden
çok sonraları bile sürebilecek ve aile bağlarını güçlendirecek bir “birlik
beraberlik” duygusu yaşatacaktır.
Yaşadıklarınızla
ve durumla ilgili olarak bir şey saklamadan, yanlış bilgi vermeden onunla
anlayabileceği bir dille konuşun. Konuşurken diz çökün ve onun göz hizasına
gelmeye çalışın, ellerini tutun, unutmayın çocuğunuzun güven ve destek
dolu dünyası bir anda yerle bir olmuştur. Sorularına doğru ve basit cevaplar
verin. Ailenize neler olduğunu çocuklarınıza açıklayın. Onların anlayacağı
basit sözcükler kullanın. Doğruyu söyleyin. Örneğin okul öncesi bir çocuk
için, “Ayşe, deprem oldu ve evimiz yıkıldı. Bir süre onun içinde oturamayacağız.
Teyzenlere gideceğiz” gibi bir açıklama yeterli olabilir. Yaşadığınız
bu ciddi durumu, olduğundan daha hafif bir şekilde aktarmaya çalışmayın.
Ancak varolanı da abartmayın. Çocuğa, ailesinin, akrabaların ve diğer tanıdıkların
koruması altında olduğu konusunda güvence verin. Onlara şu tür cümlelerle
yaklaşabilirsiniz:
“Evet canım, deprem tehlikeli bir şey. Başımızdan
çok üzücü olaylar geçti. Ama bizler şimdi güvencedeyiz. Bak! bu konu ile
ilgili kişiler ve tüm yardım kurumları bize yardım ediyor, hepsi geçecek
ve eski günlerimize döneceğiz”.
Ona güven verin.
“Hiç korkma, birlikteyiz”, “Seni seviyorum”, “Seni koruyacağım”, gibi cümleler
kullanın. Bu sözleri bir kez söylediniz diye çocuğun hemen anlayacağını
ve rahatlayacağını sanmayın. Olabildiğince sık tekrar edin.Çocuğunuzu kucağınıza
alın, sarılın, rahatlatın. Yakın temas ona kendisini terk etmeyeceğiniz
mesajını verir.
Uykudan önce onunla
birlikte daha fazla zaman geçirin, konuşun, güven verin. Eğer imkanınız
varsa, çocuğunuzun yattığı yerin karanlık olmamasına çalışın. Çocuğunuzu
geceleri yatırırken karşılaşabileceğiniz bazı sorunlar vardır: Çocuğunuz
kabuslar görebilir, merak etmeyin bu kabusların aslında çocuğunuza yararı
vardır. Bu insan beyninin gösterdiği son derece doğal bir tepkidir. Bu
sayede iç dünyasında yaşadığı yoğun duyguları boşaltma imkanı bulur. Çocuğunuz
bu kabusları gerçek sanabilir, korkuyla bağırıp sarsılabilir, telaşa kapılmayın,
ona sarılın ve gördüklerini anlatmasını isteyin ve sonuna kadar da dinleyin
araya girmeyin, “kötü bir rüya görmüşsün, herhalde sana gerçekmiş gibi
geldi, rüyanda saklandığını, ağladığını, bağırdığını, kaçtığını söylüyorsun,
sana hak veriyorum, ben de olsam aynısını hissederdim” gibi şeyler söyleyin,
kesinlikle “korkulacak birşey yok” demeyin. Çünkü çocuğunuz korkmuştur,
bunun için suçluluk ya da utanç hissetmemelidir.
Çocuğunuz oyun
oynarken onu izlemeye çalışın. Neler söylediğini ve nasıl söylediğini dinleyin.
Çocuğunuz oyuncaklarıyla ya da arkadaşlarıyla oynarken kızgınlık gösterebilir.
Bu çok doğaldır.
“Gel yavrum, anlıyorum canın sıkkın, sıkıntın geçinceye
kadar seninle biraz oturalım” diyerek onu konuşabileceğiniz bir yere
çekin.
Gerginliğini azaltıcı
faaliyetler düzenleyin. Çocuğunuzu oyundan uzaklaştırmayın. Oyuncaklarıyla
veya güvenli ve açık alanlarda oynamasını sağlayın. Eğer çocuğunuz çok
küçükse ve sevdiği, onsuz yapamadığı bir oyuncağını ya da benzeri bir şeyi
kaybettiyse ve bunun için ağlayıp yas tutuyorsa bu duruma izin verin, susturmaya
çalışmayın. Bir zaman sonra da eğer mümkünse kaybettiği o şeyin yerine
yenisini sağlamaya çalışın.
Olanaklar ölçüsünde,
gündelik alışkanlıklarınızı sürdürün ya da yeni koşullar altındaki yaşantınızı
da olabildiğince eskilerine benzetmeye çalışın. Örneğin, yemek saatlerini,
onu yatırdığınızda masal anlatmayı, öğleden sonra uykularını sürdürün.
Alışkanlıkların birden ortadan kalkması özellikle daha büyük çocuklarda
kendi başına ciddi bir stres yaratabilir.
Bu olaydan sonra,
kendinizin de neler hissettiğini çocuklarınızla paylaşın; başınıza gelenlere
nasıl olumlu bir şekilde yaklaşmaya çalıştığınızı anlatın. Örneğin şöyle
bir şey söyleyebilirsiniz:
“Evden ayrılmak zorunda kaldığımız için ben
de çok üzgünüm, ağlamamın nedeni bu. Gel bana bir sarıl. Çok iyi gelecek.”
Çocuklarınızın duygularını ve yaşadığı sıkıntıyı anladığınızı ve hepsini
kabul ettiğinizi de belirten sözcükler kullanın. Örneğin, “Ahmetçiğim,
ağlamanın hiç bir sakıncası yok. Ağlayabilirsin. Halanlarda rahat edeceğiz.”
Çocuğunuza, hissettiklerini dinlemeye hazır olduğunuzu, yaşadığı duyguların
hepsinin çok normal olduğunu söyleyin.
Cesaret, sabır,
kararlılık, yardımlaşma, problemleri çözmeye çalışma ve sorunlarla başa
çıkma konusunda çaba gösterme gibi davranışlarınızla, çocuklarınıza örnek
olmaya çalışın. Çocuklarınızın dikkatini, benzer felaketi yaşamış diğer
ailelere ve onlara yardımcı olmaya çalışan diğer insanlara çekmeye çalışın.
“Ellerinden geleni yapıyorlar Ayşeciğim. Bak dün bütün gece karşı evdekileri
kurtarmaya çalıştılar. Komşularımız da aynı şekilde uğraşıyorlar. Bu işi
atlatmak için hep birlikte çalışmalıyız” şeklinde bir şeyler söyleyebilirsiniz.
Çocuğunuza yardımcı olmak için, yaşadıklarınızla nasıl başettiğinizi anlatabilirsiniz.
Örneğin, “Kendimi kötü hissettiğimde birlikte yaşadığımız güzel günleri
düşünüyorum ve kendime ileride herşeyin yeniden düzeleceğini hatırlatıyorum.
Bu beni biraz olsun rahatlatıyor, belki sen de denersin.”
Son olarak kısaca şunları öneriyoruz:
Gündelik yaşamınızı en kısa zamanda düzene
sokun
Planlara tüm ailenin katılmasını sağlayın
Kendi duygularınızı paylaşın
Çocuklara bağırıp çağırmaktan ve dayak
atmaktan kaçının
Eğer çocukları bir yere göndermek zorundaysanız
bunu onlara mutlaka anlatın ve onlarla iletişimi kesmeyin
Yardım istemekten korkmayın! Böyle bir
felaketle kimse tek başına başedemez
Sizin için en önemli olan işleri belirleyin
ve bunları sırayla ele alın
Sezgilerinize güvenin. Buraya kadar başardığınıza
göre gerisini de halledersiniz
Bu metindeki bilgiler Türk Psikologlar Derneği'nin halka yönelik hazıladığı belgeler'den alınmıştır | ||||
Bu site
ve
Ankara Tabip Odası işbirliğiyle hazırlanmaktadır.