

Öfke Nedir ? Nasıl Kontrol Edilebilir ?
Hazırlayan: Türk Psikologlar Derneği
Öfke aslında normal
ve sağlıklı bir duygudur. Ama kontrolden çıkıp da yıkıcı hale dönüştüğünde,
okul ya da iş hayatınızda, kişisel ilişkilerinizde sorunlara yol açar.
Öfke çok çeşitli olaylar sonucu ortaya çıkabileceği gibi doğal afetler
gibi hiç beklenmeyen bir anda gelip hayatı alt üst eden ve istenmeyen değişikliklere
sürüklenme durumlarında da sıkça ortaya çıkar.
Öfkenin ifadesi
Öfke sadece
insanlarda varolan bir duygu değil, her canlı organizmanın tehdit karşısında
olaylara gösterdiği doğal bir tepkidir. Afetler de genellikle beklenmeyen
olaylar oldukları için insanın varoluşunu tehdit eder.
Sağduyumuz,
öfke duygumuzu nereye kadar götüreceğimiz konusunda önümüze sınırlar koymaktadır.
Ancak afetler sırasında yaşanan panik ve şok karşısında herşey karmakarışık
olabilir. En başta artık hayatımız karmakarışık olmuştur. Öfke duygularıyla
başa çıkmak için bilinçli ya da bilinçsiz bazı yollar kullanırız. Bunlar
kısaca; İfade etme, bastırma ve sakinleştirmedir
Öfkeyi saldırganlıkla
değil de sözel olarak ifade etmek, bunlar içinde en sağlıklı yoldur.
Bunu yapabilmek için, istediklerimizin ne olduğunun farkına varmalı, bunları
açık ve karşımızdakini incitmeyecek bir şekilde aktarmalıyız.
İkinci yol,
öfkeyi bastırmaktır. Kızgınlığınızı içinizde tutup, onu düşünmemeye çalışıyor
ve dikkatinizi daha olumlu birşeylere yönlendiriyorsanız, bu yolu kullanıyorsunuz
demektir. Bu bazan işe yarasa da sürekli olarak bu yolu kullanmak, çok
sağlıklı olmayabilir. Eğer kızgınlık doğru bir biçimde ifade edilemezse,
bir süre sonra bu duygu kişinin kendisine döner ve yüksek tansiyon, psikosomatik
rahatsızlıklar (ülserler, allerjiler vb.) ya da depresyon gibi sorunlara
yol açabilir.
Öfke yaşadığınızda
kendinizi sakinleştirmeye çalışmak, üçüncü seçeneğinizdir. Nefes
alıp verişlerinizi, kalp atış hızınızı kontrol ederek, kendinizi fizyolojik
olarak sakinleştirip, içinizdeki öfke duygusunu hafifletebilirsinz.
Öfkenin
Yönetimi
Öfke yönetimi
tekniklerinin amacı, kızgınlığın ve öfkenin yol açtığı duygusal ve bedensel
tepkileri azaltabilmektir. Siz de kızgınlığa yol açan insanları, olayları
yok edemezsiniz; onlardan kaçınamazsınız; onları değiştiremezsiniz. Yapabileceğiniz
tek şey bu insanlar ya da olaylar karşısında gösterdiğiniz içsel ve dışsal
tepkilerinizi kontrol edebilmek, onları yapıcı bir şekilde yönetebilmektir.
Eğer zaman
zaman kontrolü kaybettiğiniz oluyorsa ya da kaybedeceğinizden korkuyorsanız,
bir psikologtan yardım isteyebilirsiniz.
Öfkemizi
boşaltmak iyi midir?
Psikologlar
artık bunun çok yanlış ve tehlikeli bir inanç olduğunu göstermişlerdir.
Araştırmalar, kızgınlık duygusunun “boşaltılması”nın kızgınlık, öfke ve
saldırganlığı daha çok arttırdığını ve sorunu çözmek için hiç bir yararı
olmadığını göstermektedir. Onun için en iyisi, öfkenizi neyin başlattığını
bulmak ve kendinizi öfkeyle kaybetmeden, bu nedenlerle başa çıkabilme yollarını
öğrenmektir. Örneğin, asıl kaygı duyduğunuz şey, kendinizi güvencede hissetmeme
iken, bambaşka bir şeye bağırıp çağırabilirsiniz.
Hangi
Yöntemler Öfkenizin Taşmasını Önler?
Gevşeme:
Derin derin
nefes alın, sakinleştirici durum ve manzaraları zihnimizde hayal ederek
canlandırmaya çalışın .Bu sakinleşmemize yardımcı olur.
Deneyebileceğiniz
bazı basit yöntemler şunlardır:
Karnınızı dolduracak
şekilde derin nefesler alın; göğsünüzün üst kısmıyla nefes almanız sizi
rahatlatmaz. Nefes alıp verdiğinizde göğsünüz değil, karnınız şişmelidir.
Derin nefeslerinizi
alırken, kendi kendinize tekrar tekrar “Gevşe!” ya da “Sakin ol!” diyerek
telkinde bulunun.
Hayal ederek
sizi gevşetecek bir yer ya da ortamı düşünün ve gözünüzün önüne getirmeye
çalışın. Geçmişte çok sakin olduğunuz bir yeri hatırlayın.
Bu teknikleri
hergün pratik yaparak ezberlerseniz, daha sonra karşılaşacağınız gergin
ortamlarda otomatik olarak uygulayabilirsiniz.
Düşünceleri
Değiştirme
Öfkeli insanlar
düşüncelerini küfrederek, bağırıp çağırarak ifade etme eğilimindedirler.
Kızgın olduğumuz zaman genellikle, olayları istemeden abartılı ve çarpıtılmış
olarak algılarız. Bu tür düşünce biçimlerinizi farkedin ve yerine daha
mantıklı olanları yerleştirin.
Örneğin kendi
kendinize, “Eyvah, herşey mahvoldu!” gibi bir şeyler söylemek yerine, “Dünyanın
sonu değil ve buna şimdi öfkeleniyor olmam bu olayı olmamış hale getirmeyecek.”
diyebilirsiniz. Her iki düşünceyi de zihninizden geçirerek deneyin. Öfkenizin
hangi düşünceyle arttığını ya da azaldığını görün.
Farkında olmadan
çok sık kullandığımız ve bizi kızgınlık duygularına hazırlayan, “asla”
ya da “her zaman” gibi sözcükleri zihninizde yakalamaya çalışın.
“Hiç bir şey asla düzelmeyecek ” ya da “Her zaman haksızlığa
uğrayan ben olurum.” gibi cümleler oldukça hatalıdır. Öfke duygunuzda
haklı olduğunuzu düşünmenize de yol açar. Durumla ilgili yargıyı koyduğunuz
için problemin çözümüne de katkıda bulunmaz.
Mantık öfkeyi
yener, çünkü öfke haklı bir nedene bağlı olsa da, çok çabuk mantık sınırlarını
aşabilir. Bu yüzden öfkelendiğinizi hissettiğinizde mantığınıza sığının.
Kendinize “Tüm dünyanın size kazık atmaya çalışmadığını” hatırlatın. Sadece,
yaşamın iniş ve çıkışlarından bazılarını yaşadığınızı düşünün. Öfkenizin
kontrolden çıkmaya başladığı her zaman, bu yönteme başvurun. Bu daha dengeli
bir bakış açısını yakalamanıza yardımcı olacaktır.
Öfkeli insanlar
her şeyi talepkar bir şekilde isterler, diğer deyişle kendilerine hak görürler.
Bu durum, adalet için de böyledir, takdir, kabul, onay, vb. için de böyle.
Herkesin bu değerlere ihtiyacı vardır. Elde edemeyince hepimiz üzülür,
incinir, hayal kırıklığına uğrarız. Ama kızgın ve öfkeli insanlar, bunları
talep ederler. Talepleri karşılanmayınca, hayal kırıklıkları engellenme
duygusuna, o da öfkeye döner.. Bu insanlar, düşünceleri üzerinde çalışıp
onları yeniden yapılandırırken, bu talepkàr özelliklerinin farkına varmalı
ve “beklentileri”ni, “arzular”a dönüştürmelidirler. Diğer deyişle, istediği
herhangi bir şey için, “Bana verilmeli” ya da “Benim olmalı” demek yerine,
“Bana verilmesini isterdim.” diye düşünmenin daha sağlıklı olduğunu görmelidirler.
Problemi
çözme
Bazen öfke
duygularımız yaşamımızdaki gerçek ve kaçınılmaz sorunlardan kaynaklanıyor
olabilir. Kızgınlık duyguları böyle zamanlarda bu zorluklar karşısında
yaşanan doğal ve sağlıklı duygulardır. Böyle durumlardaki en yararlı tutum;
önce durumu değiştirip değiştiremeyeceğimizi araştırmaktır. Değiştirebileceğimiz
bir şeyse çözüm yolları araştırılabilir. Değiştirilemeyecek bir durumsa,
çözüm için uğraşmak yerine, yapılacak en iyi şey sorunla yüzleşmektir.
Elinizden gelenin
en iyisini yapmaya çalışın ama, yanıtları hemen bulamıyor, sonuca hemen
ulaşamıyorsanız, kendinizi cezalandırmayın.
Daha iyi
iletişim
Öfkeli insanlar
genellikle düşünmeden yargılama ve bu yargıları yönünde davranma eğilimindedirler.
Bu yargılar da bazen çok gerçek dışı olabilmektedir. Eğer çok elektrikli
bir tartışma içine girdiyseniz, ilk yapacağınız şey ;
Yavaşlayıp gösterdiğiniz
tepkileri gözlemek olmalıdır. Aklınıza gelen ilk şeyi söylemeyin, yavaşlayın
ve asıl söylemek istediğinizi düşünün. Aynı anda karşınızdakinin de söylediklerini
duymaya ve anlamaya çalışın. Hemen cevap vermeyin.
Öfkenizin altında
ne yattığını da anlamaya çalışın. İnsanın eleştirildiği zaman savunmaya
geçmesi doğaldır, ama siz de saldırıya geçip savaşmayın. Onun yerine söylenenlerin
altında yatanı bulmaya, asıl söylenmek isteneni dinlemeye çalışın. Ya da
belki o ortamdan biraz uzaklaşıp rahatlamak isteyebilirsiniz. Ama kendinizin
ya da karşınızdakinin öfkesinin kontrolden çıkmasına izin vermeyin. Sükúnetinizi
korumanız, durumun raydan çıkıp bir felakete dönüşmesini engelleyecektir.
Mizah kullanın
Mizah, çeşitli
yollarla öfkenizin yoğunluğunun azalmasına yardımcı olabilir. Herşeyden
önce daha dengeli bir bakış açısı sağlar.
Birine öfkelenip
de belli sıfatlarla etiketler takmaya başladığınızda, bir an durun ve o
insanın gerçekten o “şey” ya da “öyle” olduğunu düşünün. Bu sahneyi gözünüzün
önüne getirin. Örneğin birine, “muşmula” ya da “odun kafalı” gibi sıfatlarla
saldırdığınızda, o kişiyi gerçekten bir muşmulaymış ya da odundan bir kafası
varmış gibi hayal edin ve gündelik işlerini o şekilde yaptığını gözünüzün
önüne getirin. Eğer karşınızdaki insanı benzettiğiniz şeyin ne olduğunu
düşünerek kafanızda gerçekten öyleymiş gibi bir resim çizebilirseniz, öfkenizin
azalmaya başladığını göreceksiniz. Çünkü mizah sırasında yaşanılan duygularla,
öfkenin birarada bulunması mümkün değildir.
Öfkesi çok yoğun
olan kişinin davranışlarının altındaki temel mesaj, “Her şey benim istediğim
gibi olmalı!” dır. Öfkeli insanlar kendilerinin ahlaken haklı ve doğru
olduklarına inanırlar. Planlarını değiştirmelerine ya da engellenmelerine
yol açan her türlü olay/durum, onlar için dayanılmaz bir aşağılanma gibi
algılanır. Kendilerinin bu şekilde sıkıntı yaşamamaları gerektiğini düşünürler.
Belki başka insanlar sıkıntı çekebilirler ama onlar değil!
Kendinizde
de buna benzer bir duyguyu yakalarsanız, kendinizi tüm caddelerin, dükkanların,
resmi dairelerin sahibi olan bir tanrı ya da tanrıça gibi hayal edin. Tüm
insanların sizin önünüzde eğildiğini, eteğinizi öptüğünü düşünün. Bu hayali
görüntülere ne kadar ayrıntı koyarsanız, ne kadar talepkàr olduğunuzu ve
ne kadar mantık dışı davrandığınızı o kadar iyi anlayacaksınız. Ayrıca
durum ve olayların gerçekte ne kadar önemsiz olduğunu da farkedeceksiniz.
Mizah kullanırken
iki noktada çok dikkatli olmak gerekir.
Öncelikle mizah
kullanmanın, sorunlarınızı gülerek geçiştirmek demek olmadığını, tersine
onlarla yapıcı bir şekilde yüzleşebilmeniz demek olduğunu bilmelisiniz.
İkincisi de
mizah kullanayım derken, alaycı ve aşağılayıcı mizaha başvurmaktan kaçınmalısınız.
Çünkü bu da sağlıksız öfke ifadesinin bir başka yoludur.
Çevrenizi
değiştirmek
Bazen, sinirlenip
öfkelenmemize yol açan “şeylerin” yakın çevremizde olduğunu farkederiz.
Sorunlar ve sorumluluklar üzerinize öylesine yıkılır ki düştüğünüz tuzağa
ve o tuzağı temsil eden insanlara karşı öfke ile kavrulursunuz.
Biraz ara verin.
Gün içinde özellikle stresli olacağını bildiğiniz saatlerde, sadece kendiniz
için kullanacağınız bir zaman ayırın. Örneğin çalışan bir anne, eve geldiğinde
kendisine ayıracağı bir 15 dakikalık süre olursa, çocuklarının isteklerine,
parlamadan daha iyi yanıt verebilir.
Kendinizi
rahatlatabilmek için birkaç ipucu daha
Zamanlama:
Eğer sevdiğiniz kişiyle belli konuları belli saatlerde konuşuyorsanız ve
bu konuşmalar da hep tartışma ile sonuçlanıyorsa, bu tür konuları konuşma
saatinizi değiştirin. Belki yorgun, dikkatsiz oluyorsunuzdur ya da bu sadece
bir alışkanlık haline gelmiştir.
Kaçınma:
Eğer çocuğunuzun odasındaki dağınıklık odanın
önünden her geçişte “kafanızın tasını attırıyorsa”, kapıyı kapatın. Sizi
öfkelendiren şeylere bakmaktan kendinizi alıkoyun. “Ama, öfkelenmemem için
çocuğumun odasını temiz tutması gerekir.” demeyin. Konu şu anda bu değil.
Konu kendinizi olabildiğince sakin tutabilmektir.
Alternatifler
bulun: Bazı olaylar sizi öfke duyguları içinde
bırakıyorsa, bunu çözmeyi bir iş edinin ve uygun yollar araştırın.
Danışmanlığa
ihtiyaç duyuyor musunuz?
Eğer öfkenizin,
kontrolünüz dışına çıktığını düşünüyorsanız, ev ve iş hayatınızın önemli
boyutları bu duygudan etkileniyorsa, bir psikoloğun danışmanlığına başvurabilirsiniz.
Unutmayın, öfkeyi
yok edemezsiniz, tüm çabalarınıza rağmen sizi öfkelendirecek olaylar olacaktır.
Yaşam her
zaman için engellerle, acılarla, kayıplarla ve diğer insanların onlardan
beklemediğiniz davranışlarıyla dolu olacaktır.
Bunu değiştiremezsiniz.
Ama bu olayların sizi etkileme biçimini değiştirebilirsiniz. Kızgınlık
ve öfke tepkilerinizi kontrol ederek, uzun vadede onların sizi daha mutsuz
kılmasını önleyebilirsiniz.
Bu metindeki bilgiler
Türk Psikologlar Derneği'nin halka yönelik hazıladığı belgeler'den alınmıştır
|